Türk bankacılık sektörü 2025 yılını nasıl değerlendiriyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2025 yılı Türkiye ekonomisi için pek çok farklı olaya sahne oldu. Ekonomi yönetiminin bir geçiş dönemi olarak adlandırdığı bu yılda iktisadi metriklerde de pek çok majör değişim yaşandı. Enflasyon yıla %43,94 düzeyine başlayıp, %31,07’ye kadar geri çekilirken, politika faizi de ikinci çeyrekte %46’ya kadar çıkıp son çeyrekte %38’e indi. Aynı dönemde toplam rezervlerde 180 milyar dolar eşiği aşılırken, toplam mevduatlar içinde TL payı %60’a yaklaştı ve KKM hacmi 1 milyar dolar düzeyinin altına indi.
Bu dönemde Türk ekonomisinin en başat aktörlerinden biri olan bankacılık sektörü de pek çok değişim yaşadı. BDDK tarafından yayımlanan son verilere göre sektörün aktif büyüklüğü %35’in üzerinde büyüyerek 44 trilyon TL seviyesini aşarken, mevduat büyüklüğü ise %38 büyüyerek 26 trilyon TL düzeyine ulaştı. Sektörün sermaye yeterliliği standart rasyosu 0,91 puan artışla %19,20 düzeyini kaydederken, aynı zamanda takibe dönüşüm oranı da 0,6 puan artarak %2 düzeyini aştı.
Peki Türk bankacılık sektörü 2025 yılını nasıl değerlendiriyor ve 2026 yılına dair neler bekliyor? Bankacılık sektörü temsilcileri değerlendirme ve beklentilerini Aposto ile paylaştı.
Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten:
“2025, Türkiye ekonomisinde dengelenmenin sürdüğü, kazanımların devam ettiği bir yıl oldu. Yurt içi etkenler ve küresel riskler zaman zaman baskı yaratsa da, ekonomi yönetiminin kararlı adımları sayesinde enflasyonla mücadelede yıl boyunca önemli bir mesafe katedildi. Bu dezenflasyon sürecinin en belirleyici unsuru, sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi oldu. Merkez Bankası, yıl boyunca temkinli duruşunu koruyarak politika faizinde kademeli indirimlere gitti. Görece yüksek reel faiz ve süregelen ekonomi politikaları, 2025 yılı boyunca TL varlıkları cazip kılmaya devam etti.
Yıl boyunca Türkiye ekonomisinin olası şoklara karşı dayanıklılığının arttığının bir diğer göstergesi de Merkez Bankası rezervlerindeki güçlenme oldu. Yılın geneline baktığımızda; sıkı politika duruşunun korunduğu, küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin devam ettiği bir yılda, büyümede yine güçlü bir resim görüyoruz. Yılın %3.5–4 aralığında bir büyüme ile tamamlanmasını bekliyoruz.
2026 ise enflasyonla mücadelenin devam edeceği bir yıl olacak. Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefine ulaşabilmesi için, aylık enflasyonun %1.5’in altına kalıcı şekilde inmesi gerekiyor. Bu doğrultuda, para politikasında oldukça kademeli faiz indirimleri görebiliriz. Politika faizi 2026 sonunda %30-32 seviyelerine gerileyebilir. Ancak nihai faiz seviyesi, dezenflasyondaki kazanımların hızına bağlı olarak şekillenecektir. İhtiyatlı para politikası duruşu, petrol fiyatlarının zayıf seyrine devam etmesi ve yönetilen fiyatlarda hedefe uyumlu ayarlamalar ile birlikte 2026 sonunda enflasyon %23-25 bandına inebilir.Küresel ekonomide yumuşak iniş senaryosu çerçevesinde, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yaklaşık %4 oranında büyüme kaydetmesi bekliyoruz.
Bankacılık sektörü açısından 2025, ekonomi politikasının sonuçlarının daha görünür hale geldiği bir yıl oldu. Sektör, müşterilerin finansman ihtiyaçlarına tüm gücüyle destek sağlamaya devam etti. Sıkı finansal koşullara ve büyüme sınırlamalarına rağmen TL kredilerde yıllık büyüme uzun bir süre sonra enflasyonun üzerine çıktı. İhracat ve yatırım gibi teşvik edilen alanlarda desteğe devam edildi. Fonlama tarafında maliyet yönetimi ve regülasyonların getirdiği hedefler, sektörün gündemindeydi.
En önemli kazanımlardan biri, Kur Korumalı Mevduat uygulamasında sona gelinmesi oldu. Aktif kalitesinde ise normalleşme bir süredir devam ediyor. Sektördeki sorunlu alacak oranı %2.6 seviyesine yükselse de, bu oran halen uzun dönem ortalamasının oldukça altında. Buradaki yükselme, sektörün öngördüğü ve hazırlıklı olduğu bir normalleşme sürecinin parçasıydı. Kârlılık açısından ise, yüksek faiz ortamı ve TL mevduat hedefleri kaynaklı rekabet, fonlama maliyetini yüksek tuttu. Bu durum, net faiz marjlarını ve sermaye getirilerini baskılamaya devam etti.
2026’da bankacılık göstergelerindeki dengelenme eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Para politikasının seyri ve makroihtiyati tedbirler yine sektör üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Enflasyondaki düşüşe paralel olarak, politika faizinde kademeli bir gerileme öngördüğümüze değinmiştim. Bu sürece, kredi büyüme kısıtlarının gevşetilmesi eşlik edebilir. Faiz oranlarında kademeli bir düşüş, kredi talebinde canlanmayı da destekleyecektir. Bu yıl görmeye başladığımız reel TL kredi büyümesinin 2026’da devam etmesini bekliyoruz. 2026’da aktif kalitesinde sektörün yakın takibi devam edecektir. Risk maliyeti yönetimi ve tahsilat, sektörün odak alanları olmayı sürdürecek. Faizlerde beklediğimiz gerileme, sektörün net faiz marjını ve dolayısıyla sermaye getirilerini destekleyecektir. Bankaların sermaye tamponlarını güçlendirmeye katkı sağlayan sermaye benzeri borçlanma eğilimin de gelecek sene devam etmesini bekleriz. Ekonomideki dengelenme süreci sonuçlarını vermeye devam ettikçe, bankacılık sektörünün potansiyelini çok daha fazla açığa çıkaracağına inanıyorum."
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür:
“2025, insan odağımızı ileri teknolojiyle bütünleştirerek stratejik dönüşümümüzü derinleştirdiğimiz bir yıl oldu. Bankacılığın her alanında kalıcı bir değer yaratma hedefiyle ilerdik; müşterilerimizin güveni ve çalışma arkadaşlarımızın gücüyle 2025’i şekillendirdik.
Ekonomik görünüme baktığımızda; Türk ekonomisinin yılın ilk yarısında finansal koşulların yeniden sıkılaşmasına rağmen, iç talep desteğiyle büyümeyi sürdürdüğünü görüyoruz. Yıl genelinde de büyümenin %3,5 civarında tamamlanmasını bekliyoruz. Cari açık yönetilebilir düzeyde kalırken, enflasyondaki düşüş eğiliminin 2025 boyunca korunduğunu gözlemliyoruz. Öte yandan TCMB, yılın ilk çeyreğinde politika faizini %42,5’e çekmiş, ardından artan belirsizlikler nedeniyle yeniden sıkılaşmaya gitmişti. Makro ihtiyati önlemlerle desteklenen bu duruşun ardından, Temmuz itibarıyla ölçülü faiz indirimleri yeniden başladı ve politika faizi %38,0’e indi. Enflasyondaki katılık nedeniyle bu sürecin temkinli adımlarla ilerlemesini bekliyoruz.
Bankacılık sektörü açısından, ikinci çeyrekteki gelişmeler finansal koşulları beklenmedik biçimde sıkılaştırdı. Alınan önlemler piyasa istikrarını korumada etkili olsa da fonlama maliyetleri, kârlılık ve varlık kalitesi üzerindeki baskılar arttı. Üçüncü çeyrekte yeniden başlayan faiz indirimleriyle kredi büyümesi, varlık kalitesi ve kârlılıkta kademeli bir toparlanma bekliyoruz. Aktif kalitesinde tabana yaygın bir bozulma görülmezken, sorunlu kredi oranının düşük seyrini, sermaye yeterliliğinin de güçlü konumunu koruduğunu gözlemliyoruz. 2026’da enflasyon, dolarizasyon ve sermaye akımlarının seyriyle birlikte TCMB’nin adımları yakından izlenecek. Sektörümüz, her zaman olduğu gibi, ihtiyatlı karşılık politikaları sayesinde bütün belirsizlikleri yönetebilecek güçtedir.”
QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan:
“2025 yılını Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü açısından ekonomi politikalarındaki proaktif aksiyonlarla sıkı duruşun korunması ve dezenflasyon sürecinin devam etmesi çerçevesinde dengelenmenin belirginleştiği bir dönem olarak değerlendirebiliriz.
Ekonomi yönetiminin 2,5 yılı aşkın süredir sürdürdüğü kararlı para politikası, maliye politikalarındaki uyumla birlikte fiyat istikrarında kalıcı bir iyileşmeye zemin oluşturdu. Bu çerçevede fonlama koşullarındaki iyileşme bankalar için hem yurt içi hem de yurt dışı fonlama kanalları açısından maliyet avantajı ve kaynak çeşitliliği yaratarak destekleyici oldu. Kredi büyümesinin regülasyonlar çerçevesinde gerçekleştiği bu dönemde bilanço yönetiminde makro ihtiyati tedbirler etkili olmaya devam etti.
Net faiz marjındaki toparlanmanın beklenenden daha yavaş gerçekleşmesi ve perakende ağırlıklı olarak kredi kalitesindeki sınırlı bozulma sektör açısından zorluk yaratsa da maliyet baskının görece azalması, sektörün güçlü sermaye yapısı ve likidite sağlayan karşılıkların olması finansal sistemin sağlığını korudu. Piyasa koşulları çerçevesinde sektör genelinde özkaynak kârlılığı oranı enflasyonun altında kalmaya devam etti. QNB Türkiye olarak regülasyonlara uyum, güçlü sermaye yapısı ve müşteri tabanı odaklı büyüme yaklaşımımız sayesinde hem pazar payı kazanmayı sürdürdük hem de gelir tablosu metriklerinde sektör ortalamasının çok üzerinde bir performans göstermeye devam ettik.
2026 yılının bankacılık sektörü açısından daha öngörülebilir ve sağlıklı bir dönem olmasını bekliyoruz. Enflasyondaki düşüşün devam etmesiyle kalıcı fiyat istikrarının güçlenmesi, sektör üzerindeki maliyet baskılarını belirgin şekilde hafifletecektir. Bu görünüm, enflasyondaki düşüşe paralel olarak kademeli faiz indirimlerini ve net faiz marjındaki toparlanmayı destekleyebilir. Ekonomik görünümündeki iyileşmeyle birlikte regülasyonlardaki ek sadeleşmeler de bilanço yönetimini bankalar açısından daha esnek bir hale getirecek.
Öte yandan 2025 yılında fonlama maliyetlerindeki yüksek seyriyle birlikte kredi kalitesinde sınırlı bir bozulma görülse de gelecek yıl finansal koşulların daha elverişli olmasının akabinde bu baskının azalmasıyla daha dengeli bir görünüm bekliyoruz. 2026 yılı için ana makro tahminlerimiz %4,0 reel ekonomik büyüme, %23 yıl sonu enflasyonu, %28 politika faizi yönünde. Bu çerçevede bilanço büyümesinin enflasyon paralelinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Sektörde son yıllarda reel bazda negatif seviyede kalan özkaynak kârlılığının da iyileşmesini bekliyoruz. QNB Türkiye olarak gelecek yıl da stratejik gördüğümüz alanlarda pazar payı kazanarak müşteri odaklı değer önerileri yaratmaya ve kârlı büyümeye devam etmeyi hedefliyoruz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
2025 yılı Türkiye ekonomisi için oldukça hareketli geçti. İddialı hedeflerle başlayan 2025, finansal şoklar, kademeli gevşemeye geçiş süreci, işgücü kompozisyonunu değişimi ve dezenflasyonun güçlenmesi gibi pek çok sürece tanık oldu.
31 Ara 2025

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türk turizmi 2026'ya art arda gelen rekorların gölgesinde sıra dışı bir kriz yılıyla girdi. Levni Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, krizi hem şehrin en eski turizm bölgesinden hem de küresel bir markanın penceresinden izleyebilen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Sezonun en zor günlerinin geride kalmaya başladığı bir dönemde Karacabay ile İstanbul turizminin 2026 krizini konuştuk.

Piyasalarda bir merkez bankası haftasında daha giriş yapıyoruz. Hafta boyunca Çarşamba günü Fed, Perşembe günü BoE, Cuma günü ise BoJ kararı takip ediliyor olacak.
27 Tem 2026

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizinde, faiz koridorunun alt ve üzerinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Karar metni incelendiğinde ise enflasyon görünümüne ilişkin iki önemli unsur dikkat çekiyor. Bu iki unsur, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde karar alırken oldukça hassas bir denge gözetmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.

Küresel ticaret denklemi yeniden yazılırken, uzun yıllar Çin'in gölgesinde kalan Hindistan artık küresel üretim, yatırım ve ticaret zincirlerinde başlı başına bir güç merkezi olarak öne çıkıyor. Peki yükselen bu fil, küresel ticaretin ejderhası Çin'e gerçek bir alternatif olabilir mi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Asya'nın değil, Türkiye'nin de ekonomik ve jeopolitik geleceği açısından da giderek daha kritik hale geliyor.




