Kurtuluş’ta 2 + (1)

Bu, bir yemek yazarından Kurtuluş’ta yeme içme rehberi değil. Kurtuluş’u, mahallede ocağın altını yakanlar ve komşuluk üzerinden okuma kılavuzu.
Kurtuluş’ta 2 + (1)

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Şubat 2024’ün başındayız. İstanbul, sonunda yüksek sıcaklıkların ardından kışın soğuğuna kavuştu. Pangaltı ile Kurtuluş’u birbirine bağlayan hareketli Ergenekon Caddesi'nin kaldırımları yenilendi. Bu kaldırımlar, uzun zamandır Kurtuluş Caddesi ile Osmanbey metro istasyonu arasındaki yaya trafiğinin yükünü taşıyamıyordu. Sabah ve akşam yoğun saatlerde birçok insan, acelesi olanların daha az acelesi olanların önüne geçtiği klostrofobik bir akışın ortasında bir salyangoz edasında ilerlemek yerine arabaların arasında trafikte ilerlemeyi tercih ediyordu.

Bazen kira söz konusu olmasaydı İstanbul'da nerede yaşardım diye düşünüyorum ve cevap her zaman on yıldır evim dediğim Kurtuluş'a çıkıyor. Başka bir apartmana doğrudan bakan küçük balkonuyla iki yatak odalı küçük dairemi, Cihangir’de veya Moda’da deniz manzaralı daha geniş bir daireye değişir miyim? Hayır. Sahip olduğu özgün kültürel dokusuyla Kurtuluş, bence şehrin en karakterli mahallesi. 

Evet, Kurtuluş kalabalık, yoğun ve gürültülü. Birkaç küçük park dışında kamuya açık yeşil alan neredeyse yok. Boğaz manzarası Hak getire. Ana cadde ve paralel arka sokaklar, 1900’lü yıllardan kalan Avrupai stilde binalarla dolu olsa da asıl tarihî yapılarının büyük bir kısmı 1929’daki büyük yangında kül olmuş. Genellikle apartmanların giriş kapısının üzerinde pırıl pırıl, altın rengi el boyamasıyla isimleri yazar. Kapıları zarif ferforjedendir. Daha yeni evlerin bile edindiği bir gelenek bu. Diğer komşu mahallelere kıyasla Kurtuluş’un çekiciliğini ve zarafetini, sadece içine girip daha yakından inceleme cesaretine sahip olanlar fark edebilir.

2014’te buraya taşındığımda her şey daha sakindi. Ergenekon Caddesi zaman zaman kalabalıktı, ancak Feriköy'e uzanan paralel arka sokaklar daha durgundu. Bu sokaklar ağırlıklı olarak yerleşim alanlarına çıkıyordu. Mahallenin terzileri, berberleri, antikacıları, pazarları ve manavları vardı ama hemen hepsi bu kadar sayılırdı. Birkaç eski moda meyhane vardı, üçüncü dalga kahveciler veya kokteyl barlar yoktu. O zamanlar neredeyse mahallenin tek barı, Osmanbey metro istasyonunun ve Ramada Oteli'nin karşısında kalan Dolapdere Caddesi'nin başındaki Pikap’tı. Göz önünde olmasına rağmen saklı kalan bir yerdi. İlk bakışta Pikap, çoğunlukla erkeklerin futbol maçlarını izlediği duman altı bir yer gibi görünürdü. Bazen durum gerçekten de böyle olsa da mekanı işleten ekip, herkesi evinde hissettirme konusunda başarılıydı. Hâlâ da öyle. Sonuç olarak bar, gazeteciler ve öğrencilerden İstanbul’da yerleşen yabancılara ve LGBTQ topluluğundan bireylere kadar çeşitli bir kitle arasında popüler hâle geldi. Burası, altı kadehten sonra arkadaşının omzunda uyuklayabildiğin ve bardan ayrıldığını hatırlamadığın; ertesi gün geri geldiğinde garsonların önceki geceden hiç bahsetmeden elini sıkıp sıcak bir şekilde “Hoş geldin” dediği bir yer.

Mahallenin popülerlik kazanmasıyla son birkaç yıl içinde Kurtuluş'un arka sokaklarında düzinelerce kahve dükkanı, restoran ve bar açıldı. Sonuç olarak geleneksel küçük işletme sahiplerinin sayısı azaldı; sokakların yaya trafiği ve gürültüsü arttı. Bu durumu tamamen iyi ya da kötü olarak okumaya gerek yok tabii. Her yeni gelen, Kurtuluş'a kendi izini bırakıyor. Bırakılan izi okumak için de zamana ihtiyaç var. 

2015’te kapanan Beyoğlu'nun sevilen meyhanesi Mekan'la tanınan Ermeni Şef Mari Esgici, 2021’in sonunda burada Baruthane Caddesi'nde et, kaburga ve ciğer konusunda uzmanlaşmış Marinee restoranını açtı. O zamandan bugüne, Kurtuluş Caddesi'nde geniş verandası olan, daha büyük tarihî bir tuğla binaya taşındı. Menüsü de sokak yemekleri ve kokteyllerle daha kapsamlı hâle geldi. Mari, nüfuzlu ve güvenilir biri, yeni mekanı da hızlı bir şekilde mahallede kendine yer edindi. Mekanın mahallede tuttuğu yeri Mari “Mahalle burada oluşumuza çok mutlu çünkü güzel ve kaliteli bir yer. Buralarda lahmacun, döner veya esnaf yemekleri yapan çok yer var ancak Marinee buralardan farklı bir yeri dolduruyor. İnsanlar başka mahallelerden bile gelmeye başladı.” sözleriyle ifade ediyor. O Kurtuluş’a ve ahalisine, Kurtuluş ona ve anılarına alan açıyor: “Benim için tamamen çocukluğumun ve hayatımın eski Türkiye'si, burada aradığım her şeyi buluyorum.” 

Küçük Marinee'nin yeri boş kalır mı? Onun yerini de Tiflisi adlı yeni bir Gürcü restoranı aldı. Khachapuri ve khinkali de dahil olmak üzere Gürcü mutfağının klasiklerini servis eden restoranın sahibi 30 yıldır İstanbul'da yaşayan Gürcü bir kadın. Kurtuluş’ta kadınların işlettiği, mahallede özel olarak bir mutfak kültürünün ve dolayısıyla Kurtuluş ahalisinin çeşitliliğinin temsili yerlerden sadece biri. 

Kurtuluş Caddesi'nin değişmez değerlerinden biri sütlü tatlılarıyla ünlü Göreme Muhallebicisi. Burası ayrıca menemen gibi kahvaltı ve tavuklu pilav gibi öğle yemekleri için çok tercih edilen lezzetlere de menüsünde yer veriyor. Sahibi İlhan Yalçın. Orta Anadolu'dan Kurtuluş'a göç eden dedesi, Yalçın'ın babası 1965’te Göreme'yi açmadan önce, kapı kapı dolaşarak taze süt satıyormuş. Yarım asırlık restoran, Kurtuluş'un demirbaşı; müdavimi olan herkes İlhan'ı arkadaşı bilir. Sokaktan her geçişimde tezgahın arkasından bana el sallar. Bana özel olmadığı kesin ama insanı özel ve ait hissettirdiği de su götürmez bir gerçek. 

İlhan, evlenmeden önce Göreme'nin hemen arkasındaki aynı binada küçük bir apartman dairesinde yaşıyormuş. Bugüne kadar da orayı satmamış, şimdilerde ofis olarak kullanıyor. Yıllarca Kurtuluş’un farklı köşelerinde biriktirdiği anılardan “Kurtuluş benim evim. Burada büyüdüm; ilkokul, ortaokul ve liseye gittim, sonunda burası benim de iş yerim oldu. Dükkan, çocukluğumdan hatırladığım gibi; aynı kokuları alıyor burnum.” sözleriyle bahsediyor. Mahalleden birçok müşterinin küçükken ebeveynleri veya büyükanne ve büyükbabalarıyla Göreme'ye geldiklerinden ve aynı sevgi dolu anıları paylaştığını da ekliyor. Eski öğretmenlerinin hâlâ dükkana geldiğini ve sınıf arkadaşlarının çoğunun hâlâ bölgede yaşadığından bahsediyor. İlhan için mahalle, hayatının her aşamasına tanıklık eden parçaları bulduğu bir sandık. Dükkan ise sandığın en nadidesi. Durum böyle olunca İlhan’dan sadece bir esnaf ya da dükkan sahibi olarak söz etmek pek mümkün değil; tıpkı Kurtuluş’ta servis ettiği yemekte hayatından izler bulunduranın sırf İlhan olduğunu söylemek gibi. 

Baruthane Caddesi'nde yeni işletmeler açılsa da sokağın efsanesi yıllardır Güneydoğu Anadolu mutfağından lezzetli, doyurucu ve uygun fiyatlı ev yapımı yemekler sunan Ben u Sen adlı restoran. Burası işletmecisi Diyarbakırlı ve Ermeni Nuray Güzel’in haşlanmış içli köftesiyle meşhurdu. Kendisi birkaç yıl önce emekli oldu. Şimdilerde yerini MasterChef Türkiye yarışmacısı Çağatay Akgül aldı. Akgül, sadece bol yağda kızartılmış kıymalı, patatesli ve peynirli çiğbörek servis ediyor. 

Baruthane Caddesi'nin diğer tarafında, bölgedeki en iyi dönerci Burç Döner var. Dairemden sokağa yaklaştığımda dükkandan çıkan duman neredeyse yarım kilometre öteden kokusuyla cezbediyor. Birkaç masanın bulunduğu bu küçük restoranı açan Bitlisli bir aile. Daha önce ailenin bazı üyeleri Osmanbey'de aynı adı taşıyan bir dükkanda çalışmış ve sonunda kendi yerlerini açmak istemişler. Mahalleli de iyi ettiklerini düşünüyor olacak ki döner akşam olmadan bitiyor. Burç Döner’in her gün mahallenin büyük bir kısmını beslediğini söylemek hiç abartı olmaz.

Kurtuluş, İstanbul'da herhangi bir mahalleye kıyasla metrekareye en fazla meze dükkanı düşen mahalle olabilir. Bunlardan bazıları Tadal, Tuşba ve Tuana gibi yılların eskitemediği mekanlar. Özellikle yılbaşı gecesi, mezeleri eve götürüp aileleriyle birlikte tadını çıkarmak isteyenler kapıda kuyruk oluyor. Hatta bunu birçok bayram ve özel gün için söyleyebiliriz. Mahallenin farklı kültürden de geldiğini düşünecek olursak mahallede özel gün bitmiyor. Kurtuluş’ta eve meze alıp götürmek ve ailecek sofraya oturmak bir gelenek, bir mahallelilik mertebesi. Hatta öyle ki Beyoğlu'ndaki en sevdiğim meyhane Müşterek, müşterilerinin çoğunun burada yaşadığını fark ettikten sonra pandemi döneminde Kurtuluş'ta bir meze dükkanı açtı. Evde, kendine kadar meyhane artık Müşterek. 

Çocukken 1990’ların sonunda ailesine söylemeden Van'dan otobüse binip, yol parası olmadığı için yolculuğunda muavin olarak çalışarak İstanbul’a gelen Muhammed, Kurtuluş’un en iyi esnaflarından biri. İstanbul’a gelince Kurtuluş Caddesi’ndeki bir kozmetik dükkanında çalışmış. Ondan sonra abisiyle aynı caddede küçük bir tekel açmışlar Gözde diye. Şimdilerde abisi Süleyman tekele bakıyor, Muhammed de 2020’den beri yine Kurtuluş Caddesi’nde Gözde Wine House’u işletiyor. İstanbul'un en iyi şarap dükkanlarından biri. Çeşit çeşit, kolay kolay temin edilemeyen yerli ve yabancı şarapları Muhammed bir şekilde bulup olabildiğince uygun fiyattan satıyor. Mahallelinin buluşma noktalarından biri desek yeridir.

İstanbul’da kaç kişi mahallesinde her gün önünden geçtiği dükkanların ve dükkanların arkasında mahalleyi kültürel olarak dokuyanların hikayesine hakim olabiliyor bilmiyorum. Kaçınılmaz dönüşüme ve değişen şartlara direnen bir örüntü bu. Nostalji ya da hayıflanmadan ziyade, bu mahallede yaşayan, bambaşka kültür ve gelenekten gelen insanların tezgah önünde ve arkasında paylaştığı bir duygu, Kurtuluş’ta hâlâ süre gelen eskiden beri bildiğimiz haliyle komşuluk.

İlhan, Mari, Muhammed… Kurtuluş'ta birçok esnaf arkadaşım, hatta sırdaşım. Ben onlar için bir müşteriden, onlar da benim için bir esnaftan daha fazlası. Yeri gelir evimin yedek anahtarını onlara emanet ederim. Zor durumda kalırsam bir telefonumla elde iş güç ne varsa bırakıp bana yardımıma koşacaklarını bilirim; onlar benim aynısını onlar için yapacağımı. Bu mahalle güven, istikrar, ayrıntılara gösterilen özen ve hayatın her kesiminden insana duyulan saygıyla büyüyor.

Belki de bu sebepten İstanbul’da hiçbir yeri Kurtuluş’taki iki yatak odalı küçük daireme değişmem, 2 oda + 1 mahalleye açılan salon. Dilerim ki her şey değişse de komşuluk hep böyle kalsın. Camdan cama değil; kalpten kalbe, kolay gelsinden afiyet olsuna. 

Editörün notu: Paul'un Kurtuluş'ta komşuluk ilişkileri üzerinden evini kurma hikayesi Soli'nin ilk basılı sayısında. Gelişmeler için beklemede kal.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

#4 Mahallede: Paul Osterlund'la Kurtuluş'ta

Metrekare başına en fazla meze dükkanı düşen mahalle Kurtuluş'ta esnaf-mahalle ilişkisine dalıyoruz. Oradan yan mahalle Feriköy'e geçiyoruz. Elimizde alışveriş listesi, soruyoruz: ekolojik pazarda nasıl alışveriş yapılır?

15 Mar 2024

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Paul Benjamin Osterlund

Serbest gazeteci ve yazar. 14 yıldır İstanbul’da yaşayan Osterlund, kendini “şehir gezgini ve tutkulu bir gurbetçi İstanbullu” olarak tanımlıyor.

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Her şey dahil planlama: Spontane seyahat devri bitti mi?

Müze biletinden akşam içilecek biraya, bavula konacak kıyafetten gün içinde kullanılacak tuvalete kadar seyahatin neredeyse her anını önceden planlamak mümkün. Popüler destinasyonların rezervasyon zorunlulukları ve seyahat uygulamaları spontane tatili giderek zorlaştırırken, genç gezginlerin %70’inden fazlası etkinliklerini ulaşım ve konaklamayla aynı anda ya da daha önce ayarlıyor. Park yerinden temiz tuvaletlere, bira bahçelerinden yürüyüş rotalarına rehber niteliğindeki seyahat uygulamalarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

16 Ağu 2026

Her şey dahil planlama: Spontane seyahat devri bitti mi?
SoliSoli

HİKAYE

Avrupa adalarında roadtrip: Manzara eşliğinde stresten uzak sürüş rotaları

Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Deniz Aytekin

·

09 Ağu 2026

Avrupa adalarında roadtrip: Manzara eşliğinde stresten uzak sürüş rotaları
SoliSoli

HİKAYE

Kadehlerin izinde Zürih: Dada'nın şehrinde barlar, biralar ve tesadüfler

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.

Talha Ö.

·

09 Ağu 2026

Kadehlerin izinde Zürih: Dada'nın şehrinde barlar, biralar ve tesadüfler
SoliSoli

HİKAYE

Vancouver'ın çok renkli duyusal haritası: Kuzgunlar, gölgeler, mitler ve kocaman bir gökyüzü

Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Nis Tuğba Çelik

·

02 Ağu 2026

Vancouver'ın çok renkli duyusal haritası: Kuzgunlar, gölgeler, mitler ve kocaman bir gökyüzü
SoliSoli

HİKAYE

Göçlerle taşınan melodiler: Kaş Caz Festivali'nin hikayesini direktörü Serdar Karatepe anlatıyor

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.

Deniz Aytekin

·

30 Tem 2026

Göçlerle taşınan melodiler: Kaş Caz Festivali'nin hikayesini direktörü Serdar Karatepe anlatıyor