

Architecht’ten BDDK Yönetmeliğine Uygun Dijital Bankacılık Platformu
Architecht'ten Dijital Bankacılık Platformu BDDK tarafından yayımlanan “ Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik ”, 1 Ocak 2022 itibarıyla şubesiz formatta, tamamen dijital kanallar üzerinden…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türk lirasının reel değerini ifade eden reel efektif döviz kuru endeksi ağustos ayında TÜFE bazında 1,1 puan düşüşle 52,8 seviyesine geriledi. Böylece endekste son 7 ayın en düşük seviyesi kaydedilmiş oldu.
Reel efektif kur, nominal efektif kurun fiyat ve maliyet etkilerinden arındırılmış halidir. Nominal efektif kur ise, ilgili kurun seçili ülkelerdeki eşlenikleri karşısındaki ağırlıklı ortalama değeri olarak tanımlanabilir.
Bu karmaşık tanımı bir yana bırakacak olursak, Reel Efektif Döviz Kuru (REDK) kavramını, TL’nin ülkemizin ana ticaret ortaklarının para birimleri karşısındaki değerinin enflasyondan arındırılmış hali olarak özetlemek mümkün.
Ülkemizde bu hesaplama, arındırma aracı olarak TÜFE, ÜFE ve birim işgücü maliyeti kullanılarak yapılıyor. Manşet değer ise TÜFE bazlı REDK olarak kabul ediliyor.
Endekste eşik değer 100 ve bu değerin altı değersiz, üstü ise aşırı değerli para birimi olarak yorumlanıyor. Yani, 100’ün üzerindeki her değer TL’nin hedef yabancı para sepetine karşı aşırı değerli olduğu anlamına geliyor.
Yerel paranın ucuzlaması, teorik olarak ihracat potansiyelini artırdığı için ihracat tabanlı büyüme stratejisi izlenen ekonomilerde zaman zaman tercih edilebilen bir yöntem oluyor.
Ülkemizde REDK 100 seviyesine en yakın değerini yaklaşık altı yıl önce, 2016 yılının ekim ayında aldı. Bu dönemden sonra hep eşik değerin altında seyreden endeks, özellikle 2018 ve 2021 kur şoklarının ardından sert bir şekilde kırıldı. Endekste dip seviye 2021 yılının aralık ayındaki 47,8 oldu. Endeks, 2022 yılında ise 60 değerini henüz aşamadı.
Endeks, yıllık ortalama değerlere göre 2012 yılından bu yana düşüşte ve 2018 yılından bu yana her yıl en düşük ortalama değerin altına düşüyor.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Piyasanın "görünmez elini" görünür bir şekilde takip edebileceğiniz, yeni nesil finans yayınımız Exante, ilk sayısıyla sizlere merhaba diyor!
07 Eyl 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor



