MODA TEDARİK ZİNCİRİ DÖNÜŞÜMÜN BİR PARÇASI OLABİLİR Mİ?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Yaşam devam ettiği sürece değişimi durdurmak mümkün değildir. Hız kavramını iş modeli hâline getirmiş bir endüstri için de bu durum geçerlidir. Hızlı moda kavramı, sürekli değişimden beslenir. Değişen koleksiyonlar, değişen trendler, değişen malzemeler… Bu değişimler devam ederken tekstil üretiminde rekabet artar, fiyat baskısı başlar, ürünlerin piyasaya sürülme sürelerinin hızlanması talep edilir ve bu sebeplerle karmaşık üretim yapıları ortaya çıkar. Tekstil tedarik zinciri bu tarz operasyonel faktörleri içerir ve tüm bu aşamalar bizlere tekstil sektörünün yapısını anlatır.
Tedarik zinciri, mal ve hizmetlerin tedarik aşamasından üretimine, oradan nihai tüketiciye ulaşmasına kadar birbirini izleyen tüm süreçleri kapsar. İş süreçleri açısından bakıldığında tedarik zinciri; satış süreci, üretim, envanter yönetimi, dağıtım, tedarik, satış tahmini ve müşteri hizmetleri gibi pek çok alanı içine alan büyük bir yelpazedir.
Tedarik zinciri yönetimi birçok süreci içerdiği için karmaşık bir yapıya sahiptir ve uygulanması kolay bir süreç değildir. Tedarik zinciri üyeleri (markalar, kuruluşlar) kendi iş süreçleri yanı sıra çoğunlukla yabancı oldukları diğer iş ortaklarının süreçlerini de yakından takip etmek ve denetimlemek zorundadır.
TEDARİK ZİNCİRİ REFORMU NASIL MÜMKÜN?
Etik bir tedarik zinciri, aslında her konuda olduğu gibi farklı düşünmek ve sorgulamakla başlar. Tasarım aşamasından, yukarıda bahsettiğim tedarik zincirinin tüm süreçlerinin dünyayı ve insanları ne şekilde etkileyeceği düşünülmeli ve kontrol altına alınmalıdır. Geleneksel moda tedarik zincirlerinde, 8.000'den fazla çeşit sentetik kimyasal ham madde kullanılır ve bu hammaddeler sebebiyle büyük miktarlarda su ve kaynak israf edilir. Bununla birlikte, iş gücü sömürüsü üretim fabrikalarında oldukça yaygındır. Hızlı modanın sebep olduğu acımasız çalışma koşulları da bu süreçlere dâhildir. Moda tedarik zincirini olabildiğince “verimli” hâle getirmeye zorlamak, büyük kuruluşların kâr hanesi için etkili olsa da işçi hakları için büyük bir istismardır.
Etik moda, tedarik zinciri yönetimini farklı bir şekilde tanımlasa da tarihsel incelemeler yaptığımızda; maliyetleri düşürürken, verimliliği arttıran bir süreci ifade eder. Etik tedarik zinciri yönetimi; marka veya kuruluşların ürün oluşturma sürecinde, sistem boyunca çalışan işçilere uygun muamele ve ödeme yapacağı anlamına gelmelidir. Çiftçilerden, fabrikalardan ve iş ortaklığı yürütülen tüm aktörlerden şeffaflık talep etmeli ve bu şekilde çevresel zarara veya işçi sömürüsüne katkıda bulunmadığından emin olabilmelidir.
Geleneksel modanın çoğunlukla gözden kaçırdığı son adım olan ve belki de en önemli adımlardan biri olan tedarik zincirinin tüketim aşamasıdır. Bu bilgi çoğu insan için hatta hâlâ benim için bile şaşırtıcı olsa da gözden kaçan konulardan biri şudur ki; moda endüstrisinin neden olduğu çevresel zararların çoğu, giysilerin mağazadan çıkıp kıyafet dolaplarımıza yerleştikten sonra meydana gelir. Yıkama sürecinde kaynaklanan esas iki sorun vardır. Giysilerde yer alan mikroplastikler sularımıza karışır ve yıkama esnasında kullanılan suyu ısıtmak için yüksek miktarda enerji kullanılır.
Tüm bu unsurlar küçük ölçekte önemsiz görünse de hızlı yaşam döngüsünde tehlikeli sonuçlara sebep olur. Doğayı Koruma Birliği’ne göre, sentetik kimyasal kullanılan giysiler şu anda küresel giyim endüstrisinin yıllık elyaf tüketiminin %60’ını ve okyanustaki mikroplastiklerinin %35’ini oluşturmaktadır. Bu verileri tüketicinin bilinçlendirilmesinin zincirdeki önemini vurgular.
Aslında kapalı kapılar ardında işleyen süreçleri gün yüzüne çıkarmak, tüm iş ortaklarıyla doğru bilgiyi paylaşmak, çevresel ve sosyal hakları göz etmeksizin herkesin hassasiyet noktalarına saygı duymak ve hayata geçirmek bu süreci yeniden tasarlamamızı ve dönüştürmemizi mümkün kılabilir. Birçok konuda olduğu gibi tüketiciye de bu konuda iş düşüyor.
Üretim söz konusu olan her yerde tedarik zinciri muhakkak olacaktır. Ham maddeden başlayan yolculuk bizlerin dolaplarında son bulurken, sahip olduğumuz ürünün geçmişiyle ilgili bilgi talep etmek tüketicinin en büyük hakkıdır. Bugüne kadar neyin hakkımız olup olmadığını sistem maalesef bize unutturdu. Evet, unutturdu diyorum çünkü bu bilinçli gerçekleştirilen bir eylemdi. Sorgusuz sualsiz ve oldukça hızlı satın almamız ve bunu sürekli tekrarlamamız sistemin tasarımıydı. Bu hız içinde hakkı yenen işçiler, tükenen dünya kaynakları, adil olmayan ticaret koşulları; vitrinlerde sunulan kıyafetler kadar parlak ve renkli değildi. Gerçeklerin parladığı ve değer gördüğü bir endüstrisi için sorgulamaya ve dönüşüme gönüllü olursak, hem kendimize hem de çevremize büyük faydalar sağlamamız kaçınılmaz olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dibi görmek çözümü getirir mi? Karbon emisyonundan mürekkep, tişörtten ayakkabı, sonuna kadar kullanılmış kozmetik ürünleri ve tedarik zincirindeki zayıf halkalar üzerine.
25 Nis 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.



