Made in India: Ticaret savaşının kazananı Hindistan mı olacak?


Istanbul Fintech Week 2025 fintek liderlerini biraraya getiriyor 2019’dan bu yana EMEA bölgesindeki fintek sektörünü buluşturan Istanbul Fintech Week (IFW)’in 2025 edisyonu KOOP Ventures tarafından 11-12 Haziran 2025 tarihlerinde Fişekhane'de düzenleniyor. Etkinlikte “Yapay Zeka ve Web3 ile Finansın Geleceğini Yeniden Tanımlamak” teması altında küresel uzmanlar, finans profesyonelleri, bankacılar, girişimciler, yatırımcılar ve düzenleyiciler biraraya geliyor. Katılımcıları; Dijital Finans, Yapay Zeka (AI), Web3/Blockchain, Fintek'te Kadın (Women in Fintech) ve Ticaret Teknolojileri (TradeTech) gibi kilit alanlara derinlemesine bakış, Sektör vizyonerlerinden ana konuşmalar (keynote sunumları) ve en son trendleri ve zorlukları ele alan dinamik panel tartışmaları, Çığır açan çözümler ve girişimler sunan startup sunumları, Fintek ekosistemindeki başarıları kutlayan "Dijital Finansın Öncüleri" ödül töreni, Anlamlı bağlantılar ve işbirlikleri kurmak üzere tasarlanmış özel B2B oturumlar bekliyor. Istanbul Fintech Week 2025 ile buradan tanışabilir, biletinizi buradan alabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı ABD-Çin ticaret savaşı, küresel ticaret dinamiklerini kökten değiştirecek gibi görünüyor. Özellikle Nisan ayından sonra ABD ile Çin arasında giderek sertleşen misillemeler, gümrük vergilerinin %145 ve %125 gibi anlamsız oranlara yükselmesine neden oldu ve bu durum Amerikan ithalatçılarını alternatif tedarikçilere yönelmeye zorluyor.
Bu sırada gözler hızla Çin’in rakiplerine çevrildi ve bu süreçte Hindistan önemli bir avantaj yakalamış gibi görünüyor. Nitekim Hint ürünlerine uygulanan vergiler %27 ile Çin ve Vietnam gibi rakiplerine uygulanan oranlara kıyasla çok daha düşük. Tedarik zincirlerini çeşitlendirmek adına son birkaç yılda Hindistan’da ciddi yatırımlar yapan ABD’li şirketler ise Çin ile sorunların devam etmesi hâlinde üretimlerinin önemli bir kısmını Hindistan’a kaydırmayı değerlendiriyor.
Dolayısıyla belirsizlik nedeniyle ABD’li şirketler için adeta bir zorunluluk hâline gelen “Çin’e alternatif tedarik” stratejisi, Hindistan için bir altın fırsat.
ABD ile Hindistan arasındaki ticari ilişkiler
ABD ile Çin arasındaki tarife krizinin öncesinde de Hindistan-ABD işbirliği zaten büyüyordu. ABD yönetimi son yıllarda özellikle tedarik zincirini Çin’den uzaklaştırmak adına Hindistan’ı bir stratejik ortak olarak konumlandırdı ve bu sayede iki ülke arasındaki ticari ilişkiler her geçen gün daha da büyüdü.
Hindistan’ın ABD’ye yaptığı toplam ihracat, 2019-2024 yılları arasında %66,8 büyüyerek 87,4 milyar USD’ye ulaştı ve bu süreçte ABD, Hindistan’ın en büyük ihracat pazarı hâline geldi. Bu sırada iki ülke arasındaki ticaret hacmi, 130 milyar USD’yi aşarak rekor kırdı ve tekstil, mücevherat, kimyevi ürünler, elektronik ve demir-çelik gibi kalemlerde Hint ürünleri ABD pazarındaki paylarını büyüttü.
Hindistan bu dönemde özellikle mücevherat ve ilaç sektörlerinde uzmanlığını ve maliyet avantajını kullanarak ABD pazarındaki hâkimiyetini güçlendirdi. Küresel ilaç arzının %20’sini tek başına karşılayan Hindistan, Uluslararası İlaç Mühendisliği Derneği (ISPE) verilerine göre 2019-24 arasındaki dönemde ABD’nin jenerik ilaç talebinin de %40’ını karşılamaya başladı. Aynı dönemde Hindistan menşeli ürünlerin ABD’nin toplam mücevherat ithalatındaki payı ise %10’u aştı.
- Hindistan hükümeti ABD ile Çin arasında patlak veren tarife krizinin ardından giyim, kimyasallar, plastik, kauçuk, otomotiv, mineral yakıtlar ve eczacılık dahil 10 sektörü öncelikli ihracat fırsatı alanı olarak belirledi ve bu alanlara dahil 175 kalemde ABD’ye yapılan ihracatı daha da büyütmek için çalışmalara başladı.
Bu sektörlerde özellikle Çin’in yüksek pazar payını ele geçirme stratejisi izlenmesi öngörülüyor. Örneğin Çin’in ABD’nin toplam hazır giyim ithalatındaki payı %25’ken Hindistan’ın payı yalnızca %3,8. Benzer şekilde ABD’nin yılda 900 milyar USD’yi bulan elektronik ürün ithalatında Çin’in payı %50’nin üzerindeyken Hindistan’ın payı yalnızca %7. Hindistan hükümeti, bu noktada maliyet ve tarife avantajını kullanarak Çinli şirketlerin sahip olduğu büyük pazar paylarının önemli bir kısmını ele geçirmeyi hedefliyor.
Hindistan’ın ekonomik yapısı
Hindistan, 3,5 trilyon USD’lik GSYH’si ile dünyanın en büyük beşinci ekonomisi konumunda. Son 10 yılda pandemi haricinde kesintisiz büyüyen Hindistan ekonomisi çoğunlukla hizmet sektörü ve iç tüketim desteğiyle büyüyor. İmalat sanayinin GSYH içindeki payı halen %14,3 ile görece düşük bir düzeyde, mal ticaretinin payı ise yaklaşık %12 seviyesinde yer alıyor. Bu görece içe dönük büyüme modeli de küresel ticaret dalgalanmalarına karşı Hindistan’ı kısmen korunaklı kılıyor.
- Örneğin Bloomberg’e göre Trump 1.0 döneminde Hindistan, gelişmekte olan ülkeler arasında bir “güvenli liman” işlevi görmüştü.
Hint sanayisi geniş bir yelpazeye sahip. Ülke çelik, otomotiv, tekstil, kimya, ilaç, tarım ürünleri ve mücevher gibi alanlarda önemli bir imalatçı konumunda. Hindistan imalat sanayisi, GSYH içindeki görece düşük payına rağmen her yıl yaklaşık 450 milyar USD’lik üretim yapıyor ve bu hâliyle küresel imalattan %2,9’luk bir pay alıyor.
Hindistan bazı sektörlerde ise net ihracatçı pozisyonuyla öne çıkıyor. Örneğin ilaç sanayisinde Hint ilaç firmaları küresel jenerik ilaç pazarında dev pazar payına sahip ve dünyanın 200’den fazla ülkesine ilaç gönderiyor. Tekstil ve hazır giyim sektöründe Hindistan uzun süredir büyük ihracatçı; pamuk ipliğinden hazır giyime kadar geniş bir tedarik zinciriyle Bangladeş ve Vietnam’ın ardından ABD ve AB pazarlarına ciddi hacimde satış yapıyor.
Bilişim hizmetlerinde de Hindistan açık ara dünyanın en büyük sağlayıcısı durumunda. Her ne kadar bu hizmet ihracatı kalemi üretimden ziyade hizmet sektörü başarısı olsa da, ülkenin dış gelirlerine önemli katkı veriyor. Tarım alanında ise Hindistan özellikle pirinç ihracatında dünya lideri; 2024 yılı itibarıyla pirinç ihracatının %40’ından fazlasını Hindistan tek başına karşılıyor.
Öte yandan: Elektronik ve makine gibi yüksek katma değerli ürünlerde Hindistan hâlâ net ithalatçı; özellikle Çin, Güney Kore ve diğer ülkelerden bu kalemlerde büyük ithalat yapılıyor.
Çin’in yerini doldurabilir mi?
Kritik soru şu: Hindistan, Çin’in küresel tedarik zincirinde bıraktığı boşlukları ne ölçüde doldurabilir?
Bir yandan Hindistan, genç ve devasa işgücü, geniş iç pazarı ve gelişen beşeri sermayesiyle küresel üretim pastasından daha büyük pay almaya hazır gibi görünüyor. Ülkenin en büyük avantajlarından biri, demografik yapısı sayesinde ücretlerin Çin’e kıyasla daha rekabetçi olması. Özellikle emek-yoğun sektörlerde Çin’de yükselen işçilik maliyetleri, son yıllarda siparişlerin Hindistan’a ve diğer Güney Asya ülkelerine kaymasına yol açıyor.
Hindistan hükümeti de bu sırada yabancı yatırımcıları çekmek ve üretimi artırmak amacıyla çeşitli teşvik programları uyguluyor. Örneğin elektronik ürün üretimini teşvik eden 14 sektörü öncelikleyen Üretime Dayalı Teşvik (PLI) programı bunlardan bir tanesi. Elektronik, otomotiv, güneş paneli, ilaç etkin maddeleri, tekstil gibi alanlarda yerli üretim yapan firmalara büyük çaplı teşvikler ve sübvansiyonlar sunan programın ardından Apple, Foxconn, Samsung gibi teknoloji devleri Hindistan’da milyarlarca dolarlık yatırımlar yaptı. Böylece kısa süre içinde telekom ekipmanlarının %60’ı yerli üretimle ikame edildi ve akıllı telefonlarda yerli katma değer oranı %20’den fazla arttı.
- 2014’te 60 milyon adet olan Hindistan’ın yıllık cep telefonu üretimi, günümüzde 300 milyon düzeyini aşmış durumda. Analistler başta cep telefonları olmak üzere Hindistan’ın ABD’ye yaptığı elektronik ihracatının 2030 yılına kadar 80 milyar USD’ye ulaşabileceğini tahmin ediyor.
Öte yandan, Hindistan’ın Çin’in yerini tamamen doldurmasının önünde ciddi yapısal engeller var. Bunların içinde en büyük engel, Hindistan’ın ABD’ye yaptığı ihracatın çoğunlukla Çin’den gelen bileşenlere ve ara mallarına bağımlı olması. Örneğin Hindistan’da üretilip ABD’ye satılan bir akıllı telefonun içindeki çip, ekran veya pil gibi parçalar çoğunlukla Çin ya da Doğu Asya menşeli. Bu gerçek, Hindistan ile Çin’i ekonomik olarak tamamen “koparmanın” ne mümkün ne de arzu edilir olduğunu ortaya koyuyor. Kısacası Hindistan, üretim üssü olarak öne çıkarken bile Çin’den hammadde ve parça tedarikine muhtaç olabiliyor.
İki ülke arasında ciddi bir ölçek farkı da mevcut. Örneğin, Hindistan yılda yaklaşık 450 milyar USD’lik imalat yaparken, Çin’de bu büyüklük yaklaşık 5 trilyon USD düzeyinde. Dolayısıyla Hindistan’ın küresel imalattaki payı %3’e yakınken, Çin’in payı ise %30’un üzerinde.
- Hindistan'ın imalat sanayinin GSYH içindeki payını 2030 yılına kadar %25’e çıkarma hedefine sahip olduğunu da not etmekte yarar var.
Dünyanın üretim üssü bayrağı hemen el değiştirmeyebilir
Sonuç olarak, ABD-Çin geriliminin küresel ticarette açtığı yeni kulvarda Hindistan hem kazanan hem de sınav veren taraf olarak öne çıkıyor. Görünüşe göre Çin’in 40 yıla yakın süredir elinde tuttuğu “dünyanın üretim üssü” bayrağı belki hemen el değiştirmeyecek.
Ancak küresel şirketlerin üretim planlarında Hindistan artık vazgeçilmez bir alternatif hâline gelmiş durumda. Eğer Hindistan, ekonomik reformlarını tutarlılıkla sürdürür ve beşeri sermayesini verimli şekilde seferber ederse önümüzdeki yıllarda “Made in India” etiketinin uluslararası piyasalardaki ağırlığı çok daha fazla hissedilecek gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün yurt içinde çoğunlukla reel kesim güven endeksi, sektörel güven endeksleri ve kapasite kullanım oranı gibi kritik verileri takip ettik. Yurt dışında ise aynı sırada Çin ve ABD arasındaki tarife atışmalarını izledik.
25 Nis 2025

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




