Roma: Bir gerileyiş ve çöküşün tarihi

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Bütün yollar Roma'ya çıkar.” Bu, boşuna ya da gelişigüzel söylenmiş bir söz değil elbet. Antik Çağ'da bir yol medeniyeti olan Roma'nın Akdeniz havzasında ördüğü yollar, o dönem için büyük bir ulaşım ve haberleşme ağı yaratmıştı. Ancak Latinium adlı bölgede; Tiber nehri kıyısında Romus ve Romulus kardeşlerin kurduğu, kurulurken kurucularından birinin “kardeş katli” sıfatı almasına neden olan Roma kenti, gün gelecek tarihin en büyük siyasi güçlerinden biri hâline gelecekti.
Anadolu'dan İber Yarımadası'na kadar her yere hakim olmayı başaran ilk ve tek siyasi güç olan Roma İmparatorluğu hakkında Türkçedeki kaynaklar, ne yazık ki istenilen seviyede değil. İmparatorluğun Anadolu'da çok sayıda eser bırakmasının yanında yüzlerce yıl imparatorluğa İstanbul'un başkentlik yapmış olması, aslında bizim bu dönemle daha fazla ilgilenmemizi bir bakıma zorunlu kılıyor.
Uzun bir süredir Türkçe baskısı bulunmayan Edward Gibbon'un başyapıtı Roma: İmparatorluğun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi cilt cilt okurla yeniden buluşuyor. Indie tarafından Asım Baltacıgil'in çevirisiyle yayımlanan kitabın şu ana kadar yedi cildi raflardaki yerini aldı. Milattan önce 100 yılından İstanbul'un fethine kadarki dönem, bir bütün olarak toplamda sekiz ciltte ele alınıyor.
Edward Gibbon: Bu başyapıtın içeriğine geçmeden önce, yazar Edward Gibbon için de bir parantez açmak gerekiyor. 1737 yılında Londra yakınlarında doğan Edward Gibbon, içinde bulunduğu dönemin değişim rüzgârlarına da tanıklık etmiş bir isim. Zira kitabın yazılmasının üzerinden asırlar geçmesine ve üzerinde birtakım bilgi değişiklikleri olmasına rağmen Edward Gibbon’ın eseri, Roma tarihi alanında hâlâ en önemli başyapıtlardan biri olarak kabul ediliyor.

Klasik anlatımdan sıkılan genç bir tarihçi: Henüz 15 yaşındayken Oxford Üniversitesi’nde tarih öğrenimi görmeye başlayan Gibbon, buradaki bazı dersleri ve içeriklerini önemsiz bir o kadar da gereksiz buluyordu. Üniversitedeki profesörlerden ziyade devrin tarihçileri ve seyyahlarını okumayı yeğleyen Edward Gibbon’u Roma’ya taşıyacak olan yolculuğun taşları da böyle örüldü. Antik Yunan ve Roma tarihi üzerine metinler okumaya başlayan Gibbon, gençlik yıllarında mezhebini değiştirerek Katolik oldu. Protestan İngiltere’de özellikle o dönemde böylesi radikal bir karar almak ve bunu uygulamak cezaya tabi olduğu için bir süre sonra Gibbon bu fikrinden caydı ve Lozan’da Kalvinist bir eğitimle yeniden Protestanlığa geçti. Bu arayış dönemlerinin ardından Roma üzerine yazacağı kitaba odaklanan Gibbon, ortaya bir başyapıt çıkardığından habersizdi.
Roma yolculuğu: Gibbon’ın kafasında, 1764 yılında gerçekleştirdiği Roma seyahati sırasında başyapıtı Roma: İmparatorluğun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’ni yazma fikri oluşmaya başladı. Roma’nın krallık veya cumhuriyet dönemlerinden ziyade, imparatorluk ve bu devasa yapının yavaş yavaş çözülüşü ve sonrasında da doğuda yeniden hayat bulması, tarihçi Edward Gibbon’ın yazacağı eserin temel hatları oldu.
Seriden: Roma’nın imparatorluk dönemi, Konstantin dönemi ve Konstantinopolis adını alan yeni başkent, bu başkentin imparatorluğun geleceğinde oynadığı rol, Batı’da Hun ve Germen akınları, İslamiyet’in doğuşu ve Endülüs’e kadar ulaşması, Türklerin Anadolu’daki hâkimiyeti ve Haçlı Seferleri, Gibbon’ın sekiz kitaplık serisinde ele aldığı dönüm noktaları arasında.
Son yıllarda birkaç çeviriyi de dâhil edersek Roma tarihi konusunda birtakım kaynakların Türkçeye kazandırıldığına tanıklık ediyoruz. Ancak bunların içinde kuşkusuz Gibbon’ın eserinin yeniden basılması hâlâ büyük bir öneme sahip.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sanatçıların gözünden iklim krizi vahameti, siyah-beyaz sinematografi, Arctic Monkeys'i kapan o plak şirketi, Armağan Ekici'nin oyuncak kelimeleri ve dahası.
18 Ara 2020

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




