Sıfırın ötesinde: Sürdürülebilirlik yolculuğu nasıl şekillenmeli?

COP iş dünyasının paydaşları için ne anlama geliyor? Sürdürülebilirlik günümüzde şirketler için neden hayati bir önem taşıyor? Nasıl bir yol haritası izlenmeli? Interface örneği neler anlatıyor?
Sıfırın ötesinde: Sürdürülebilirlik yolculuğu nasıl şekillenmeli?

11 Kasım - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Emlakta güncel haberler, ev için faydalı bilgiler: Zingat Blog Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Bu soruna karşılık “Emlak. Bilgi. Güven.” sloganıyla yola çıkan Zingat , 2015 yılından bu yana Türkiye’de güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu olarak hizmet veriyor. Zingat Blog: Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar / kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar ve bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri aynı çatı altında buluşturan Zingat, Zingat Blog ile doğru, kapsamlı referans bilgiler ve faydalı tüyolara ulaşmanın sınırlarını genişletiyor. Neler var? Zingat Blog; güncel gayrimenkul bilgileri, emlak haberleri, emlakta son dönem eğilimleri, kentsel dönüşümdeki gelişmeler ve şaşırtıcı bilgilerin yanı sıra videolu içerikler, ev yaşamına dair ipuçları ve dekorasyon önerileri sunuyor. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere Zingat ’ı ziyaret edebilir, ev ve gayrimenkul dünyasından güncel haberler ve faydalı bilgilere güvenle ulaşmak için Zingat Blog ’u keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Geçtiğimiz cumartesi günü, Avrupa'da sanat eserlerini hedef alan bir dizi protestonun sonuncusu olarak 2 genç iklim aktivisti, Madrid'de bulunan Prado müzesinde İspanyol sanatçı Francisco de Goya'nın dünyaca ünlü tablolarının çerçevelerine ellerini tutkalla yapıştırdı. Aynı saatlerde, Amsterdam'da beyaz tulum giyen yüzlerce kişi, Schiphol Havalimanı'nda özel jetlerin bulunduğu alanı basarak uçakların hareket etmesini engelliyordu.

Ertesi gün, tüm bu protestolardan haberli veya habersiz, dünyanın dört bir tarafında 120'den fazla lider, 2022 Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nın (COP27) gerçekleşeceği Mısır'ın güneyinde yer alan Şarm El-Şeyh kentine doğru yola çıkmak üzere son hazırlıklarını tamamladı. İklim değişikliğinin en şiddetli etkilerine maruz kalan ve insan hakları ihlalleri nedeniyle sık sık gündeme gelen Mısır'daki COP27 konferansı böyle bir atmosferde başladı. Konferansın açılışı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in şu sözleriyle yapıldı: "Ayağımız gaz pedalındayken iklim cehennemine giden bir otoyoldayız."

eylemden fotoğraf

Greenpeace Nederland

COP iş dünyasının paydaşları için ne anlama geliyor?

COP, BM çatısı altında gerçekleştiği için daha siyasi bir kimliğe sahip gibi görünse de aslında iş dünyasının paydaşları için de önemli çıktıların ortaya konulduğu, iş birliklerinin kurulduğu ve geleceğe yönelik birçok kararın alındığı zirveler olarak öne çıkıyor. Bu kararların ne kadarının uygulandığı, hangilerinin “sürdürülebilirlik” modasına uyma kisvesi altında geçici hevesler olarak kaldığıysa tartışma konuları arasında yer almaya devam ediyor.

Örneğin, geçen yıl COP26'da net sıfırı taahhüt eden önde gelen uluslararası finansal kuruluşlar, "Glasgow Financial Alliance to Net Zero" (GFANZ) isimli bir ittifak kurdu. Bugünlerdeyse GFANZ; Morgan Stanley, JP Morgan, Bank of America gibi bazı Wall Street bankalarının katı taahhütler nedeniyle ittifaktan ayrılacakları yönündeki haberlerle anılıyor.

COP 26'dan çıkan önemli girişimlerden bir diğeriyse kapsamlı küresel sürdürülebilirlik raporlama standartları geliştirmek için kurulan Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu'ydu (ISSB). 2022’nin sonuna kadar küresel standartlarla ilgili temel unsurları tamamlamayı planlayan ISSB, şimdilik COP26'nın başarılı girişimleri arasında yer alıyor. Nitekim ISSB'nin yanı sıra ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Avrupa Birliği'nin de sürdürülebilirlik raporlaması ve şeffaflık konusunda attığı adımlar, regülasyon ve standart belirleme mevzularının COP27'de de iş dünyasının ana gündemlerinden biri olacağını gösteriyor.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Mazars CEO'su Dr. İzel Levi Coşkun, "Hâlihazırda çok sayıda standart var, bu da kafa karışıklığına neden olabiliyor. İşletmeler, hangi birini nasıl kullanacakları konusunda tereddüt yaşıyor. Umarım COP27'de bu standartların birleştiğini de duyarız," diyor ve ekliyor: "Tek bir standardın bütün dünyada kullanılmasının kritik olduğunu düşünüyorum."

Sürdürülebilirlik yolculuğu nasıl başlamalı?

Tek bir standarttan bahsederken çok sık düştüğümüz bir hata var. Sürdürülebilirliği, herkes için tek bir formülü olan standart bir yolculuk olarak görüyoruz. Halbuki, her ne kadar dünya çapında belli standartların geliştirilmesi, yol göstermesi açısından önemli olsa da her işletmenin veya bireyin sürdürülebilirlik yolculuğu kendine özgü… Ortak olan tek bir yön var: Başlangıcı. Her sürdürülebilirlik hikayesi farkındalıkla başlıyor. İşletmeler, başarının sadece finansal tablolar ve büyüme hırsı ile ölçülmediğini; çalışanların ve müşterilerin şirketlerden toplum ve çevre ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmelerini beklediklerini fark ettiği anda kurumsal sürdürülebilirlik yolculuklarına adım atıyor.

İzel Levi Coşkun, "İşletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik yolculuklarının en üst düzeyden başlaması lazım," diyor ve devam ediyor: "İlk adım kendimiziz, kendimizden ödün vermemiz lazım. Ardından çalıştığımız işletmede bir dönüşüm sağlamamız gerekiyor. Sonra adım adım sektörel ve sistemsel dönüşüm geliyor."

  • Deloitte'un araştırması da şirketlerin dönüşümünde üst düzey yöneticilerin önemini ortaya koyuyor. "Kimin değişikliğe öncülük etmesini istersiniz?" sorusunu yanıtlayanların %65'i, "CEO'ların; hava kirliliğiyle mücadele, karbon emisyonlarının azaltılması, ticari tedarik zincirlerini geliştirilmesi gibi konularda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini" belirtiyor.

Bilmek ve gerçekleştirmek arasındaki boşluk

Günümüzde "sürdürülebilirlik" kavramı adeta bir moda. Tüm şirketler, belli noktalarda sürdürülebilirlik yolculuklarına başladıklarını iddia ediyor; ancak bu modanın altında yatan gerçek neden-sonuç ilişkisini masaya yatırdığımızda birçoğunun hiç de iyi bir noktada olmadığını görmek mümkün.

  • MIT Sloan Management Review'da yayımlanan araştırmaya göre, yöneticilerin %90'ı sürdürülebilirliğin önemli olduğunu düşünse de şirketlerin sadece %60'ı bir sürdürülebilirlik stratejisine sahip ve sadece %25'i sürdürülebilirliği iş modeline dahil etmiş durumda. Üstelik sürdürülebilirlik stratejisine sahip şirketler de çoğu zaman uygulama aşamasına geçtiklerinde pek yol kat edemiyor. Literatürde bu durum, "bilmek ve gerçekleştirmek arasındaki boşluk" olarak açıklanıyor.

Öte yandan, sürdürülebilirliği bir rekabet avantajı olarak gören şirketlerin sayısı gün geçtikçe artıyor; ancak bu rakam %24 ile hâlâ oldukça düşük. Sürdürülebilirlik yolculuğunda yanıltıcı durumlardan olan 'nötrlemeye' de dikkat çekmekte fayda var. Hâlihazırda birçok şirket, üretim ve tüketim modellerinin yol açtığı karbondioksit emisyonlarını azaltmak amacıyla geleneksel iş modellerini daha sürdürülebilir modellerle değiştirmek için çabalıyor. Bazı şirketlerse geleneksel iş modellerini değiştirmeden çevreye verdikleri zararı, 'nötrleme' mantığıyla alternatif hamlelerle dengeliyor. Yani çevreye zarar vermeye devam ederken bir yandan da çevre dostu projelerle bu zararın etkisini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu gibi durumlar, "yeşil aklama" (greenwashing) olarak tanımlanan ve "bir kuruluş tarafından çevreye karşı sorumlu bir imaj yaratmak için yanlış veya eksik bilgilerin sunulması" olarak açıklayabileceğimiz durumların tespit edilmesini de zorlaştırıyor.

Kurumsal sürdürülebilirlik yolculuğu ile ilgili 'Süreklilikten Sürdürülebilirliğe' isimli bir kitap kaleme alan Coşkun, bu karışıklığı ancak samimiyetle çözebileceğimizi düşünüyor ve işletmelere nötrlemeden uzak durmalarını tavsiye ediyor. Coşkun'un kurumsal sürdürülebilirlik yolculuğu için bir formülü var. Yolculuk, bugüne kadar ekonomik çıktılara göre tasarlanmış tüm süreçleri yeniden tasarlamakla başlıyor. Bu tasarımı oluştururken ekonomik getirinin yanı sıra sosyal ve çevresel etkileri hesaba katmak ve döngüsel bir sistem kurgulamak gerekiyor. Coşkun, "Bütün bunları yapabilmek için kültürel bir dönüşüm şart," diyor, "Sürece, değer zincirinin en başından en ucuna kadar herkesi dahil etmemiz, tüm paydaşların görüşlerini almamız ve yeni tasarıma katkılarını ortaya koymalarını sağlamamız lazım," diye de ekliyor.

Eşine az rastlanır bir örnek: Interface

Belki de şirket içi kültürel dönüşümün zorluğundan dolayı, dünyada bugüne kadar sürdürülebilirlik yolculuğunu gerçek anlamda başarmış şirketlerin sayısı oldukça az. Şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarında seçici bilgilere yer vermesi, pozitif kısımları sunarken negatifleri dikkate almamaları ve taahhütlerle ilgili net bilgi vermemeleri de tespiti oldukça zorlaştırıyor.

Beyond Zero filmine konu olan ABD merkezli karo halı üreticisi Interface ise bu konuda şüpheci yaklaşımlarıyla bilinen birçok kişinin dahi takdirini kazanan nadir şirketlerden. Ray Anderson tarafından 1973'te kurulan Interface, 1994'te "çevreyi koruma" dürtüsünün merkezinde olduğu büyük bir dönüşümün içine girdi.

Anderson'ı harekete geçiren, Paul Hawken'ın 'The Ecology of Commerce' isimli kitabıydı. Hawken kitabında endüstriyel sistemin gezegenimizi yok ettiğini ve yalnızca endüstriyel liderlerin bu çöküşü durduracak kadar güçlü olduğunu savunuyordu. Anderson da yıllarca, dönüşümü sağlayacak kişilerin iş insanları olduğunu savundu. Öyle ki, 2007'de The New York Times'a verdiği röportajda, yolculuğunun başlangıcını "Dünyayı yağmalayan bir şirket yönetiyordum. Bir gün benim gibi insanlar hapse atılacak diye düşündüm." cümleleriyle anlattı.

Interface, 1994'te başlayan ve Anderson'ın 'dönüşüm deneyimi' olarak tanımladığı sürdürülebilirlik yolculuğunda; geri dönüştürülemeyen ve hızla yenilenemeyen ürünlerden uzak, biyosfere zarar vermeyen sürdürülebilir bir operasyon kurmak için 2020 yılını hedef koydu. Şirket, henüz ilk 3 yılında "sürdürülebilir olmanın" yepyeni bir maliyet olduğu fikrini paramparça ederek azalan malzeme ve enerji maliyetleri ve daha az atıkla 50 milyon dolar tasarruf etti. Anderson, 2009'da şirketin 'Misyon Sıfır' olarak adlandırdığı dönüşümünde hedeflerinin yarısından fazlasına ulaştığını açıkladı, tamamlandığınıysa göremedi.

2011'de vefat eden Anderson’ın ardından Interface; fabrikaları, ürünleri ve tedarik ağı dahil 3 temel alanda çevre üzerinde yaratabileceği her türlü olumsuz etkiyi ortadan kaldırma çabalarına hız kesmeden devam etti. Nitekim, Beyond Zero filminin yapımcısı Nathan Havey'in ilgisini çeken de Anderson'ın ölümünden sonraki süreçte dahi vizyonunun yaşamaya devam etmesiydi. Kasım 2019'da Interface, 2020 hedefine ulaştığını ve küresel ısınmayı tersine çevirmeyi amaçlayan 'Climate Take Back' projesine başladığını açıkladı. Şirket, hâlihazırda 2040'a kadar karbon negatif olmanın yanı sıra Dünya üzerinde olumlu etki yaratan süreçler ve ürünler geliştirmek için çalışmaya devam ediyor.

Daha önce de söylediğimiz gibi, her işletmenin benzersiz bir sürdürülebilirlik yolculuğu var; ancak Interface gibi lider şirketlerin başarıları ve başarısızlıkları dahil tüm tecrübelerinden ilham almak mümkün. O nedenle, bu yazıyı eşine az rastlanır bir örnekle bitirmek istedim. Kim bilir; belki bir gün Anderson'ın da sık sık dediği gibi, iş insanları ellerindeki gücün farkında varır ve dönüşüm gerçek anlamda başlar. COP27'nin bu dönüşüme öncülük etmesi dileğiyle…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

📛 “İklim cehennemi otoyolunda” şirketler

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in deyişiyle iklim cehennemine giden bir otoyoldayız. Peki şirketler sürdürülebilirlik yolculuklarının başarıya ulaşması için neler yapmalı? Artan iklim risklerine adaptasyon için nasıl adımlar atıyorlar?

11 Kas 2022

Zingat ile birlikte
Markus Spiske/Unsplash

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Değişen dünyanın değişmeyen becerileri: Ustalık gelecekte de bir anlam ifade edecek mi?

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Değişen dünyanın değişmeyen becerileri: Ustalık gelecekte de bir anlam ifade edecek mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Birol Oğuz

·

02 Eki 2026

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?