Özge Doğan: "30 yıl önce odak para kazanmaktı, şimdi servetin korunması"

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye’de servet yönetimi son yıllarda sessiz ama güçlü bir kırılma yaşıyor. Girişim ekosisteminde art arda gelen çıkışlar, köklü aile şirketlerinde hızlanan dönüşüm ve yeni kuşağın karar süreçlerinde daha görünür hale gelmesi, oluşan servetlerin yalnızca büyütülmesini değil, aynı zamanda korunmasını ve doğru yapılandırılmasını da gerektiriyor.
Bu değişim, Türkiye’de uzun süredir geri planda kalan aile ofisi modelini de pek çok insan için daha görünür hale getiriyor. Çünkü birçok aile için mesele artık sadece hangi varlığa yatırım yapılacağı değil, şirket servetiyle aile servetinin nasıl ayrıştırılacağı, yeni neslin bu yapıya nasıl dahil edileceği ve karar alma süreçlerinin nasıl daha sağlıklı bir zemine oturtulacağı noktasına evriliyor.
Türkiye’nin ilk bağımsız çoklu aile ofisi Karman Beyond’un Kurucusu ve Genel Müdürü Özge Doğan, Türkiye’de bu dönüşümün neden hızlandığını, Türkiye’de servet sahibi ailelerin hangi yeni ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldığını ve aile ofisi modelinin bu boşluğa nasıl yanıt vermeye çalıştığını Aposto okurları için anlattı.
“Sonraki kuşak aile üyeleri şirket içinde yer aldıkça, ailenin yatırımlara bakış açısı değişiyor”
Türkiye’de aile ofisi ihtiyacını büyüten iki dinamiğin şu anda aynı anda işlediğini ve bunların bir ivme yarattığını söyleyen Doğan, "Birincisi, exit patlaması. Türkiye son 10 yılda 7 milyar dolar değerinde startup çıkışı gördü. Peak Games, Dream Games, Trendyol, Getir… Sadece geçen yıl M&A hacmi bir önceki yıla göre %88 artarak 16.2 milyar dolara ulaştı. Aynı şekilde halka arzlar da oldukça yoğundu. Bir yandan girişimciler büyük çıkışlar yapıyor, diğer yandan köklü aileler operasyonel işlerini likidite ediyor. Haliyle de yaratılan bu değerin yönetilmesi ve korunması gündemde” dedi ve şöyle devam etti:
“İkincisi, kuşak geçişi. UBS Global Wealth Report 2025 verilerine göre, önümüzdeki 20-25 yılda 83 trilyon dolar değerinde servetin nesiller arası geçeceği öngörülüyor. Türkiye'de de bu dalgayı görmeye başladık. Ama nesil geçişleri anlık bir olgu değil; sonraki kuşak aile üyeleri şirketin içinde yer almaya başladıkça, ailenin servete ve yatırımlara bakış açısı değişiyor. Bu durumun yansımalarını girişim yatırımları ve sonraki kuşak aile üyelerinin liderliğinde şirket altında kurulan girişim sermayesi fonlarında görüyoruz. İlerleyen süreçlerde bu eğilimin özel sermaye yatırımlarını da içine alarak artacağını öngörüyorum.
Aileler için servet yönetiminin dinamikleri çok daha farklı; sadece finansal bir bakış açısıyla geleceği planlamak çok gerçekçi olmuyor. Nesiller arası geçiş, aile içi dinamikler, vergi planlaması, risk yönetimi ve kişisel tercihler aynı anda devreye giriyor. Haliyle bütüncül bir bakış açısıyla kişiselleştirilmiş ve uzun vadeli profesyonel çözümler şart. Aile Ofisi tek merkezden tüm bu ihtiyaçlara cevap sunuyor. Benim Karman Beyond’u kurmamdaki asıl motivasyon da tam olarak buydu.”
“30 yıl önce odak para kazanmaktı, şimdi servetin korunması”
“Türkiye’de servet sahibi aileler bugün en çok hangi başlıklarda desteğe ihtiyaç duyuyor ve bu ihtiyaçlar geçmişe göre nasıl değişti?” sorumuza, “Bundan 30 yıl öncesine bakacak olursak odak serveti yaratmak ve para kazanmaktı; özellikle kurucu nesilin yaklaşımı operasyonel işi büyütmek, nakit akışı yaratmak ve o nakdi tekrar işe koymak üzerineydi. Bugün ise aileler belirli bir büyüklüğe ulaştı. Servetin korunması, yatırımların çeşitlendirilmesi ve yapılandırma ön plana çıktı” şeklinde yanıt veren Doğan, “Globalleşme ve sonraki nesillerin devreye girmesiyle birlikte ihtiyaçlar daha da geniş bir dünyaya yayıldı. Riskler değişti, beklentiler değişti, servetin yönetilme şekli tamamen farklı bir zemine oturdu” diye de ekledi.
Diğer yandan finansal yatırım dünyasının da çok sofistike hale geldiğine dikkat çeken Doğan, “UBS'in 2025 verilerine göre, aile ofislerinin portföylerinde alternatif yatırımların oranı %42'ye ulaştı; bu oran sadece birkaç yıl önce %39'du. Özel sermaye, altyapı yatırımları, direkt yatırımlar... seçenekler çok arttı ama bunlara erişmek, bunları değerlendirmek de bir o kadar zorlaştı. Her biri farklı bir veri seti ve uzmanlık gerektiriyor. Özellikle özel sermaye yatırımlarının bu kadar yaygınlaşması, tamamen servet yönetiminin profesyonelleşmesiyle gelen kabiliyet ve erişim artışının bir sonucu” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de aileler çoğunlukla yatırım kararlarında duygusal hareket ediyor”
Türkiye’de aile ofisi yapısında en büyük direnç noktasının kültürel alışkanlıklardan kaynaklandığını söyleyen Doğan, “Türkiye'de aileler çoğu zaman yatırım kararlarında duygusal ve anlık hareket ediyor. Oysa servet yönetimi ile varlık yönetimi birbirinden çok farklı şeyler. Servet yönetimi stratejik bir planlama ve risk yönetimine odaklanırken; varlık yönetimi ilgili varlık sınıfında belirli bir dönemde getiri elde etmeyi hedefliyor. Aslında birbirinden farklı öncelikleri olan iki ayrı işten söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Diğer bir mesele de güven kültürüyle profesyonel yeterliliği dengelemek. Güven elbette çok önemli; ama asıl mesele doğru yaklaşıma ve deneyime sahip kişilerle çalışıp çalışmadığınız.”
Aile içi kuşak geçişinde yaşanan en büyük problemi ise “sonraki nesilin masaya hiç çağrılmaması veya çağrılsa bile söz hakkı tanınmaması” olarak tanımlayan Doğan, “Sorumluluk var, beklenti var ama yetki yok. Bir de sonraki nesilin içine doğduğu dünya ve yapmak istedikleri tamamen farklılaştığı için, önceki nesil için alan açmak daha da zorlaşıyor” dedi.
“Kuşak farkları çok daha belirgin hale geldi. Bank of America'nın 2025 raporuna göre ailelerin %60'ı önümüzdeki 10 yılda liderliği yeni nesle devredecek; ama çoğu bu geçişe hazırlıklı değil. Bir insanın sorumluluk alabilmesi için, önce karar alma ve sonuçlarıyla yüzleşme deneyimi yaşaması gerekiyor. Bazı yetkileri bugün devretmezseniz, yarın tüm serveti devraldığında çocukların hazırlıklı olmasını ya da uyum içinde hareket etmesini bekleyemezsiniz.”
Aile ofisleriyle ilgili yanlış anlaşılma yaratan konulara da değinen Doğan, en sık yanlış anlaşılan konunun aile ofisinin ne olmadığıyla ilgili olduğunu söyleyerek, “Aile ofisini bir portföy şirketi veya varlık yöneticisi gibi konumlamamak gerekiyor. Bir aile ofisi, ailenin bilinçli kararlar alabilmesi için bağımsız güvenilir danışmanı ve orkestra şefi gibi çalışır. Ailenin beklentileri ve değerleriyle uyuşan stratejiler geliştirir, ailenin servet yönetimi ihtiyaçlarına çözümler üretir, üçüncü partilerle olan ilişkileri yönetir, süreçleri denetler, performansı takip eder ve ailenin çıkarını her zaman ön planda tutar” dedi.
“Bir de tekli aile ofisi kurmanın ekonomik gerçekliği var. Sektör standartlarına göre, etkili bir tekli aile ofisi kurabilmek için minimum 100 milyon dolar civarında yatırılabilir varlık gerekiyor; yıllık operasyonel maliyeti de 1-2 milyon dolar arasında değişiyor. Üstelik finansal piyasalardaki uzmanlığa ek olarak hukuk, vergi, yatırım, risk yönetimi gibi alanlarda da uzmanlaşmış, multi-disipliner bir kadro kurmak gerekiyor.
Aile ofisini sorumluluğu ve maliyeti yüksek ayrı bir iş olarak tanımlamak şart. Eğer yeterli büyüklüğe ulaşmadıysanız veya ekip yeterli donanıma sahip değilse yatırılan sermaye ve harcanan efor karşısında verimlilik çok düşük kalabiliyor. Bu nedenle Türkiye için Bağımsız Aile Ofisi modeliyle tekli aile ofisi seviyesinde hizmet almanın çok daha efektif olduğuna inanıyorum.”
“Yurt dışıyla Türkiye arasındaki en temel fark, kurumsal servetle kişisel servet arasındaki ayrımın henüz oturmamış olması”
“Yurt dışındaki daha köklü aile ofisi yapılarıyla karşılaştırıldığında, Türkiye’de en belirgin yönetim ve kurumsallaşma farkları nerede ortaya çıkıyor?” sorumuzu da yanıtlayan Doğan, “En temel fark, kurumsal servetle kişisel servet arasındaki ayrımın henüz oturmamış olması. Türkiye'de aileler genellikle şirketleri üzerinden tüm yatırım ve gelecek planlarını yapıyor. Şirketin kasası aynı zamanda ailenin kasası gibi işliyor” dedi ve şöyle devam etti:
“Bu, küçük ölçekte sorun yaratmıyor; ama aile büyüdükçe, nesiller çoğaldıkça ve varlıklar karmaşıklaştıkça ciddi riskler doğuruyor. Mesela, şirket operasyonel bir krizle karşılaşırsa ailenin tüm serveti de tehlikeye giriyor. Ya da aile üyelerinin belirli bir yaşam standardını sürdürebilmesi için şirketin genel karlılığı değil, o aile üyesinin şirketten aldığı gelir veya temettü dağılım oranları belirleyici hale geliyor.”
Singapur, Avrupa, Amerika gibi köklü piyasalarda ailelerin serveti kurumsal bir yapı olarak ele aldığına dikkat çeken Doğan, “Ailenin yatırımları, pasif varlıkları, operasyonel işleri, hatta çocuklar bile bu servetin bir unsuru olarak görülüyor. Yazılı yönetişim kuralları var, bağımsız danışma kurulları ve yatırım komiteleri var, nesil geçişi için detaylı planları ve eğitim modelleri var. Kararlar duygusal değil, yapısal bir süreçle alınıyor. Bu yaklaşım sayesinde servet hem korunuyor hem de nesiller boyu sürdürülebilir hale geliyor” ifadelerini de kullandı.
“Ama şunu da söylemeliyim, Türkiye çok hızlı öğrenen bir ülke. Görüyorum ki son birkaç yılda farkındalık ciddi arttı. Ben Türkiye’nin ilk bağımsız aile ofisi olan Karman Beyond’u kuralı 5 yıl oldu ve geçtiğimiz sene Euromoney tarafından Türkiye’nin ve Doğu ve Batı Avrupa’nın en iyi aile ofisi seçildik. Bu alanda diğer gelişmekte olan ülkelere örnek olacağımıza da inanıyorum. Doğru modelleri adapte etme fırsatı var; sadece aceleci olmamak ve temeli sağlam atmak gerekiyor.”
Son olarak gelecek 5 yılda Türkiye’de aile ofislerini en fazla değiştirecek eğilimlere ilişkin görüşlerini de paylaşan Doğan, “Türkiye'deki girişim ekosistemi büyüyor ve yatırımcılarla birlikte şirketler de olgunlaşıyor. Haliyle exit sonrası servet yönetimi ihtiyacı her geçen gün daha da belirginleşecektir. Aile şirketlerinde ise bu dönüşümün başını sonraki kuşak çekecek. Yeni neslin küresel bakış açısı, uzun vadeli düşünme eğilimi ve aile servetini bir miras olmaktan çıkarıp bir sorumluluğa dönüştürmesi çok önemli” yorumunu yaptı.
“Ben genç kuşak aile üyelerine çok inanıyorum. Generational Wealth Society'de bir arada olduğumuz üyeler sayesinde Türkiye'nin geleceğinin ne kadar parlak olduğunu ilk elden görüyorum. Bir de alternatif yatırımların demokratikleşmesi var. Eskiden sadece devasa fonlara veya kurumsal yatırımcılara açık olan özel sermaye, girişim sermayesi ve altyapı yatırımları gibi varlık sınıfları artık ailelerin de hedefinde. İyi fırsatlara erişmek ve doğrudan yatırımlar Türk aileler için de asıl mesele olacak.
Biz çok cesur ve girişimci bir memleketiz. Türkiye’de aile ofislerinin profesyonelleşeceğine ve global seviyelere ulaşacağına inanıyorum. Aileler çıkar çatışmasından uzak yapıların kattığı değeri her geçen gün daha da fazla önemsiyor. Sektör geliştikçe bağımsız aile ofislerine olan ilgi artacaktır.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




