SSM’de Türk Resmi Konuşmaları

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Konferans serisi. Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu’nda yer alan eserleri Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan modernleşme sürecinin izlenebileceği bir düzende sunan Modernizmin İzinde Türk Resmi sergisi kapsamında gerçekleşecek konferans serisi, Türkiye sanat tarihinin farklı dönemlerinde kuşaklar arası etkileşimlere ve değişim anlarına odaklanıyor.
- Nerede? Sakıp Sabancı Müzesi
- Ne zaman? 25 Mayıs - 13 Haziran
- Neden gitmeli? Türk resminde bir yolculuğa davetliyiz.
- Not almalı: Konferans serisi 25 Mayıs Perşembe günü Prof. Dr. Zeynep İnankur’un Çok Yönlü Bir Kimlik: Müzeci, Arkeolog, Eğitimci ve Ressam Osman Hamdi Bey başlıklı konuşmasıyla başlayacak. Açılış konuşmasında Osman Hamdi Bey’in yaşam öyküsü; Batı sanat piyasası için ürettiği resimler, konuları ve teknikleri hakkında fikir sahibi olacağız.
Dr. Özlem İnay Erten’in Hüseyin Zekâî Paşa’nın Resimleri, Koleksiyonculuğu, Fotoğrafları ve Sanat Yazarlığı Üzerine başlıklı konuşması ise 30 Mayıs Salı günü düzenlenecek. Türkiye’de Batılı anlamda tuval resminin gelişiminde önemli bir yeri olan Asker Ressamlar kuşağının güçlü temsilcilerinden olan, özellikle natürmort ve peyzaj türündeki çalışmalarıyla tanınan Hüseyin Zekâî Paşa’nın resimlerinin yanı sıra; arşiv, belgeleme, fotoğrafçılık, müzecilik, koleksiyonculuk, resim öğretmenliği ve sanat yazarlığı gibi farklı alanlardaki çalışmaları konuşacağız.
Önemli ölçüde militarizmin gerektirdiği koşullarda gelişen Osmanlı modernleşmesi, pratik nedenlerle askeri okullarda verilmeye başlanan tasvir dersleri ve bir süre sonra resme sanatsal bir form olarak ilgi duymaya başlayan bir ressamlar neslinin ortaya çıkması, 19. yüzyılın Osmanlı asker ressamlarının, kendilerinden sonraki sanatçı kuşağının özellikle de Çallı Kuşağı ressamlarının yolunu nasıl açtığı gibi konulara eğileceğimiz Osmanlı Ressamlığının Şafağı: Asker Ressamlar başlıklı konuşmayı 1 Haziran Perşembe günü Dr. Öğretim Üyesi Ali Kayaalp’ten dinleyeceğiz.
Serinin bir de çevrimiçi konuşması var. Dr. Ayşenur İlkan, Bohem Ressam, Efsane Hoca, Sıra Dışı Kişilik: Çallı İbrahim başlıklı konuşmasında yaşadığı dönemde ülkenin en tanınan ressamlarından olan, Güzel Sanatlar Akademisi tarihine ressam ve eğitmen olarak damgasını vurmuş, bohem kişiliğiyle kendi kuşağı içinde ön plana çıkmış İbrahim Çallı’nın hayatı, yetişme koşulları, yapıtları, hocalığı ve mensup olduğu kuşak içindeki yerini ayrıntılarıyla ele alacak.
Konferans serisi Süleyman Seyyid ve Fenn-i Menâzır başlıklı konuşmasıyla 13 Haziran Salı günü sona erecek. Kapanış konuşmasında Dr. Bahadır Sürelli, kırk yıldan fazla bir zaman çoğu Harp Okulu’nda olmak üzere öğrencilere dersler veren ve çoğunlukla natürmort eserleriyle tanınan Osmanlı ressamı Süleyman Seyyid’in perspektif üzerine kaleme aldığı çalışması Fenn-i Menâzir’i anlatacak. Katılımın ücretsiz olduğu ve kayıt gerektirmeyen bu konferanslar 16.00’da -aksi belirtilmediği sürece- müze konferans salonunda gerçekleşecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında SSM’de Türk Resmi Konuşmaları, Arter'de Eko-feminist bir söyleşi, Akbank Sanat Dans Atölyesi'nde iki yeni performans ve daha nicesi var.
23 May 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...



