Kurt Cobain’in “Jeremiah the Innocent” tişörtünden önce Daniel Johnston

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müzik, kaldırım taşlarının arasından başını uzatan bitkiler gibi tuhaf yerlerde ve her şeye rağmen yaşayabiliyor. Hayatımıza dokunan sesler bazen en tahmin edilemez karşılaşmalarla, şanslı tesadüflerle ya da kulağını herkesin dediklerine tıkayıp bildiğini yapan müzik insanlarıyla bize ulaşıyor. “Fırtına Öncesi” fikirlerin, koşulların ve hayatın müzisyenleri belirli bir yöne doğru ittiği, büyük değişimlerin öncesindeki alacakaranlığı anlatıyor.
Müzisyen ve görsel sanatçı Daniel Johnston’ın zihni, cehennemden çıkma manzaraların yansıdığı sakin bir göl gibi. Bu gölde mola verenlerin listesi Sonic Youth’tan Tom Waits’e uzanıyor. Johnston’ın akıl hastalığıyla ve sanatsal üretiminin önündeki engellerle mücadele ederek geçen yaşamı baştan sona fırtınalarla dolu ama biz bu yoğun hava şartları içinde belirli bir zamana, Eylül 1992’ye gideceğiz.
Teksas'ta muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen, düzgün bir işe girip topluma yararlı olması tavsiyeleriyle yetiştirilen Johnston bir röportajında “Sanırım büyümeyi unuttum,” diyor. Her zaman başına buyruk, ele avuca sığmayan bir ruh. Aile evinden ayrılıp McDonald’s’da çalışarak Austin’de yaşadığı dönemde, evde sınırlı olanaklarla kaydettiği kasetleri sokaklarda, barlarda, konserlerde dağıtıyor. Müziğini insanlara ulaştırmaya o kadar kararlı ki 1985’te MTV’nin The Cutting Edge programı için düzenlenen konserde davetli olmadığı hâlde ne yapıp edip sahne alıyor. Nefes alır gibi şarkı yazan, çocuksu bir müzikle derin sözleri birleştiren bu sıra dışı müzisyenin ünü dalga dalga yayılıyor.

Fotoğraf: Frank Mullen, WireImage
Kasetleri elden ele müzik yazarlarına, başka şehirlerdeki müzisyenlere, plak şirketlerine ulaşırken Johnston için ufuk çizgisi karanlık. Şeytan’ın peşinde olduğu paranoyasıyla boğuşan sanatçı, 80’lerin ikinci yarısını birbiri ardına gelen mani ve depresyon atakları, ağır ilaçlar ve akıl hastanesine yapılan ziyaretlerle geçiriyor. 1990’da Austin’de verdiği konserlerden sonra babasının kullandığı uçakla eve dönerken bir mani atağı sonucu uçağın anahtarını çıkarıp dışarı fırlatıyor. Babasının pilotluktaki tecrübesi sayesinde ağaçlık alana düşen uçaktan ikisi de sağ çıkıyor ama bu Johnston için uzun bir hastane sürecinin başlangıcı oluyor.
Austin’in yerel müzik figürü, menajeri Jeff Tartakov’un adanmışlıkla dağıttığı kasetler ve tişörtlerle yer altındaki yayılımını sürdürüyor. Ta ki 9 Eylül 1992’ye kadar. O gün, MTV Video Müzik Ödülleri töreninde sahne alan Nirvana’nın solisti Kurt Cobain, yayına üzerinde Johnston’ın Hi, How Are You albümünün kapağının yer aldığı bir tişörtle çıkıyor. Aynı tişört, takip eden aylarda neredeyse tüm fotoğraf çekimlerinde Cobain’in üzerinde görülüyor. Johnston’ın albümleri, resimleri ve üzerinde “Jeremiah the Innocent” adlı kurbağa çiziminin bulunduğu “Hi, How Are You” yazılı tişörtü ilgi yağmuruna tutuluyor. Hâlen akıl hastanesinde tedavi altında olan Daniel Johnston’ın adı birdenbire yer altından büyük plak şirketlerinin radarına fırlıyor. Elektra ve Atlantic Records, Johnston’ı sanatçıları arasına katmak için birbirleriyle yarışıyor. Şirket yetkilileriyle hastanede gerçekleştirilen toplantılardan sonra Elektra bünyesindeki Metallica’nın "satanist" olduğunu ve kendisini öldüreceğini düşünen Johnston, Ahmet Ertegün yönetimindeki Atlantic Records ile sözleşme imzalıyor. Bu arada kendisini satanistleri temsil eden bir plak şirketiyle görüştürdüğü için menajeri Tartakov’u kovmayı da ihmal etmiyor.

Fotoğraf: Kevin Mazur, Sony Pictures Classic
Johnston’ın 1994’te, Cobain’in ölümünden birkaç ay sonra yayımlanan albümü “Fun”, beklenen ticari başarıyı elde edemiyor ve Atlantic iki yıl sonra Johnston’ın sözleşmesini feshediyor. Artık ailesiyle yaşayan Johnston, üretimlerine alıştığı gibi devam ediyor. 2000’lerde Tom Waits’ten Beck’e birçok isim şarkılarını yorumluyor, hakkında belgeseller çekiliyor, eserleri dünyanın birçok yerinde sergileniyor, Supreme gibi markalar onun çizimlerini ürünlerinde kullanıyor, The Simpsons’ın yaratıcısı Matt Groening küratörlüğünü yaptığı All Tomorrow’s Parties festivalinde Johnston’ın sahne almasını istiyor.
Son albümünü 2012’de yayımlayan Daniel Johnston, 2017’de konserlere veda etti ve geçen yıl aramızdan ayrıldı. 1993’te Austin’deki plak dükkânı Sound Exchange’in duvarına çizdiği “Jeremiah the Innocent” figürü, dükkân kapansa da hâlâ yerinde.

• Daha derine: Jeff Feuerzeig’in 2005 yapımı belgeseli The Devil and Daniel Johnston sanatçının çocukluğundan ilk albümlerine, Austin yıllarından sağlık durumunun ağırlaşmasına hayatının detaylı bir kaydını sunuyor.
• 22 Ocak: Johnston ve ailesinin desteğiyle kurulan Hi, How Are You Vakfı ruh sağlığı konusunda farkındalık yaratmak için çalışıyor ve 2018’den beri 22 Ocak tarihi Austin’de Hi, How Are You Günü olarak kutlanıyor.
• İzleme önerisi: Daniel Johnston’ın Glen Hansard & The Swell Season’ın konuğu olduğu Life in Vain performansı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Birkaç güzel tesadüfle karşınızdayız. "Fırtına Öncesi", "Raftan", "Gösteri Dünyası" ve "Dönüşüm Atölyesi"ni memnuniyetle sunarız.
14 Ağu 2020

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




