Lübnan usulü revani: Namoura

Reçete: Amanda Saab
Malzemeler
Şerbet için
- 400 gram toz şeker
- 1 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu
- 10 mililitre lavanta özü, vanilya özü veya gül suyu
Kek için
- 170 gram tuzsuz, eritilmiş tereyağı, ayrıca tepsiyi yağlamak için daha fazlası
- 500 gram irmik
- 150 gram toz şeker
- 230 gram sade tam yağlı yoğurt
- 10 gram karbonat
- 30 gram ince doğranmış badem
Yapılışı
- Yüksek ateşte şeker ve 240 mililitre su, şeker eriyene kadar karıştırılarak kaynatılır.
- Kaynamaya başlayınca ocağın altı kısılara limon suyu ve ekstraktı eklenip karıştırılır. Şerbet kıvamına gelinceye kadar yaklaşık 2 dakika daha ateşte tutulur, daha sonra soğuması için bir kenara alınır.
- Fırın 200 C dereceye ısıtılır. 22 x 33 cm’lik dikdörtgen bir pişirme kabını tereyağı ile yağlanır.
- İrmik, eritilmiş tereyağı ve şeker geniş bir kasede iyice birleşene kadar karıştırılır.
- Yoğurt ve kabartma tozu bir kaseye karıştırılır. Karışımın boyutu neredeyse iki katına çıkana kadar yaklaşık 10 dakika bekletilir.
- Yoğurt karışımını irmik karışımının üzerine dökülerek iyice karıştırılır.
- Karışım tereyağlı pişirme kabına aktarılarak her tarafı eşit olacak şekilde bastırılır. Bir bıçak kullanarak namoura'nın yüzeyi baklava dilimi şeklinde parçalara ayrılır.
- Her dilimin üzerine bir badem koyulup fırınlanır, 25-30 dakika kadar pişirilir.
- Pişirme kabını tel ızgara üzerine yerleştirilerek ve soğutulmuş şerbet sıcak namoura’nın üzerinde gezdirilir. Oda sıcaklığına soğuduktan sonra çizgiler boyunca yeniden kesilere servis edilir.
Afiyetler!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Oscar partisinin menüsü Karaca'nın özel sofra takımlarıyla sunuldu. Levent Kömür, Mey'deki genel müdürlük koltuğunu devrediyor. Cenk Debensason'un Londra menüsü, Jön Chocolate'ın Dubai çıkarması, Alchemist'in parlayan kokteyli apéro'da.
13 Mar 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




