
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bu hafta Gusto'da Carlo Petrini tarafından gastronomide özgürlük dalgasının bir parçası olarak görülen hayat dolu bir kadınla buluşuyoruz. İsmi Regina Tchelly, kendisi Brezilya’nın en yoksul şehirlerinden biri olan Serraria’da dünyaya gelmiş; şehrin sosyo-ekonomik şartlarını tabağına taşımıştır.
Regina Tchelly, annesinin ve anneannesinin yemek pişirmesini izleyerek büyümüş bir çoçuk olarak topraktan en verimli şekilde yararlanmayı ve yiyecek israfı yapmadan pişirmeyi daha çok küçük yaşta öğrenmiştir. Onu çıktığı bu yolda asıl harekete geçiren şey ise Rio de Janeiro'ya taşındığında karşılaştığı manzara olmuş. Henüz 20 yaşındayken yerleştiği şehirin sokaklarındaki gıda atığı miktarını gördüğünde bu konuda sessiz kalamayacağından emin olan bu genç kadın daha iyi, daha adil bir dünyanın için çalışmalara vakit kaybetmeden başlamış.
• Bir tutam gerçeklik: Tchelly’nin mutfağı öğle ile akşam yemeğinin bir araya getirme ve az malzemeyle lezzetli ve olabildiğince fazla yemek yapma gereksiniminden doğar. Tchelly, birçok isim tarafından gastronominin varlıklı olmayan insanlar için artık bir tabu olmaktan çıkması gerektiğinin kanıtı, gastronomi düşüncesinde bir değişikliğin işaretidir.
• Favela Orgânica: İnsanların yemekle ilişkisini değiştirerek gıda israfını önlemek ve dünyaya açlıkla savaşmanın mümkün olduğunu göstermek amacıyla Tchelly tarafından kurulan Favela Orgânica, kurucusunun hayatınının, kişiliğinin, büyüdüğü ve yaşadığı ortamın ortak bir sonudur.
• Alternatif gastronomi: Ürünün genelde kullanılmayan bölümlerinden de yararlanan bir mutfak düzeni oluşturan Tchelly, katılımcılara sebzelerin kabuklarından çekirdeklerine, saplarından yapraklarına, her parçasını kullanarak sağlıklı ve lezzetli yemek yapmayı öğretiyor. Beslenme alışkanlıklarında değişiklik yaratan bu pratik az malzemeden çok yemek çıkmasını sağlarken israfı da minimum seviyede tutuyor.
• Bilinçli tüketim: Satın alma ve tüketim planlamasını teşvik ederek gıda israfını ortadan kaldırmayı amaçlayan kuruluş, her fırsatta gerçek değişimin hepimizden geleceğini ve tek bir tüketici seçiminin pazarı ve beraberinde tüm tedarik zincirini etkileyebileceğini belirterek hepimizi toplumun tüm tabakalarında görülen bu hastalığa karşı savaşmaya çağırıyor.
• Sebze bahçeleri ve kompost: Herkesin kendi yiyeceğini yetiştirebileceğini gösteren Favela Orgânica sayesinde Brezilya’nın birçok gecekondu mahallesinde küçük ekolojik sebze bahçeleri oluşturulmuş, hâlâ da oluşturulmaya devam ediliyor. Kuruluş, aynı zamanda verdiği bu savaşta evde doğal gübre yapımının önemli bir yeri olduğunu savunuyor.
• Anlamdan gelen hikâye: Kuruluşa ismini veren iki kelime de aslında hareketi anlamamız için bizlere yeterli ipucunu veriyor. Portekizcede gecekondu anlamında kullanılan favela bizlere hareketin çıktığı yeri gösterirken organik anlamına gelen orgânica kelimesi bedenimizle doğa arasındaki ilişkiyi ve yemekle aramızdaki yakınlığı; doğanın bize sunduğu her şeyi doğaya geri veren sevgiyi temsil ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Cesaret, soru sormakla ve kendi cevaplarını verebilmekle başlar. Moda dünyası, sorularını sordu. Cevaplarını verebilecek mi?
30 Ağu 2020

YAZARLAR

Adasu Mireli
Food writer @ Aposto

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Türk tarihinin büyüklüğünün anlaşılması için Göbeklitepe’nin Türk olmasına ihtiyaç yok. Anadolu’nun bizim için taşıdığı değerin de Hititlerin, Troyalıların ya da beş bin yıl önce Beşiktaş’ta yaşayan insanların Türk çıkmasına ihtiyacı yok. Belki gerçek tarih bilinci, geçmişin her köşesinde kendimizi aramak yerine, bizden farklı olan bir geçmişi de kendi mirasımızın parçası olarak koruyabilecek özgüvene sahip olmaktır.

Pek çoğumuz birbirimize yakın mekanlarda yaşıyoruz, ama kimi ihtiyaçlarımızı ortaklaştırmak, bazı araçları paylaşmak aklımızdan dahi geçmiyor. Bu kadar yakın yaşarken ihtiyaçlarımızı birbirimizden bağımsız karşılamayı neden hayatın olağan hâli sayıyoruz? "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" adlı yeni yazı dizisinin ilk durağında, insanın başkalarıyla kurulan bir varlık olması fikrinden yola çıkarak modern hayatın bizi nasıl birbirimizden yalıttığının izini sürüyoruz. Aileden mekana, bakım emeğinden ortak karar almaya uzanan ilişkiler içinde özgürlüğümüzden vazgeçmeden başka türlü bir hayat kurmanın mümkün olup olmadığını araştırıyoruz.

Biri için ailesiyle paylaştığı işi tek başına üstlendiğinde emeğin ağırlığını fark etmek, öbürü için her yıl yeniden yaşanan bir aile ritüelini ve ileride hatırlanacak anıları kavanozlamak, kimi için de yerel üreticiyi destekleyip kışlık mutfak masrafını azaltmanın bir yolu. Kışlık hazırlık belki artık geçmişteki kadar zorunlu değil fakat onu sürdürenler için hâlâ işe yarayan çok somut nedenleri var: Emeği bölüşmek, bilgiyi aktarmak, masrafı azaltmak, üreticiyle bağı korumak ve birarada olmanın neşesini paylaşmak.

İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.




