Massive Attack’ten karbon açılımı: Emisyonsuz konserler


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
23 Temmuz’da İstanbul’da sevenleriyle buluşacak olan Massive Attack üyelerinin önümüzdeki ay memleketleri Bristol’da düzenleyecekleri iklim dostu konser müzik endüstrisinin karbonsuzlaşması adına önemli bir örnek teşkil edecek gibi görünüyor.
Grubun beş yılın ardından İngiltere'de sahne alacağı ilk konseri olan Act 1,5 Bristol’daki Clifton Downs'ta 25 Ağustos'ta gerçekleştirilecek. Etkinlik "büyük ölçekli bir iklim eylemi hızlandırıcı" ve "şimdiye kadar bu ölçekte sahnelenen en düşük karbonlu şov" olarak tanımlanıyor.
İklim eylemi açısından hiçbir mazeret kalmadığını her fırsatta dile getiren ve 25 yıldır iklim aktivistliği yapan grup üyeleri dünyanın önde gelen iklim araştırma merkezi Tyndall Centre’dan iklim bilimcilerle biraraya gelerek canlı müzik sektörünün karbonsuzlaştırılması için Paris Anlaşması’nın 1,5 derecelik ısınma hedefleriyle uyumlu, açık kaynaklı bir yol haritası hazırlanmasına öncü oldu. Act 1,5 grubun resmî internet sayfasında yer alan iklim bildirisinin ve bu yol haritasının ilk meyvesi olacak.
Trenle gelenler VIP'ye

Clifton Downs (Fotoğraf: Chris Cooper)
Bildirinin temel hedefleri arasında binalardan kaynaklanan emisyonlar ile kara ve tren yolu emisyonlarının 2035 yılına kadar sıfıra indirilmesi, toplam havacılık emisyonlarının ise 2019'un en fazla yüzde 80'i ile sınırlandırılması gibi maddeler bulunuyor. Bu bağlamda grup üyeleri ve teknik ekip mümkün olan her destinasyona trenle seyahat edecek.
Satılan tren bileti başına ağaç dikimi yapan Train Hugger’la yapılan işbirliği ile de seyircilerin konsere ulaşımı sırasında oluşan özel araç kaynaklı emisyonlar engellenecek. Train Hugger kampanyasına dahil olan izleyiciler VIP alana ücretsiz giriş yapabilecek ve gösteri sonrasında ana tren istasyonlarına ücretsiz elektrikli servislerle ulaşacak.
Tamamen yenilenebilir enerji kullanılarak gerçekleştirecek etkinlikle et içeren gıdaların satışı yapılmayacak ve tüm atıklar dönüştürülecek. Seyircilerin satın aldığı her tren bileti Bristol yakınlarındaki eski tarım arazilerine 19.150 yerli meşe ağacının dikilmesine katkıda bulunacak.
Bristol farkı

Bristol Beacon
Massive Attack’in çıkış yeri Bristol iklim eylemi konusunda dünyada akla ilk gelen kentlerden biri. 500 bin nüfuslu liman kenti 2004 yılında iklim stratejisi geliştiren ilk Birleşik Krallık kenti oldu ve 2015 yılında Avrupa Yeşil Başkenti seçildi. 2018 yılında ise iklim acil durumu ilan eden ilk Birleşik Krallık şehri unvanını elde ederek ve 2030'a kadar karbon nötr kent olma hedefi belirledi.
İklim farkındalığı kentin müzik sahnesinde de kendini gösteriyor. Yeni açılan Bristol Beacon, 2030 yılına kadar Birleşik Krallık'ın ilk net sıfır konser salonu olmayı hedefliyor. Beacon'ın ekibi, 2018 yılında karbon nötr hale gelen Sydney Opera Binası'ndan esinlenerek, net sıfıra giden kendi yol haritasını oluşturmak üzere hayır kurumu Julia's Bicycle ve danışman Hope Solutions ile birlikte çalışıyor.
Yeterli mi?
Massive Attack'in iddialı hedeflerine ve Beacon gibi mekanların çalışmalarına rağmen, müzik endüstrisinin mevcut haliyle net sıfıra geçişi destekleyecek şekilde kurulmadığını söyleyenler de var. Extinction Rebellion iklim eylem grubuna bağlı bir sanatçı, eğitimci ve aktivist olan Kimwei, bu girişimin bir dönüm noktası olup olmayacağının kaç sanatçının bu haritayı takip edeceğine bağlı olduğunu söylüyor.
“Mevcut endüstri modeli iklim krizinin ortaya çıkmasında kısmen suçlu. Telif hakkı yasaları şarkıları, onları yazan ve yayımlayan sanatçıya bağlayarak süperstar temelli bir endüstri yarattı. O andan itibaren şarkının seyahat etmesi için sanatçının da seyahat etmesi, ticari ürün üretmesi gerekiyordu.
Hayranların arena şovlarına gitmek için büyük miktarda paralar harcamak ve emisyon yaratmak yerine, yerel konserlerde yeni yetenekleri desteklemesi daha sürdürülebilir olacaktır."
Train Hugger'dan Felix ise Massive Attack’in girişimini şöyle yorumluyor:
Eğer Massive Attack tamamen yenilenebilir enerji kullanarak bir konser düzenlenebileceğini kanıtlarsa, diğer gruplara ve sanatçılara dönüp 'Neden siz de bunu yapmıyorsunuz?' diye sorabiliriz. Bir gecede bir şeyleri değiştiremezsiniz ama bu, doğru yönde atılmış büyük bir adımdır."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Plastiksiz Temmuz hareketi, Paris Olimpiyat Oyunları organizatörlerinden geri adım, İşçi Partisi'nin İngiltere'deki iklim vaatleri ve biyologların kurbağaları ölümcül mantar hastalığından korumak için geliştirdiği mini saunalar.
06 Tem 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?




