Trump'ın B planı ne olabilir?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesinden bu yana bütün küresel ticaret düzenini altüst eden ve Mayıs 2025’ten bu yana yargı sürecinde olan meşhur karşılıklı tarifelere ilişkin nihai karar verildi.
ABD Yüksek Mahkemesi 6’ya karşı 3 oyla, Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı (IEEPA) kullanarak uygulamaya koyduğu küresel tarifelerin anayasal yetki aşımı olduğuna hükmetti ve yasal dayanaktan yoksun kalan tarifeleri iptal etti. Böylece Trump’ın göreve geldiğinden beri kurmaya çalıştığı küresel ticaret düzeni, henüz tam manasıyla başlayamadan son buldu ve geride yalnızca ABD’ye karşı derin bir güvensizlik bıraktı.
Kararla birlikte Nisan 2025’te duyurulan “Kurtuluş Günü” tarifeleri, uyuşturucu akışını, yasa dışı göçü ve sınır güvenliği krizini durdurma gerekçesiyle Meksika, Kanada ve Çin’e uygulanan hedefli vergiler ile Rusya, İran, Venezuela menşeli petrol satın alan üçüncü ülkelere uygulanan ikincil tarifeler iptal edilmiş oldu.
Buna karşın Madde 232 ve Madde 301’e dayanarak ilan edilen sektörel tarifeler iptal edilmedi. Çelik ürünlerine uygulanan %50, bakır türevleri ithalatına uygulanan genel %50, otomobillere uygulanan %25 ve keresteye uygulanan %10’luk vergiler gibi tarifeler yürürlükte kalmaya devam edecek.
Trump mahkeme kararının ardından adeta ateş püskürdü ve mahkemenin bu kararla yabancı çıkarlarını koruduğunu söyledi. İstediğini yapmak için farklı yollar olduğunu ve bir B planının olduğunu söyleyen Trump, “Sonunda, daha önce elde ettiğimizden daha fazla gelir elde edeceğimizi düşünüyorum” ifadelerini de kullandı. Trump bu stratejisinin bir parçası olarak ilk aşamada %10 oranında bir küresel gümrük tarifesi ilan etmeyi de ihmal etmedi.
Trump'ın karara tepkisi
Tarifelerin ABD Anayasası’na aykırı bulunmasının ardından ithalatçıların ve ithal girdi kullanan firmaların aklına ilk olarak bugüne kadar ödedikleri gümrük vergilerini geri almak geldi. Nihayetinde Trump’ın vergi koyması anayasaya aykırıysa, ödedikleri vergiler de yasal dayanaktan yoksun şekilde tahsil edilmişti.
Bu konuyla ilgili açıklamalar da yapıldı. Örneğin ABD Ulusal Perakende Federasyonu konuyla ilgili açıklamasında, “Alt mahkemeye, ABD'li ithalatçılara tarifelerin geri ödenmesi sürecinin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlamasını tavsiye ediyoruz” ifadelerine yer verirken, ABD Moda Endüstrisi Birliği ise, “Trump yönetiminden, IEEPA tarifeleri kapsamında 133 milyar dolardan fazla ödeme yapmış olan işletmelere, tarife bedellerini iade edecek verimli ve otomatik bir geri ödeme süreci geliştirmesi için hızlı bir şekilde harekete geçmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ayrıca Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de en az bin 800 ithalatçı firma ödediği tarifeleri geri almak için yargı yoluna başvurdu. Toplam geri ödenecek tutarın 175 milyar doları bulabileceği tahmin ediliyor.
Yüksek Mahkeme, IEEPA'nın anayasaya aykırı kullanımını tescil etmiş olsa da, iadelerin nasıl, ne zaman ve kimlere yapılacağına dair hiçbir bağlayıcı prosedür veya mekanizma belirlemedi. Bu idari detaylar alt mahkemelere, özellikle de Uluslararası Ticaret Mahkemesi'ne ve gümrük bürokrasisine bırakıldı.
Demokrat senatörler, toplanan gümrük gelirlerinin iade edilmesini zorunlu kılacak Tariff Refund Act of 2026 adlı tasarıyı ABD Senatosu’na sundu. Tasarı Kongre’den geçerse ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu (CBP) 180 gün içinde vergi iadelerini faiziyle birlikte tamamlaması gerekecek ve süreç özellikle küçük işletmeler lehine önceliklendirilecek. Ancak Cumhuriyetçilerin bu teklife destek vermesi beklenmiyor. Trump yönetimi ise iadelerin yıllarca sürebileceğini ifade ediyor.
Tarifelerin iptal edilmesi yalnızca ABD’li şirketleri ilgilendirmiyor elbette. ABD yönetimi bu tarifeleri kullanarak 2025 yılı boyunca pek çok ülkeyle ekonomik refah anlaşmaları imzaladı ve tarifelerin iptal edilmesi karşılığında bu ülkelerden çok ağır tek taraflı alım taahhütleri elde etti. Şimdi tarifelerin ortadan kalkmasıyla birlikte bu anlaşmalar da bir nevi boşa düşmüş oldu.
Konuyla ilgili ilk tepkiyi Avrupa Birliği verdi. Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, ABD ile AB arasında imzalanan Turnberry Anlaşmasının yasal zemininin değiştiğini ifade ederek 24 Şubat günü Avrupa Parlamentosu’nda anlaşmanın onaylanması için yapılacak oylamayı ertelemeyi teklif etti. Nitekim teklif kabul edildi ve oylama belirsiz bir tarihe ertelendi.
Çin tarafı ise kararı olumlu karşılamış olsa da, Trump’ın iptal edilen tarifelerin hemen ardından attığı adımları oldukça sert bir dille kınadı. Tüm tek taraflı tarifeleri reddettiklerini ifade eden Çin Ticaret Bakanlığı, yeni ek vergilerin yanlış yönde atılmış bir adım olduğunu söyledi ve “Gerekli karşı önlemleri uygun zamanda değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı.
AB ve Çin’in dışında, Küresel Ticaret Araştırmaları Girişimi (GTRI) gibi düşünce kuruluşlarının raporlarına göre Hindistan, Malezya, Vietnam ve Endonezya gibi ülkeler de, tehdit altında imzalanan bu tavizli anlaşmaları artık tek taraflı, faydasız ve mantıksız olarak değerlendirebilir. Tehdit mekanizması ortadan kalktığı için söz konusu ülkelerin bu anlaşmaları fesh etmesi veya diplomatik kanallarla esnetilmesini talep edeceği bir yeniden müzakere dönemi de kaçınılmaz.
Trump'ın B planı neler olabilir?
Hem ulusal hem de uluslararası tepkilerin ardından Trump'ın bir B planı uygulaması bekleniyor. Bu konuda özellikle ABD Ticaret Bakanlığı ve ABD Ticaret Temsilciliği gibi kurumlara büyük görev düşeceği öngörülüyor.
Yukarıda da değindiğimiz üzere, Trump kararın ardından ilk karşı hamle olarak, 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 122. Maddesi kapsamında derhal geçerli olmak üzere bir kararname imzaladı ve bütün ülkelere 150 gün boyunca %10 oranında küresel gümrük vergisi uygulanmasına karar verdi. Ardından bu oranın %15’e çıkarılacağı da belirtildi. Trump, bu süre zarfında yeni tarifeler getirmenin yollarını da araştıracaklarını ifade etti.
Peki Trump bundan başka neler yapabilir? Bu konuyla ilgili en sık paylaşılan öngörüler, Trump’ın karşı hamlelerini ABD Ticaret Temsilciliği’nin Madde 232 ve Madde 301 kapsamında açacağı ulusal güvenlik soruşturmaları, bu soruşturmalar neticesinde getirilecek hedefli tarifeler ve anti-damping uygulamaları üzerinden yapacağı noktasında birleşiyor.
ABD Ticaret Temsilciliği, bir sektörün ithalata bağımlılığı ABD’nin ulusal güvenliğini zedeliyorsa, bu iki maddeye dayanarak soruşturma açabiliyor ve soruşturma sonucunda ilgili sektöre tarife, kota veya benzeri önlemler getirebiliyor. Bu madde altında uygulanabilecek tarifeler için bir tavan oran veya yasal süre sınırı da bulunmuyor. Daha önce de belirttiğimiz otomobil, çelik, alüminyum, kereste gibi hedefli ürünlere uygulanan tarifeler bu maddeler kapsamında verilmişti. Ayrıca ulusal güvenlik, güçlü bir gerekçe olduğu için yönetimin eli hukuki olarak da güçleniyor.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Yüksek Mahkeme kararının ardından derhal dünya çapında geniş kapsamlı yeni Madde 301 soruşturmaları başlatıldığını da duyurdu.
Trump bu maddelere dayanarak nispeten parçalı ama daha kalıcı bir tarife seti kurabilir. Küresel tek bir tarife koymak yerine, ekonominin nabzının attığı birkaç büyük sektör seçilir ve bunlara uygulanacak hedefli tarifeler ile tedarik zinciri yeniden şekillendirilebilir.
Ancak bu maddeleri kullanmanın bazı maliyetleri de var. Madde 301’in uygulanması belirli bir soruşturma süreci de gerektirdiği için, bu süre zarfında ABD içindeki kritik sektörler çok daha yüksek belirsizlik yaşar, bu sırada yürütmeye dava açılma riski artar ve müttefiklerle sürtüşme büyür. Yani Trump bunu yapabilir ama bunun bedeli tek hamle dönemine göre daha dağınık ve daha yıpratıcı bir süreç olur.
Trump yönetimi ayrıca, 1930 tarihli Madde 338 gibi oldukça eski bir silahı da kullanabilir. Bu maddeye göre eğer bir ülke, ABD ile ticaret yaparken ayrımcılık uygulamalarına başvuruyorsa, o ülkeden gelen ürünlere %50 oranında ek gümrük vergisi uygulanabiliyor. Nitekim Fox New’a konuşan ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, bu yasanın hala yürürlükte olduğunu ve yararlı olabileceğini söyledi.
Bunların dışında Trump yönetimi gümrüklerde sınıflandırma ve denetim şiddetini artırmak veya Ticaret Bakanlığı’nın antidamping ve menşe dolandırıcılığı gibi soruşturmaları daha hızlı ve sert yürütmesini sağlamak gibi hamleler de yapabilir. Ancak bu soruşturmalar en nihayetinde ters teperek tedarik zincirinde çok ciddi hasarlara da neden olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




