Sürdürülebilir gıda sistemleri için kolektif adımlar


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Gıdanın küresel olarak nasıl üretildiği ve tüketildiği konusu; Paris Anlaşması’nda belirlenen küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırma, mümkünse 1,5 derecenin altında tutma, 2030 yılına kadar ormansızlaşmayı sona erdirme ve metan emisyonlarını yüzde 30-60 oranında azaltma hedefine ulaşılması açısından da büyük önem taşıyor.
16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Gıda ve Tarım Örgütü’nün Roma’da düzenlediği “daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı” konferansının öne çıkan başlıklarından biri; herkesin yeterli, çeşitli, besleyici, güvenli ve uygun fiyatlı gıdaya eşit erişimini sağlamak için tarım-gıda sistemleri politikaları ve programlarına gıda hakkının entegre edilmesinin önemiydi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres gıda sistemlerinin sürdürülebilirliği ile ilgili şöyle konuştu:
"Açlık ve yetersiz beslenmenin milyarlarca çocuk, kadın ve erkek için hayatın bir gerçeği olduğu bir dünyada bir şeyler çok yanlış gidiyor. Açlığın olmadığı bir dünya mümkün ancak gıda sistemlerinin; daha verimli, kapsayıcı, dirençli ve sürdürülebilir hâle gelmesi için büyük bir dönüşüme ihtiyacımız var."
Sürdürülebilir bir gıda sistemi, gelecek nesiller için gıda güvenliği ve beslenme sağlayacak. Bu sistem aynı zamanda ekonomik, sosyal ve çevresel temelleri tehlikeye atmayacak şekilde herkes için gıda güvenliği ve beslenme sağlayan bir gıda sistemidir. Gıda ve Tarım Örgütü, sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmak için atılması gereken kolektif adımları 5 ana prensip etrafında şekillendiriyor.
Doğal kaynakları korumak ve geliştirmek
Gıda üretimi ve tarımsal üretim doğrudan doğal kaynaklara bağlı, bu nedenle üretimin sürdürülebilirliği de doğal kaynakların sürdürülebilirliğine bağlı. Tarım sistemlerinin olumsuz etkilerini azaltmak ve doğal kaynakların durumunu iyileştirmek için atılacak ilk adım; tarım arazisi başına verim düzeyini yukarıya çekmek için tohum, iş gücü, gübre ve böcek ilacı gibi kaynakların kullanımını kontrolsüzce artırmanın önüne geçmek.
Bu uygulama tohum, su, gübre ile toplu arı ve böcek ölümleri, kanser ve hormon bozuklukları ile ilişkilendirilen pestisitler de dahil olmak üzere tarım girdilerinin yoğun kullanımını içerdiği için ekosistem ve biyoçeşitlilik üzerinde telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açıyor ve tarımın geleceği üzerinde de tehdit oluşturuyor. Doğal kaynakların korunması adına atılması gereken diğer temel adımlar, insan kaynaklı doğal alan tahribatının önüne geçmek ve doğal alanları iklim krizinin olumsuz etkilerine karşı dayanıklı hâle getirecek teknolojilere teşvik sağlamak olarak sıralanabilir.
Geçim kaynaklarını iyileştirmek ve kapsayıcı ekonomik büyümeyi teşvik etmek
Üreticiler toprak, su, bitki ve hayvan çeşitliliği, bitki örtüsü, yenilenebilir enerji kaynakları, iklim ve ekosistem hizmetleri gibi üretim kaynaklarına yeterli erişime ve bu hizmetler üzerinde kontrole sahip olabilirler. Bu kontrole sahip olunması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik yapıcı çalışmalar yürütülmesi, kırsal alanlarda yoksulluk ve gıda güvensizliğinin azaltılmasına önemli ölçüde katkıda bulunabilir.
Tarım; tüm ekonomik faaliyetler arasında, en yüksek emek yoğunluğuna sahip faaliyet alanıdır. Doğrudan ya da dolaylı yollarla, tarımsal faaliyetler küresel olarak 2,5 milyar kırsal haneye geçim kaynağı sağlasa da tarım işçiliği ile çiftçiliğin yoksulluk ile ilişkisi oldukça güçlüdür ve en riskli iş türleri arasındadır. Tarım ancak ekonomik ve fiziksel olarak güvenli ve sağlıklı bir ortamda, bu işi yapanlara uygun istihdam koşulları sağlandığında sürdürülebilir hâle gelebilir.
İnsanların, toplulukların ve ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak
Aşırı hava olayları, piyasalardaki dalgalanmalar ve çatışma ortamı, tarımın istikrarını bozan faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Üreticilerin bu tehditlere karşı dayanıklılığını artıran politikalar, teknolojiler ve uygulamalar sürdürülebilir tarım pratiklerine katkıda bulunabilir. Yakın geçmişte yaşanan bazı sinyaller, oluşabilecek şokların tarım, ormancılık ve balıkçılık için ne gibi riskler oluşturabileceğini göstermiştir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) verileri, 2022 yılında Pakistan’da yaşanan sel felaketleri nedeniyle ülkedeki tarım, gıda, hayvancılık ve balıkçılık sektörlerinin toplam 3,7 milyar dolar zarar gördüğünü, bu sektörlerin uzun vadede uğrayacağı zararın ise 9,24 milyar dolara ulaşacağını belirtiyor.
Diğer taraftan, gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar hem üreticileri hem de bunlarla başa çıkabilecek ekonomik güce sahip olmayan tüketicileri doğrudan etkiliyor. Bu şoklar, üretim sistemleri üzerinde giderek artan öngörülemez etkilerle birlikte, dünya genelinde hızlı bir şekilde yayılıyor. Bu nedenle dayanıklılık, sürdürülebilir tarıma geçişte merkezî bir öneme sahip ve bu durumun hem doğal hem de insani boyutları incelikle ele alınmalıdır.
Otoritelerin yeni zorlukları benimsemesi
Sürdürülebilirlik ancak özel sektör ve kamu sektörü girişimleri arasında; doğru dengeyi kuran, hesap verebilirlik, eşitlik, şeffaflık ve hukukun üstünlüğünü sağlayan doğru ve elverişli politikalarla sağlanabilir.
Teşvik tedbirleri paketleri sayesinde, kamu programları ve özel sektör yatırımları biraraya getirilerek sektörler arasındaki ortaklık, sürdürülebilir tarımsal üretim, ekosistem hizmetlerinin korunması ve restorasyonu sağlanabilir. Çiftçilere, balıkçılara ve ormancılara, sahada uygun uygulamaların benimsenmesini sağlayacak doğru teşviklerin sunulması, sürdürülebilir gıda sistemleri yaratmanın anahtarı diyebiliriz.
Mevcut gıda sistemlerindeki üretkenliği, istihdamı ve katma değeri artırmak
Mevcut uygulamaların iyileştirilmesi, birçok gıda ve tarımsal üretim sisteminin verimliliğinin artırılmasında oldukça etkili rol oynar. Gıda ve diğer tarımsal ürünleri, herkese yetecek miktarda tedarik edebilmek adına verimliliği artırırken, çevreyi koruyan ve tarım arazilerinin kontrolsüzce genişlemesinin önüne geçen uygulamalara öncelik vermek, tarım sistemlerinde sürdürülebilirliğin özünü oluşturur.
Çatışmaların ve iklim krizinin gıda sistemleri üzerinde baskı oluşturduğu günümüz dünyasında, verimliliğin çok boyutlu olarak ele alınması gerekir. Tarımsal sera gazı emisyonlarını azaltmanın yollarını aramak, su ve enerji tasarrufu sağlayan akıllı üretim sistemleri geliştirmek, hem doğal kaynakların hem de gübre ve diğer tarımsal girdilerin daha kontrollü kullanılmasını sağlar. Bu bağlamda, toprak koruma önlemlerini desteklemek, üreticilerin arazi yönetimi ve hayvancılığı geliştiren uygulamalar konusunda farkındalığını artıracak eğitimler düzenlemek, ormanların korunmasını sağlayacak teşviklere öncelik vermek, toprak verimliliğini ve kaynakların etkin kullanımını kolaylaştıran çalışmalar yapmak etkili çözümlerin başında gelir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pazartesi günü başlayan BM Biyoçeşitlilik Zirvesi sert geçiyor. UNEP ülkelerin emisyonları konusunda ağır konuştu, "artık boş laf istemiyoruz" dedi.
26 Eki 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




