

Türkiye’nin ilk karbon nötr moda markası: Voiterra
Hızlı moda endüstrisinin tüm uluslararası uçuşlar ve deniz taşımacılığının toplamından daha fazla yıllık karbon emisyonundan sorumlu olduğu biliniyor. Problem: Problem çok açık.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Yıllar önce bir edebiyat öğrencisiyken medyada okur-yazarlık üzerine bir seçmeli almıştım. İlk ödevlerimizden biri medyada "yanlış" temsil örnekleri üzerine yazı yazmaktı — örnek bulmak zor olmadı. Bugünkü konumuz, beni bundan tam 6 yıl öncesine götürecek: Biseksüelliğin medya el birliğiyle silinen temsili.
Peki bu nasıl gerçekleştiriliyor? Huffington Post yazarı Raechel Tiffe, daha öncelerde heteroseksüel ilişkilenmeleriyle gündeme getirilen oyuncu Kristen Stewart'ın görüntü yönetmeni Alicia Cargile'la fotoğraflarının yayılması üzerinden özetlediği yazısında bu konuya berrakça değiniyor: "Birçoklarına göre Stewart artık bir lezbiyen." Burada anahtar kelimemiz "artık" olacağı gibi, beyan dışı olması bir yana, odağımız lezbiyen ataması değil. "Hem medyadan hem de halktan gelen hemen hemen tüm yanıtlar, herhangi birinin biseksüel (veya queer) olabileceği olasılığını göz ardı ediyor."
Durum, kurgusal karakterlerde de farklılık göstermiyor. Orange is the New Black gibi LGBTİ+ temsilini önde tutan popüler dizilerden birinde bile Piper karakterinin biseksüelliği ilk iki sezon boyunca yalnızca bir kere dile getiriliyor ve "önceden lezbiyen" denerek betimleniyor. Kitlelerce izlenen The Millionaire Matchmaker adlı bir realite televizyon şovunun sunucusu, biseksüel bir erkekle evlenmeyeceğinin beyanını veriyor: "Asla! Asla. Biseksüelse eşcinseldir." The New York Times'ın 2014 yılında yayımladığı bir makale, biseksüelliğin var olup olmadığını sorgulayarak bilimsel temelli araştırmaların yetersizliğini öne sürüyor.
Benzer bir durumu Elif Şafak'ın biseksüel olduğunu açıkladığı haberlere verilen tepkilerde görmek mümkün. Beyanın reklam koktuğunu öne süren cümleler, bir Twitter arama çubuğu kadar uzağımızda. İlgi çekmek olarak atfedilen açılımı "yalan mağduriyet" olarak görenler de çok. Lady Gaga, kariyerinin başından beri LGBTİ+ meseleleri konusundaki açık sözlülüğüyle bilindi. Atanansa "destekçi" sıfatıydı — 2019 yılında Stonewall Inn'de yaptığı konuşmasındaki sözleri, biseksüellerin "dışarıda bırakılma" sorununu konuşmamız gerektiğini özetliyor: "Bazen kadınlardan hoşlanmama rağmen [LGBTİ+] topluluğunun bir parçası bile sayılmıyor olabilirim."
Biseksüel temsilinin sınırlılığı kadar ezber tepkilerin yaygınlığı şaşkınlık vermiyor, manşetler ortak. True Blood dizisinin ünlü oyuncusu Anna Paquin'in Larry King Now'a konuk olduğunda ifade ettiği gibi:
King: [Cinsel kimliğinin] gereklerini uygulamayan bir biseksüel misin?
Paquin: Kocamla evliyim ve mutlu, tek eşli bir evliliğimiz var.
King: Fakat biseksüel miydin?
Paquin: Bunun geçmiş zamanlı bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Larry King: Öyle mi?
Paquin: Öyle. Biriyle birlikteyken hâlâ heteroseksüel değil misin? Partnerinden ayrılmak veya onu kaybetmek cinsel kimliği yok etmiyor. O iş öyle olmuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Biseksüel ne demek? Bifobi nedir? Genç LGBTİ+'dan Barış Azar'la: Biseksüellerle derdimiz ne?
14 Eyl 2021

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...




