Merkez'in Nisan toplantısı: Sakin karar, şahin ton


Yapı Kredi Portföy Koç Holding İştirak ve Hisse Senedi Fonu ile Türkiye’nin en büyük şirketler topluluğu Koç Holding* şirketlerine yatırım yapmak çok kolay
Koç Holding şirketlerine yatırım yapma fırsatı, Yapı Kredi Portföy ’de. Nasıl? Geniş fon evrenindeki ürünlerle müşterilerine en kaliteli hizmeti sağlamak için çalışan Yapı Kredi Portföy, Koç Holding iştiraklerinden oluşan bir portföye, tek…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Nisan ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini beklentiler dahilinde %50,0 seviyesinde sabit bırakma kararı aldı. Piyasa bu hamleyi önceden fiyatladığından; Nisan toplantısında karardan çok kararın ardından yayımlanan metne odaklanıldı. Metinde ise şahin ton korundu.
Metinde neler var?
Metinde öncelikle Mart ayında enflasyonun bir önceki aya kıyasla zayıflamasına rağmen beklentilerin üzerinde gerçekleştiği ifade edilerek tüketim malı ve altın ithalatındaki azalışların cari dengeye olumlu katkı verdiği, ancak yakın döneme ilişkin diğer göstergelerin yurt içi talepte direncin sürdüğüne işaret ettiği vurgulandı.
“Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.”
Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşulların önemli ölçüde sıkılaştığına işaret edilen metinde, parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkilerinin yakından izlenmekte olduğu ifade edildi. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir düşüş sağlanana kadar sıkı parasal duruşun sürdürüleceğinin vurgulandığı karar metninde, “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” mesajı bir kez daha yinelendi.
“Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.”
Metne eklenen yeni bir cümle ile makroihtiyati tedbirlerin piyasa mekanizması ve finansal istikrarı desteklemek adına sürdürüleceğini ifade eden Merkez, “Bu çerçevede, kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir” mesajını verdi.
Karar sürpriz olmadı
TCMB’nin politika faizini sabit bırakma kararı pek çok insan için sürpriz bir sonuç değildi. Fiyatlamalar da buna göre yapılmış olacak ki kararın ardından piyasalarda "şok" olarak adlandırılabilecek mahiyette büyük hareketler yaşanmadı. Enflasyonun istenilen patikada hareket etmesi hâlinde muhtemelen önümüzdeki aylarda da politika faizi bu seviyede sabit bırakılacaktır. Ancak ani bir dövize hücum, jeopolitik gerilimler veyahut başka sebepler nedeniyle enflasyon görünümü bozulursa ek faiz artışları gelebilir.
Karar metninde belirtildiği gibi yurt içi talepte direnç sürmekte. Özellikle konut piyasasında belirgin bir sıkılaşma gözlemlense de, otomotiv ve dayanıklı tüketim malı satışlarında henüz istenen soğuma sağlanabilmiş değil. Ancak bu soğumanın ek faiz artışlarıyla değil, astronomik bir hızla büyüyen kredi kartları da dahil olmak üzere birtakım kredi türlerine getirilecek ek düzenlemeler ile sağlanmasını bekliyorum.
TCMB tarafından yapılan Piyasa Katılımcıları Anketi'nin Nisan ayı sonuçlarına göre piyasanın yıl sonu manşet enflasyon beklentisi %44,16 seviyesinde. Dolayısıyla Merkez –Enflasyon Raporu'nda belirlenen %36 hedefinden bağımsız olarak– piyasa beklentilerine göre en az 4 puan reel faizde olduğunu ve bu seviye ile eşgüdümlü hareket eden piyasa faizlerinin liralaşmayı sağlamak için şimdilik yeterli düzeyde olduğunu düşünüyor olabilir.
Ancak banka, sonuç metninde verdiği “bozulma görülürse politika duruşu sıkılaştırılacaktır” mesajı ile rehavete kapılmadığını ve enflasyon beklentilerinde bir bozulma olması durumunda faiz silahını tekrar kullanmaktan çekinmeyeceğini de açıkça gösteriyor diyebiliriz.
Uzmanlar ne diyor?
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Sipay Hazine Direktörü Eralp Ersoy, PPK toplantısından çıkan kararın beklentilere paralel olduğunu ve TCMB’nin faiz artırımlarının gecikmeli etkilerini görmek istediğini ifade ederek şu şekilde konuştu:
“Para Politikası Kurulu'ndan çıkan karar beklentilere paralel. Enflasyonun öngörülenden yüksek ve yerel talebin halen dirençli olduğunun ifade edildiği karar metninde, önceki aya göre önemli bir değişiklik söz konusu değil. Buradan, kurumun faiz artırımlarının gecikmeli etkilerini görmek istediği net bir şekilde anlaşılıyor. İlerleyen dönemde beklentilerin dışında gelebilecek olumsuz verilere karşı ilave sıkılaştırma ihtimalinin de canlı tutulması kurumun sözlü yönlendirme aracını etkin bir şekilde kullanma arzusunun bir göstergesi.”
Ersoy, önümüzde bir enflasyon verisi ve bir de Enflasyon Raporu sunumu olduğunu ve bu süreçte TL mevduata geçişleri kolaylaştıracak birtakım ek makroihtiyati tedbirler alınabileceğini söyleyerek şöyle dedi:
“Beklentilere paralel gelen karar ve metnin ardından piyasada önemli bir fiyat hareketi yaşanmadı. 23 Mayıs tarihindeki bir sonraki toplantıya kadar bir enflasyon verisi ve bir de enflasyon raporu toplantısı geçireceğiz. Buradaki gerçekleşmeler ve TCMB'nin yıl sonu beklentileri önemli ve tamamlayıcı olacak. Bu süreçte, zorunlu karşılıklara uygulanan faiz oranının liralaşmayı destekleyecek şekilde revize edilmesi gibi düzenlemeleri görmeye devam edebiliriz. Para politikası gerçekleşmelerinin yanında, beklenen sıkılaştırıcı maliye politikası adımları da yakın vadeli ajandanın en önemli unsuru olmayı sürdürüyor.”
Konuyla ilgili Aposto’ya görüşlerini aktaran İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Emre Alkin ise TCMB’nin aldığı kararın beklendik bir karar olduğunu ve bu tarihten itibaren enflasyonun baz etkisiyle düşmesinin bekleneceğini söyleyerek “Merkez Bankası enflasyonun baz etkisiyle düşmesini bekliyor. Dolayısıyla şu anki faiz seviyesiyle enflasyon oranının sonbahar aylarına doğru kesişeceğine inanarak yola devam etti. Bu beklentiler doğrultusunda sonbaharda enflasyonun baz etkisiyle düştüğünü görüp faiz indirmeye kalkarlarsa bir facia olur” ifadelerini kullandı.
Mevcut ekibin "kale çizgisinden top çıkarmaya" alışık olmadığını ve yapabileceklerinin sınırlı olduğunu söyleyen Alkin, “Merkez Bankamız baz etkisiyle birlikte 3 Temmuz’da açıklanacak Haziran enflasyonunun tavan yapacağını biliyor. Bu noktada tahminler %75’e kadar çıkıyor. TCMB kendi kafasında bir patikaya sahip, bu patika ‘göz açıp kapayıncaya kadar her şeyin geçmesi’ üzerine kurulu. Ancak Haziran ayında enflasyon %70’in üzerine çıktığında, insanlar seslerini yükselttiğinde, rezervlerde sorunlar devam ettiğinde programla ilgili şikayetler başlayabilir” dedi.
Gün içinde TCMB tarafından alınan zorunlu karşılık kararını da yorumlayan Alkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Merkez Bankası liralaşma için efor sarf ediyor; ancak burada bir hatası var. Şahap Kavcıoğlu döneminde başlayan birtakım uygulamalara hâlâ devam ediliyor. Bankaları sıkıştırarak ya da mudîleri TL’ye geçişe zorlayarak, politika faizini artırmaksızın bankalara faiz artırmaya çalışılıyor. ‘Normal vatandaş TL’de kalmışsa çok umursamayın, önemli olanlar dövizden dönenler’ deniyor.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Nisan ayı PPK toplantısında politika faizini %50,0 seviyesinde sabit bırakma kararı aldı. Kararın ardından yayımlanan metinde ise şahin ton korundu.
26 Nis 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme, üretim, enflasyon ve finansal istikrar üzerindeki etkileri yeniden gündemde. Aşırı hava olaylarının yol açtığı ekonomik kayıplar, merkez bankalarını ve finansal kuruluşları iklim risklerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye yöneltiyor. Ancak bu süreçte ekonomi yönetimlerinin hem iklim risklerini küçümsemekten hem de geçici şoklara aşırı tepki vermekten kaçınması gerekiyor.

Türkiye’de özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve kira sertifikalarında yaşanan ödeme sorunları fon krizinin ardından farklı bir boyuta taşındı. Yılbaşından 27 Ekim’e kadar 14 şirketin TL cinsi borçlanma araçlarında 60 ödeme aksaklığı yaşanırken, vadesinde ödenemeyen anapara toplamı 12 milyar 697 milyon liraya ulaştı.

Türkiye’de üretken yapay zeka kullanım oranı bir yılda %19,2’den %37,6’ya yükselirken, gençlerin önemli bir bölümü artık kişisel sorunlarını da yapay zekayla paylaşıyor. Teknoloji gündelik hayatın her alanına girerken geçim sıkıntısı, güvencesiz çalışma ve fırsat eşitsizliği gibi sorunlar varlığını koruyor. Peki yapay zekanın yarattığı ekonomik imkânlardan kimler yararlanacak ve bu teknolojik ilerleme daha fazla insan için iyi bir hayatı mümkün kılabilecek mi?

Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?




