Rio’nun favela’larından yükselen ses: baile funk


The Irish Spirit’le İrlanda ruhunun merkezine yolculuk: Dublin Yemyeşil parkları ve tarihî dokusuyla kendisine hayran bırakan Kuzeybatı Avrupa’nın renkli mi renkli kenti...Evet, tabiki de en kaliteli viskilere ev sahipliği yapan, İrlanda ruhunun sonuna kadar hissedildiği Dublin’den söz ediyoruz. Bu sarı sıcak günlerde İrlanda’nın serin havasını Duende satırları arasında estirmeye niyetlenirken The Irish Spirit davetimizi kırmıyor; karamel, meşe ve baharat kokularının duyuları ziyaret ettiği Dublin’de bir gezintiye çıkarıyor. Dublin The Irish Spirit, Dublin gezisine elbette Bow Street üzerinde yer alan ve 1780’den bu yana popülaritesini koruyarak dünyanın en iyisi olarak görülen damıtım tesisinin özel turuyla başlamanızı öneriyor. Geçmişin ve kalitenin tadına vardıktan sonra, öğle saatlerinde renkli kapıların ve asi sprey darbelerine ev sahipliği yapan sanat dolu duvarların arasında gezinirken minik bir mola için Dublin’in en eski kafesi Bewley’s e uğramanızı, dondurma tutkunuysanız Murphy’s e bir selam vererek Irish Cream’li dondurmasını denemenizi tavsiye ediyor. Sokak sanatına doyamayanlar içinse dünyanın en popüler graffiti alanlarından biri olan Windmill Lane Studios yanındaki duvara yakından bir göz atmakta kesinlikle fayda var. Hem gündüzü hem gecesiyle ziyaretçilerini oldukça mutlu eden Dublin’de, 800 yıllık geçmişiyle Dublin Kalesi ve St. Patrick’s Gününün yıldızı Aziz Patrik’i ziyaret edebileceğiniz St. Patrick’s Katedrali’yle tarih turunu tamamladıktan sonra güzel fotoğraflar için özellikle gün batımına yakın Ha’penny Köprüsü’ne uğramanızı öneriyor. Günün sonunda ise yerli halkın neşesiyle buluşmak üzere Liffey Nehri’nin güneyinde yer alan Temple Bar mahallesine doğru süzülmenizi ve hem İrlanda’nın coşkulu ruhuha kapılmak hem de geleneksel İrlanda müziklerine kulak vermek için bölgede yer alan birçok lokal pubdan birinde gününüzü taçlandırmanızı diliyor. Ayrıca, doğanın keyfini çıkarmak ve lokallerle buluşmak için The Irish Spirit; huzur dolu ortamlara ev sahipliği yapan St. Stephen’s Green ve Phoenix Parkı’nda zaman geçirmenizi veya Dublin’den yalnızca 90 km uzaklaşarak Cork Midleton’ın yemyeşil alanı üzerinde konumlanan ana damıtım evinde hem yeşilin hem de 200 yılı aşkın kalitenin tadına varabileceğiniz bir tura çıkmanızı öneriyor. Dublin’in serin ve neşeli havasını uzaklara gitmeden tatmak isterseniz The Irish Spirit’in Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rio de Janeiro’nun sayıları bini bulan favela’larından birindeyiz. Hayat burada zor; ekonomik güçlükler, sosyal adaletsizlik, uyuşturucu çetelerinin çatışmaları, ayrımcılık, yüksek suç oranları ve ulaşılamayan sağlık hizmetleri… İlk örneklerine 1800'lerin sonlarında rastlanan ve 1940'lardan itibaren kırsaldan şehre göçün artmasıyla birlikte ortaya çıkan konut sorunu ve yoksulluğun doğurduğu bu gecekondu mahalleleri, sayısız olumsuzluğun yanında "baile funk" ya da "favela funk" adı verilen bir müzik türüne ev sahipliği yapıyor.
Adında funk geçse de bu müzik, bildiğimiz funk'tan farklı. 1980’lerde Rio favela'larında ortaya çıkan baile funk, birçok kaynaktan besleniyor. Kolonyal dönemdeki köle ticareti sonucu Brezilya'ya gelen Afrika kökenli kültürlerin müziklerindeki ritim yapısı, bölgede bir Afro-Brezilya tarzı oluşmasını sağlıyor. Buna Miami çıkışlı Miami bass ve gangsta rap türlerinin etkisi de ekleniyor.
Miami'nin favela'lardaki müziğin üzerinde önemli bir etkisi var — bunun sebebi, buralarda çalan DJ'lerin plaklarını çoğunlukla Miami'den alması. Bu plaklar, büyük mahalle partilerinde Afro-Brezilya müzikleriyle birlikte çalınıyor. Tıpkı sound system kültüründe olduğu gibi, favela partileri de kamusal alanda gerçekleşiyor ve mahallelerdeki sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçası oluyor. Portekizcede danslı eğlenceler için kullanılan "baile" sözcüğü, bu partilerden doğan müziği tanımlamak için kullanılmaya başlanıyor. Yani baile funk aslında bir türden çok, o müziğin çalındığı yere işaret ediyor.
Rio favela'ları | Kaynak: The Telegraph
Baile funk şarkılarının ele aldığı konular, favela'lardaki hayatla doğrudan bağlantılı. Yoksulluk, şiddet, çeteler arası rekabet ve polise yönelik sert söylemlerin yanı sıra siyahların mücadelesi de şarkılarda sık sık gündeme geliyor. Türün Brezilya'daki otorite tarafından hoş karşılandığını söyleyemeyiz. Bazı şarkılar, uyuşturucu çetelerinin cinayet dahil çeşitli eylemlerini över nitelikte olduğu ya da polise karşı şiddet çağrısında bulunduğu için yasaklanıyor: Cidinho & Doca'nın "Rap das Armas" şarkısı bunun örneklerinden biri. Bu yüzden birçok sanatçı, şarkılarının radyolarda ve partilerde çalınması için ayrı versiyonlar kaydediyor.
Baile funk'ın eleştirilen bir diğer yanı da şarkılarda seksin ana konulardan biri olması. Eleştiriler, detaylı seks tasvirlerinin ve kadınların aşağılayıcı sıfatlarla anılmasının, seks eğitiminin olmadığı, korunma yöntemleri ve aile planlaması bakımından dezavantajlı bölgelerde sağlık ve sosyal yaşam üzerinde olumsuz etki yaptığını öne sürüyor. Üretimleriyle türün içinde yer alan kadın şarkıcı, MC ve dansçılarsa bunu özgür ifadenin bir parçası olarak görüyor ve baile funk'ı feminist söylemlerle güncelliyorlar.
2000'lere kadar etkisi bölgesel olan baile funk, bu tarihten sonra Avrupa'da keşfedilerek ülke sınırlarının dışına çıkıyor ve bazı sanatçılar, özellikle Doğu Avrupa ülkelerine turne yapma fırsatı buluyor. Baile funk adını dünyada en güçlü duyuran rapçi M.I.A oluyor. 2005 tarihli Arular albümünün single'larından Bucky Done Gun'da türün temsilcilerinden Deize Tigrona'nın Injeção parçasından ilham alan M.I.A., favela'lardan çıkan sesin ana akım televizyon kanalları ve radyo istasyonlarında duyulmasını sağlıyor.
Fotoğraf: Vincent Rosenblatt
2010'da yapılan nüfus sayımına göre, Brezilya'nın %6'lık kesimi favela'larda yaşıyor. Baile funk, hâlen toplumun geneli tarafından kabul görmüyor ve polisin çeşitli gerekçelerle partileri bastığı ve müzik sistemlerini tahrip ettiği haberlerine sık sık rastlanıyor. Rio de Janeiro'nun Cidade de Deus favela’sında doğan rapçi MV Bill, benzer bir durumun eskiden samba için de yaşandığını belirtiyor ve tüm bu müziklerin aynı ağacın meyveleri olduğunu söylüyor. MV Bill'e göre, baile funk da orta sınıf arasında popüler olana kadar marjinal kalacak.
Toplumun kıyısına itilenlerin sansürsüz müziği, sokakların acımasız dilini konuşurken içinde favela'larda doğanlar için daha güzel günlerin umudunu da taşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Televizyonda şöhretin sonu, dostluğun başlangıcı, Girls5eva; kulaklarda Rio’nun favela’larından yükselen ses, baile funk.
30 Tem 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.




