Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, akşam saatlerinde yapacağını ilan ettiği basın toplantısında, 28 Mayıs seçiminde Cumhur İttifakı’nı destekleyeceğini açıkladı. “İlk turda bize oy veren seçmenlerimizi 2. turda Sayın Erdoğan’ı desteklemeye davet ediyorum” diyen Oğan’ın açıklaması tamamen olmasa da belirli oranda piyasa tarafından fiyatlanmıştı.
Oğan’ın açıklaması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha seçilme ihtimalini güçlendirirken ekonomi politikaları ile ilgili soru işaretlerinin güçlenmesine yol açıyor. Oğan, yaptığı açıklamada “faiz odaklı politikaların yeniden gözden geçirilmesi” gerektiğini ifade etse de taraflar arasında bu konuda tastamam bir mutabakat sağlanıp sağlanmadığı ise meçhul.
💉 Hatırlatma dozu: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati başta olmak üzere hükumetin ilgili tarafları, önceki günler ve haftalarda verdikleri mesajlarda mevcut politikanın sürdürüleceğini ifade ediyorlardı. Hatta, Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonunda CNN International’a verdiği mülakatta da bu soruya “kesinlikle” yanıtını vermişti.
Piyasa yansımaları
Borsa İstanbul 100 endeksi düşüş trendine devam ediyor. Güne 4.533 puandan başlayan endeks, açılıştan kısa süre sonra gün içi zirvesi olan 4.550 puanı görmesine karşın 1 saat içinde 100 puan birden geriledi. Günün kalanında yatay seyreden endeks, Oğan’ın açıklamaları ile birlikte önemli bir oynaklığa şahit oldu. Oğan’ın konuşmaya başladığı esnada 4.480 puan seviyesinde olan endeks 4.492 puanı gördükten hemen sonra gün içindeki en düşük seviyesini görerek 4.435 puana geriledi. Endeks günü %0,8 kayıpla 4.466 puandan kapattı. Endeksteki düşüşü, seçimin ilk ayağı öncesinde önemli miktarda prim yapan bankacılık endeksi sürükledi. Endekste günlük kayıp %3,4 oldu.
💾 Cep bilgisi: Son işlem gününün ardından Borsa İstanbul 100 endeksinde aylık kayıp %10,9 olurken aynı değer yıl başından bu yana bakıldığında %18,9 oldu.
Borsa İstanbul’daki çalkantılı seyrin yanında bir süredir artış trendinde olan mevduat faizlerinde de yukarı yönlü trend devam ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, 3 aya kadar vadeli açılan TL mevduat hesaplarında uygulanan faiz oranı %30,5’e ulaştı. Bu değer, 2002 finansal krizinden sonra görülen en yüksek değer olarak kayda geçti.
💉 Hatırlatma dozu: 2018 yazında yaşanan ve ABD eski başkanı Donald Trump’ın Twitter mesajı ile tetiklenen şokta bu vade için raporlanan faiz oranında zirve %27,2 olarak raporlanmıştı.
Kaynak: TCMB - elektronik veri dağıtım sistemi
Söz konusu veri serinde 1 aya kadar olan TL vadeli mevduat hesaplarında da yaklaşık dört yılın ardından %20 eşiğinin aşıldığı görülüyor. Mevduat faizlerinde yaşanan bu eğilim, kredi faiz oranlarının da politika faizinden uzaklaşması eğilimini güçlendiriyor. Bu noktada alınan regülatif önlemler ve pek çok kredi grubu için eşik değer üstü fiyatlamalarda devreye giren menkul kıymet tutma yükümlülüğü ise fonlama pencerelerinin kapanmasına yol açıyor.
Söz konusu fiyat hareketinin özel sektör tahvil ihraçları ve Takasbank Para Piyasası’ndaki yansımalarının da paralel olduğunu söylemek mümkün. Özel sektör tarafından ihraç edilen menkul kıymetlerin vadeleri 60 güne kadar gerilerken faiz oranlarının %30’ların üzerine çıktığı görülüyor. Takasbank para piyasasında ise gecelik ortalama fonlama maliyeti %20,7 seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu oran bir hafta önce %25,8 olmuştu. Yaklaşık bir ay önceki (17 Nisan) fiyatlama ise %14,9 idi.
Kur tarafında ise günün erken saatlerinde rekor bir fiyatlama geçtiği görüldü. Kısa süre sonra normalleşen değere karşın sabah görülen 20,18 seviyesi yeni bir tepe noktası olarak kayda geçti. Söz konusu olağan dışı fiyatlamanın ardından kur bir süredir alışılageldik yatay seyrine geri döndü.

Kaynak: Investing.com
Ekonomim Gazetesi’nden Merve Yiğitcan imzalı makalede ise spot döviz piyasasında sıkışıklık yaşandığı, bankaların efektif çekimler için 5.000USD gibi düşük sınırlar belirledikleri ve saat 11.00 sonrasında döviz satışı yapmadıkları haberleştirildi. Söz konusu makalede yer verilen alıntı mesajlar ise piyasada faaliyet gösteren kurumların yaşadıkları zorluklar ve endişeleri sıralıyor.
İç piyasa bunlar yaşanırken Goldman Sachs, yayımladığı notta TCMB’nin birinci önceliğinin sistemden çıkışı engellemek olduğunu ifade etti. TL’nin değerinin stabil tutulmasının da önemli bir amaç olarak belirtildiği notta, söz konusu fiyatlamaların bunun bir işareti olduğu ifade ediliyor. Notta ayrıca, rezervler üzerindeki baskının da cari dengenin finansmanı için yapılan kullanımlara bağlandığı görülüyor.
💉 Hatırlatma dozu: TCMB’nin toplam döviz rezervi 12 Mayıs ile biten haftada 9 milyar USD birden azalarak 105,1 milyar USD’ye gerilemişti. Veriyle birlikte, toplam rezervde yıl başından bu yana yaşanan erime 23,6 milyar USD’ye yükselmişti. Mevcut durumda, kurumun net döviz rezervi 2002’den bu yana görülen en düşük seviyeye, 2,3 milyar USD’ye geriledi.
Risk fiyatlamalarının azami seviyeye çıktığı seçim öncesi dönemde oynaklığın devam etmesi ve stabilite adına atılan adımların korunması beklentisi ana senaryo olarak kabul ediliyor. Bu senaryoya, Perşembe günü yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin sabit tutulması da dahil edilmiş durumda.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Politik arenada taşlar yerine otururken piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor.
23 May 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta veri akışının yanı sıra merkez bankalarının toplantı tutanakları da yakından izlenecek. Yurt içinde Eylül ayı enflasyonu, Hazine nakit dengesi ve sanayi üretimi öne çıkarken, yurt dışında ABD ISM hizmet PMI, Fed ve ECB toplantı tutanakları, Almanya sanayi üretimi ve Michigan tüketici güven endeksi ön planda.
05 Eki 2026

İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında fonların tasfiyesine ilişkin yapılan toplantıda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonları için bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararı alındı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da fonların malvarlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Peki bu tasfiye süreci için ne tür senaryolar ön plana çıkıyor?



