Merkez Bankası'nın "sürpriz" faiz hamlesi

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), eylül ayı para politikası kurulu (PPK) toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 200 baz puan artırarak %8,25'ten %10,25'e yükseltti. Başkanlık görevini Temmuz 2019'da Murat Çetinkaya'dan devralan Murat Uysal dönemindeki ilk dokuz PPK toplantısı boyunca devam eden faiz indirimi serisi haziran ayındaki toplantıda sona ermiş, bu aya kadar politika faizi sabit tutulmuştu. Birçok ekonomistin faizlerin artırılması gerektiğine yönelik tavsiyeleri, bu ayki toplantıyla birlikte TCMB'de karşılık bulmuş oldu.
- Bir adım geriden: Ekonomistlerin TCMB'nin politika faizini artırması gerektiği yönündeki tavsiyeleri, dış açık ve kredi büyümesi gibi sebeplerle döviz kurlarının tüm zamanların en yüksek seviyelerine gelmesi ve reel faizlerin negatif seviyede olması gibi birtakım gelişmelere dayanıyordu. Bunun yanında yabancı yatırımcıların portföy çıkışlarında bulunması ve pandemi nedeniyle küresel ekonomik görünümün kötüye gitmesi gibi faktörler Türkiye ekonomisini daralmaya itiyordu. Rezerv yönetimiyle riskleri bertaraf etmeye çalışan TCMB'nin hamleleri, swap'lar hariç net rezervlerin negatif seviyelere inmesiyle sonuçlandı. Dolar satışı yapan kamu bankalarının açık pozisyonları da finansal istikrar üzerinde risk yaratacak seviyeye geldi. TCMB'nin net uluslararası rezervleri 18 Eylül'de biten haftada 1,2 milyar dolar düşüşle 18,8 milyar dolara kadar geriledi, cari denge hızla bozulmaya devam etti ve enflasyon tekrar yükseldi. Sonuç olarak TCMB'nin rezervlerini hızlı bir şekilde tüketmesi, Türkiye ekonomisi açısından olumsuz sonuçlandı.
- Neden şaşırtıcı? Birçok ekonomistin faizlerin artırılması gerektiğine dair fikir birliği içinde olmasına rağmen TCMB geçtiğimiz ayki PPK toplantısında faiz artırımına gitmeyerek şaşırtmıştı. Merkez, doğrudan politika faizini kullanmadan ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yukarı çekerek enflasyon ve kurlardaki artışı dengelemeye çalışmıştı. Siyasi kanattan faiz oranlarına ilişkin yapılan açıklamalar da TCMB'nin kararlarında etkili olmuş, bu durum kurumun bağımsızlığına dair soru işaretleri yaratmış ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan bakış açısını olumsuz etkilemişti. Keza geçtiğimiz hafta uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'nin kredi notunu B1'den B2'ye düşürmüş ve görünümü negatifte bırakmıştı. Moody's, not indiriminin birincil sebebinin "kurumsal gücün zayıflaması" olduğunu belirtmiş ve Türkiye'nin olası dış ekonomik şoklara karşı daha kırılgan bir görünüm sergilediğini söylemişti. Diğer yandan Moody's analistleri Sarah Carlson ve Yves Lemay, konuyla ilgili olarak "Türkiye'nin kredi profiline yönelik risklerin artmasıyla birlikte ülkenin kurumları bu zorlukları etkin bir şekilde çözmekte isteksiz ya da çözemiyor görünüyor," değerlendirmesinde bulunmuşlardı.
- Kararın etkileri: Koç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp’e göre faiz artırımı kararı, reel faizleri pozitif bölgeye döndürmese de TCMB'nin zorda kaldığında gereken adımı atabileceğini gösteren bir sinyal niteliği taşımasından dolayı önemli bir hamle. Diğer yandan faizin yükselmesiyle döviz kurları hafif aşağıya indi, borsa da yönünü yukarı çevirdi. Ne var ki, faiz hamlesiyle zaman kazanılmış olsa da bunun tek başına yeterli olmayacağı ve önümüzdeki süreçte yapısal reformlara başlanması gerektiği de konuşuluyor. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski de karar hakkında “Umarız piyasa güvenini tam olarak sağlamak için istikrarlı bir şekilde bu yönde atılacak adımlarla desteklenir,” diyor. İleride faiz artırımını destekleyici başka hamleler de yapılırsa karşımızda çok daha ikna edici ve kredibilitesi yüksek bir Merkez Bankası görme olasılığımız çok yüksek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
28 Eylül Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde bir değişim sürecinden geçen Commerzbank, Hindistan'ın elektrikli araçlar teşviği ve TCMB'nin faiz hamlesi var.
28 Eyl 2020

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.




