Resesyon endişeleri: Almanya ekonomisi alarm veriyor

Avrupa’nın en büyük ekonomisi neredeyse bir yıldır zor günler geçiriyor. Yüksek faiz ve enerji maliyetleri, zayıf yatırımlar, yaşlanan nüfus yapısı, yoğun bürokrasi, rakiplere kıyasla pahalı kalan işgücü maliyetleri ve yüksek vergi oranları bu zorlukların temel sebepleri olarak görülüyor.
Resesyon endişeleri: Almanya ekonomisi alarm veriyor

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi neredeyse bir yıldır zor günler geçiriyor. Yüksek faiz ve enerji maliyetleri, zayıf yatırımlar, yaşlanan nüfus yapısı, yoğun bürokrasi, rakiplere kıyasla pahalı kalan işgücü maliyetleri ve yüksek vergi oranları bu zorlukların temel sebepleri olarak görülüyor. Özellikle son bir yıllık periyotta bu zorlukların yansımaları gayri safi yurt içi hasıla, sanayi üretimi ve yatırımcı güveni gibi parametreler üzerinde kendini gösteriyor.

Sanayi üretimi 14 aydır daralıyor

Almanya’da sanayi üretimi son 14 aydır yıllık bazda kesintisiz olarak geriliyor. Bu dönemde Alman ekonomisi hem konjonktürel hem de yapısal birtakım krizler yaşadığı ortada. Son iki yıldır, ülkedeki imalat sanayi kapasite kullanım oranı %85,1’ten %77,4’e kadar geriledi ve tüm sektörlerdeki şirketler zayıf talep koşullarına işaret ediyor. 

Son bir yılda Almanya'da sanayi üretiminin seyri

Bunun en önemli göstergelerinden bir tanesi ülkede hesaplanan imalat PMI. S&P Global tarafından açıklanan son verilere göre Eylül ayında ülkedeki PMI 40,3 seviyesine düşmüş durumda. Bu nokta, hem yılın en düşük seviyesine, hem de imalat sanayisinde Ağustos 2023’ten bu yana en kötü koşullara işaret ediyor. PMI hesaplamasında 50 puanın altında yer alan sonuçların sektörde daralmaya işaret ettiğini de düşünürsek, Alman sanayisi Haziran 2022’den bu yana daralma yönünde seyrediyor.

PMI hesaplaması için yapılan anketlerde özellikle inşaat ve imalat gibi sektörlerde sipariş birikimlerinin azaldığı ve yeni siparişlerin zayıf olduğu görülüyor. Bu zayıflama, özellikle otomotiv gibi Alman endüstrisinin kalbini oluşturan enerji yoğun sektörlerde daha güçlü kendini gösteriyor. Sektörden gelen son haberler de bu bulguları doğruluyor. Örneğin; Alman otomotiv devi Volkswagen’in 90'lı yılların sonuna doğru imzaladığı 30 yıllık protokolü iptal ederek işçi çıkaracağını ve 2025 yılında II. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez fabrika kapatabileceğini açıklaması bu durumun bir işareti olarak yorumlanabilir.

Konuyla ilgili Alman Sanayi Federasyonu (BDI) tarafından hazırlanan bir rapor da mevcut. BDI, raporunda sanayi sektöründe yaşanan krizin konjonktürel değil, yapısal olduğunu ve bu çarpıklıkları gidermek için 2030 yılına kadar 1,4 trilyon avroluk yatırıma ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Yüksek enerji fiyatlarının, iş gücü kıtlığının, çok fazla bürokrasinin, yatırım eksikliğinin ve yüksek vergilerin sanayi üzerinde yük oluşturduğuna işaret edilen raporda Almanya’da üretilen endüstriyel değerin beşte birinin risk altında olduğu belirtilerek şu ifadelere yer veriliyor,

“Almanya'daki iş çerçeve koşullarının diğer ülkelere kıyasla daha az cazip olması, son 30 yılda Almanya'daki hem kamu hem de özel sektör yatırımlarının diğer sanayileşmiş ülkelerdeki yatırım oranlarının önemli ölçüde altında kalmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda fiber optik, eğitim seviyesi ve ulaşım altyapısının genişletilmesinde açıklar ortaya çıkmıştır. Yüksek enerji fiyatları ve külfetli bürokratik raporlama yükümlülükleri, yatırım ve inovasyon için kullanılması düşünülen sermaye ve diğer kaynakları bağlamaktadır."

Güven endeksleri alarm veriyor

Alman ekonomisinin itici gücü olarak tasvir edilen sanayi sektöründeki negatif görünüm hem tüketici hem de yatırımcı güvenini aşağı yönlü etkiliyor. Almanya’da faaliyet gösteren Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) tarafından hesaplanan İş İklimi Endeksi Eylül ayında dördüncü kez üst üste gerileyerek 85,4’e indi. Bu durum iş dünyası güveni açısından 2022’den bu yana en düşük seviyelere işaret ederken, imalat sektörü için hesaplanan endeks ise pandemi koşullarının geçerli olduğu Haziran 2020’den bu yana en düşük seviyeye işaret ediyor. Konuyla ilgili konuşan Ifo Başkanı Clemens Fuest, “Ekonomi giderek artan bir baskı altında. Siparişlerde azalma devam ediyor. Çekirdek sektörler de zorluklarla mücadele ediyor" yorumunu yapıyor.

Son iki yılda Ifo İş İklimi Endeksi'nin seyri

Tüketici güveni de benzer şekilde hareket ediyor. Almanya’nın en büyük pazar araştırma şirketi olan GfK tarafından hazırlanan tüketici güven endeksi, Kasım 2021’den bu yana eksi seviyede ve tüketicilerde karamsarlığa işaret ediyor. Güven endeksi Eylül 2024’te 0,7 puan artışla eksi 21,2’ye yükselerek sınırlı bir iyileşme gösterse de GfK yetkilileri konuyla ilgili şu ifadeleri kullanıyor:

“Tüketici güveni, eksi 21 puanın ölçüldüğü Haziran 2024’ten beri yükselme kaydetmedi. Bu nedenle hafif artış, gözle görülür bir toparlanmanın başlangıcı olarak yorumlanamaz. Tüketiciler arasındaki mevcut ruh hali genel olarak bunun için fazla istikrarsız. Savaşlar, krizler ve enflasyon gibi bilinen olumsuz etkenlerin yanı sıra, iş gücü piyasası da son aylarda yeniden bir etken haline geldi."

Zayıf tüketici talebi 2024 yılında Almanya'nın ekonomik durgunluğunun en önemli sebeplerinden biri olarak görülüyor. 2022-2023 arasındaki enflasyonist döneminin ardından reel ücret artışlarına rağmen, ülkedeki tüketici harcamalarında gözle görülür bir artış mevcut değil. Hanehalkının bu dönemde tam aksine tasarrufa daha çok önem vererek tasarruf oranını %11,3’e çıkarttığı göze çarpıyor. Bu durum özellikle perakende ve konut gibi sektörleri baskılayarak büyüme üzerinde daha büyük engeller oluşturuyor.

Ekonomi büyüme sorunu yaşıyor

Ülke ekonomisinin yaşadığı zorlukların en çok göze çarptığı nokta elbette ülkenin gayri safi yurt içi hasılası (GSYH). Almanya Federal İstatistik Ofisi’nin son yayımladığı verilere göre ülke GSYH'si son 2 yıllık periyotta büyüme ve küçülme arasındaki ince çizgi çevresinde hareket ediyor.

Son verilere göre Alman ekonomisi yılın birinci çeyreğinde çeyreklik bazda %0,2 büyüyerek resesyondan kıl payı kurtulmuş olsa da, ikinci çeyrekte tekrardan %0,1 daralmıştı. İmalat sektörünün ekonomik büyümeye verdiği pozitif katkı 2023’ün ikinci çeyreğinden bu yana kesintisiz bir biçimde küçülüyor ve Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) derin endüstriyel durgunluk, zayıf talep ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle Alman ekonomisinin üçüncü çeyrekte tekrardan daralabileceğini söylüyor. Bu da ekonominin iki çeyrek üst üste daralarak teknik resesyona girmesi anlamına geliyor.

Uluslararası kuruluşların Almanya ekonomisine dair tahminleri de pek pozitif sayılmaz. Uluslararası Para Fonu (IMF), ülke ekonomisinin 2024 yılında toplamda %0,2 büyümesini bekliyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) tahmini de yine %0,2 seviyesinde. Ancak 2025’e dair beklentiler, yine %1’in üzerinde büyüme ile daha pozitif bir görünüme işaret ediyor.

Sonuç olarak

Almanya'nın yaşamakta olduğu ekonomik durgunluk hem kısa vadeli sıkıntıların hem de uzun vadeli yapısal sorunların bir sonucu. Zayıf sanayi üretimi, düşük tüketici talebi, yaşlanan nüfus, dijitalleşme ve verimlilik artışına yönelik yatırımların gecikmesi ekonomik performansın daha da zayıflamasına neden oluyor. 

Önümüzdeki yıllarda bir ekonomik toparlanma beklense de, bu toparlanmanın kalıcı olması yapısal sorunların kapsamlı bir biçimde ele alınmasına bağlı olacak. Uzmanların sürekli işaret ettiği dijitalleşme yatırımlarının artırılması, toplam faktör verimliliğine odaklanılması ve demografik değişikliklerin yönetilmesine yönelik ortak çabalar, sürdürülebilir ve kalıcı bir ekonomik toparlanma için çok önemli.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

🌱 Yerel kalkınma programları

Dün yurt içi piyasalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı "yerel kalkınma planı" açıklamaları, ayrıca BDDK ve Türk-İş tarafından yapılan açıklamalar ön plandaydı.

01 Eki 2024

AA

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

TÜSİAD Şam’da: Suriye’nin ulaştırma projeleri üyelerle paylaşılacak

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Barış Urhan, 31 Ağustos–2 Eylül tarihlerinde Suriye'nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Suriye Ulaştırma Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası, Suriye Varlık Fonu ve ticaret ve sanayi odaları ile görüştü. Yeniden yapılanma yatırımları, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, bürokratik işlemler ve dış ticaret koşulları üç günlük programın ana başlıklarıydı.

Emircan Yaman

·

03 Eyl 2026

TÜSİAD Şam’da: Suriye’nin ulaştırma projeleri üyelerle paylaşılacak
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Türkiye ekonomisine ve imalat sanayine bir bakış

Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte büyümeye devam ederken, büyümenin bileşimi sanayideki zayıflığın sürdüğüne işaret ediyor. Tarımdaki güçlü baz etkisi, tüketimin desteği ve ithalattaki sert daralma manşet büyümeyi ayakta tutarken, imalat sanayisinde siparişler, istihdam ve üretim baskı altında kalmayı sürdürüyor.

Türkiye ekonomisine ve imalat sanayine bir bakış
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Katılaşan enflasyon ve yavaşlayan büyüme

Bu hafta makroekonominin en önemli iki göstergesi olan enflasyon ve büyümeye ilişkin veriler geldi. Enflasyonda yaz aylarında görülen görece olumlu tablo sona yaklaşırken, gıda, eğitim, enerji ve kura duyarlı kalemler önümüzdeki aylar için yukarı yönlü riskleri artırıyor.

Erhan Aslanoğlu

·

03 Eyl 2026

Katılaşan enflasyon ve yavaşlayan büyüme
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kredi kartı mahkumları: Taksiye bir tomar banknotla binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü?

İstanbul, 10 kilometrelik taksi ücretinin ülkedeki en büyük banknotun değerini aştığı, hatta bu banknotlardan en az üç adedini cebinizde taşımanızı gerektiren nadir şehirlerden... Türkiye’de 200 TL, 2009’dan bu yana tedavüldeki en büyük banknot olmaya devam ederken genel fiyat seviyesi yaklaşık 19 katına çıktı. Peki taksiye bir tomar nakitle binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü ve vatandaşları kredi kartına mahkum bırakan süreç nasıl işliyor?

Hikmet Koyuncuoğlu

·

03 Eyl 2026

Kredi kartı mahkumları: Taksiye bir tomar banknotla binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Türkiye açmazı: Büyüme yavaşlıyor, enflasyon düşmüyor

TÜİK, yılın ikinci çeyreğine ait büyüme rakamını yıllık %2,3 olarak açıkladı. Temmuz enflasyonu ise %31,75. Bu iki rakam bir yıldır birbirine yaklaşmıyor. Ekonomi yavaşlıyor, fiyatlar yavaşlamıyor. Oysa beklenen bu değildi. Bir ekonomi bir yıldır yavaşlıyorsa, talep zayıfladığı için fiyat artışlarının da gevşemesi gerekirdi. Ancak Türkiye'de gevşemiyor. Sebebini anlamak için manşetteki rakamdan ziyade rakamın altında yatan kırılıma bakmak gerekiyor.

Yaman Alp Ungan

·

03 Eyl 2026

Türkiye açmazı: Büyüme yavaşlıyor, enflasyon düşmüyor