Rio’nun favela’larından yükselen ses: baile funk


The Irish Spirit’le İrlanda ruhunun merkezine yolculuk: Dublin
Yemyeşil parkları ve tarihî dokusuyla kendisine hayran bırakan Kuzeybatı Avrupa’nın renkli mi renkli kenti...Evet, tabiki de en kaliteli viskilere ev sahipliği yapan, İrlanda ruhunun sonuna kadar hissedildiği Dublin’den söz ediyoruz. Bu…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rio de Janeiro’nun sayıları bini bulan favela’larından birindeyiz. Hayat burada zor; ekonomik güçlükler, sosyal adaletsizlik, uyuşturucu çetelerinin çatışmaları, ayrımcılık, yüksek suç oranları ve ulaşılamayan sağlık hizmetleri… İlk örneklerine 1800'lerin sonlarında rastlanan ve 1940'lardan itibaren kırsaldan şehre göçün artmasıyla birlikte ortaya çıkan konut sorunu ve yoksulluğun doğurduğu bu gecekondu mahalleleri, sayısız olumsuzluğun yanında "baile funk" ya da "favela funk" adı verilen bir müzik türüne ev sahipliği yapıyor.
Adında funk geçse de bu müzik, bildiğimiz funk'tan farklı. 1980’lerde Rio favela'larında ortaya çıkan baile funk, birçok kaynaktan besleniyor. Kolonyal dönemdeki köle ticareti sonucu Brezilya'ya gelen Afrika kökenli kültürlerin müziklerindeki ritim yapısı, bölgede bir Afro-Brezilya tarzı oluşmasını sağlıyor. Buna Miami çıkışlı Miami bass ve gangsta rap türlerinin etkisi de ekleniyor.
Miami'nin favela'lardaki müziğin üzerinde önemli bir etkisi var — bunun sebebi, buralarda çalan DJ'lerin plaklarını çoğunlukla Miami'den alması. Bu plaklar, büyük mahalle partilerinde Afro-Brezilya müzikleriyle birlikte çalınıyor. Tıpkı sound system kültüründe olduğu gibi, favela partileri de kamusal alanda gerçekleşiyor ve mahallelerdeki sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçası oluyor. Portekizcede danslı eğlenceler için kullanılan "baile" sözcüğü, bu partilerden doğan müziği tanımlamak için kullanılmaya başlanıyor. Yani baile funk aslında bir türden çok, o müziğin çalındığı yere işaret ediyor.
Rio favela'ları | Kaynak: The Telegraph
Baile funk şarkılarının ele aldığı konular, favela'lardaki hayatla doğrudan bağlantılı. Yoksulluk, şiddet, çeteler arası rekabet ve polise yönelik sert söylemlerin yanı sıra siyahların mücadelesi de şarkılarda sık sık gündeme geliyor. Türün Brezilya'daki otorite tarafından hoş karşılandığını söyleyemeyiz. Bazı şarkılar, uyuşturucu çetelerinin cinayet dahil çeşitli eylemlerini över nitelikte olduğu ya da polise karşı şiddet çağrısında bulunduğu için yasaklanıyor: Cidinho & Doca'nın "Rap das Armas" şarkısı bunun örneklerinden biri. Bu yüzden birçok sanatçı, şarkılarının radyolarda ve partilerde çalınması için ayrı versiyonlar kaydediyor.
Baile funk'ın eleştirilen bir diğer yanı da şarkılarda seksin ana konulardan biri olması. Eleştiriler, detaylı seks tasvirlerinin ve kadınların aşağılayıcı sıfatlarla anılmasının, seks eğitiminin olmadığı, korunma yöntemleri ve aile planlaması bakımından dezavantajlı bölgelerde sağlık ve sosyal yaşam üzerinde olumsuz etki yaptığını öne sürüyor. Üretimleriyle türün içinde yer alan kadın şarkıcı, MC ve dansçılarsa bunu özgür ifadenin bir parçası olarak görüyor ve baile funk'ı feminist söylemlerle güncelliyorlar.
2000'lere kadar etkisi bölgesel olan baile funk, bu tarihten sonra Avrupa'da keşfedilerek ülke sınırlarının dışına çıkıyor ve bazı sanatçılar, özellikle Doğu Avrupa ülkelerine turne yapma fırsatı buluyor. Baile funk adını dünyada en güçlü duyuran rapçi M.I.A oluyor. 2005 tarihli Arular albümünün single'larından Bucky Done Gun'da türün temsilcilerinden Deize Tigrona'nın Injeção parçasından ilham alan M.I.A., favela'lardan çıkan sesin ana akım televizyon kanalları ve radyo istasyonlarında duyulmasını sağlıyor.
Fotoğraf: Vincent Rosenblatt
2010'da yapılan nüfus sayımına göre, Brezilya'nın %6'lık kesimi favela'larda yaşıyor. Baile funk, hâlen toplumun geneli tarafından kabul görmüyor ve polisin çeşitli gerekçelerle partileri bastığı ve müzik sistemlerini tahrip ettiği haberlerine sık sık rastlanıyor. Rio de Janeiro'nun Cidade de Deus favela’sında doğan rapçi MV Bill, benzer bir durumun eskiden samba için de yaşandığını belirtiyor ve tüm bu müziklerin aynı ağacın meyveleri olduğunu söylüyor. MV Bill'e göre, baile funk da orta sınıf arasında popüler olana kadar marjinal kalacak.
Toplumun kıyısına itilenlerin sansürsüz müziği, sokakların acımasız dilini konuşurken içinde favela'larda doğanlar için daha güzel günlerin umudunu da taşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Televizyonda şöhretin sonu, dostluğun başlangıcı, Girls5eva; kulaklarda Rio’nun favela’larından yükselen ses, baile funk.
30 Tem 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




