Türkiye için onarıcı tarım seferberliği çağrısı

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye ve Rainforest Alliance hâlihazırdaki tarımsal üretim modellerinin iklim krizinin etkilerini derinleştirdiğine ve biyoçeşitlilik kaybının artmasındaki etkisine dikkat çekti. Gıda sektörü temsilcileriyle bir araya gelerek Türkiye’nin onarıcı tarım seferberliğine olan ihtiyacı gündeme getirildi. Gerçekleştirilen toplantıda topraktan sofraya zincirin her aşamasındaki katılımcılarla Türkiye’nin onarıcı tarıma geçmesi için nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiği konuşuldu.
- Neden önemli? Mevcut tarımsal üretim modellerinin iklim krizini artırdığını ve biyoçeşitlilik kaybını derinleştirdiğini dile getiren WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nafiz Karadere “Sürdürülebilir olmanın ötesinde ekosistemi onaracak ve doğayı geri kazanacak yeni bir başlangıç için onarıcı tarım yöntemlerine ihtiyacımız var. Bu yöntemlerle toprağı, suyu ve biyoçeşitliliği korumaktan öte geliştirebilir, sera gazı salımlarını azaltabilir ve iklim krizinin getirdiği yıkıcı etkilere karşı direncimizi artırabiliriz. Aşırı iklim olaylarına dayanıklı ve karbonu toprakta tutan yeni üretim şekilleri ve ekosistemi onaran yöntemlerle daha düşük maliyetli, daha yüksek verimli, sağlıklı ve besleyici ürünler üretebiliriz.” dedi.
- Nasıl? Çiftçiler için yeni iş modelleri oluşturmanın önemini vurgulayan Rainforest Alliance Türkiye Direktörü Osman Yalçın Tekinarslan konuşmasında “Yeni çiftçi için yeni iş modelleri oluşturmalıyız. Tedarik zincirini güvence altına almalıyız. Türkiye’deki mevzuatı birlikte şekillendirmeliyiz. Bu nedenle iki kâr amacı gütmeyen kurum olarak tarımı değiştirmek için bir aradayız. Temel amaç küçük üreticiyi biraz daha pazara hazırlamak, direkt ulaşımını sağlamak, onları desteklemek ve tarımın geleceğini kurtarmak. Onarıcı tarımı kurgularken bir geçiş süreci tasarladık. Bu uzun yolculukta planları standartlara oturtmak zorundayız.” sözlerine yer verdi.
- Nedir? Onarıcı tarım, toprak sağlığının ve su kaynaklarının korunması ve iyileştirilmesini, biyolojik çeşitliliğin artırılmasını, karbonun toprakta tutulmasını sağlayarak iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasını ve tarımla uğraşan kişilerin geçim kaynaklarının geliştirilmesini hedefleyen bütünsel bir yaklaşım. Onarıcı tarım hakkında daha fazla bilgi edinmek için apéro’da yayımlanan “Toplumsal ve kültürel bir hareket olarak onarıcı tarım” başlıklı makaleyi okuyabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Son yıllarda fine dining endüstrisinde yaygınlaşan konuk şef davetleri ve pop-up kültürüne odaklanıyoruz. Bu yükselişi kamçılayan sebepler neler? Neden şimdi? Kaan Demirci ve Sinan Büdeyri eşliğinde.
09 Tem 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.




