Türkiye'de gelir dağılımı: ‘Fakirsin sen fakir kal’

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 10 Ekim tarihinde Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri 2023 verilerini yayımlayınca rahmetli Cem Karaca’nın "İşçisin Sen İşçi Kal" şarkısını hatırladım. Yazının başlığının ilhamı da buradan geliyor.
Bu yıl yayımlanan verilerden gelir bilgisine ait olanların referans dönemi bir önceki takvim yılıydı. Yani 2023 uygulamasındaki gelir bilgileri 2022 yılına ait. Diğer bir ifadeyle derin yoksulluğu yaşamaya başladığımız 2021 yılından sonraki, yüksek enflasyonla yeniden tanıştığımız yıldaki veriler.
- İstihdam bilgileri ise daha yeni. Anketin uygulandığı tarihten bir önceki hafta ile anketin yapıldığı tarih dikkate alınarak sorgulanmış veriler.
Anketin sonuçlarını tartışmadan önce anketle ilgili bazı konulara hâkim olunması faydalı olacaktır. Eğer bunlar bilinmezse anketle varılan sonuçlar ve bu sonuçlar üzerinden yapılacak tespitler çok teknik kalabilir. Bu durum, çok önemsediğimiz bu anket verilerini anlamsız ve hatta sıradan bir hâle getirebilir.
Öncelikle anketin kapsama alanı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki hanelerde yaşayan tüm hane halkı fertleri. Ancak kurumsal nüfus olarak tanımlanan üniversite yurtları, misafirhane, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, özel nitelikli hastane, hapishane, kışla ve ordu evlerinde yaşayanlar anket kapsamı dışında tutulmuş.
- Burada bir anormallik yok. Zira dışarıda tutulan yerlerden bazılarında bir gelir elde etmek mümkünken, harcama ve bunun yaşam koşullarına etkisini ölçebilmek hem mümkün değil, hem de birçok ihtiyaç devlet tarafından karşılandığı için anlamlı da değil.
Araştırmada gelir, yoksulluk, sosyal dışlanma ve diğer yaşam koşullarına ilişkin göstergeleri hesaplamak üzere çeşitli alt kategorilerde bilgiler derlenmiş: Bu bilgiler konut, ekonomik durum, gayrimenkul sahipliği, eğitim, demografi, sağlık durumu, işgücü durumu ve gelir durumu olarak belirlenmiş.
TÜİK bilgilendirmesine göre 2023 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nda toplam 27 bin 825 hane halkı ziyaret edilmiş. Bu hane halklarından 24 bin 932’si ile anket yapılmış, geri kalan 2 bin 893 hane halkı ile çeşitli nedenlerle anket yapılamamış ve cevaplamama formu düzenlenmiş. Buna göre, 2022 yılında cevaplamama oranı Türkiye genelinde %10,4 olmuş. Bu oran ise görece düşük. Katılımcı sayısı da epey yüksek olduğu için buradan bir çıkarım yapmakta istatistikî olarak bir sorun yok. Yaşam koşulları göstergeleri, anketin yapıldığı andaki durum itibarıyla sorgulanmış.
Verilerde en önemli hareket noktası hane halkı. Hane halkının neyi ya da kimi temsil ettiğinin bilinmesi önemli.
- Hane halkını, tek başına yaşayan kişiler ile aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı konutta yaşayan, barınma, gıda vb. ihtiyaçlarını ortaklaşa karşılayan, hane hizmet veya yönetimine katılan kişilerden oluşan topluluğa verilen isim olarak düşünmek gerekiyor.
Ortalama gelir ve medyan gelir çoğunlukla birbirlerinin yerine kullanılıyor olsa da birbirinin aynı şeyler değil. Ortalama gelir, gelirlerin toplamlarının örneklem büyüklüğüne bölünmesi ile elde edilen değer yani bir nevi aritmetik ortalamayken medyan gelir, gelirler küçükten büyüğe sıralandığında ortaya düşen değeri (ortanca değer) ifade ediyor.
Ve son olarak maddi yoksunluk oranı ile ifade edilmek istenen belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesinden ekonomik nedenlerle mahrum olan insanların oranı demek. Bu dokuz madde:
- Beklenmedik harcamaları karşılayamama
- Evden uzakta bir haftalık tatil yapamama (tüm aile fertleri için)
- Ödeme zorluğu (konut kredisi, kira, elektrik, su, doğalgaz vb. faturalar, taksit ve borçlar)
- İki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyememe
- Evin ısınma ihtiyacını karşılayamama
- Otomobil sahipliği
- Çamaşır makinası sahipliği,
- Renkli televizyon sahipliği
- Sabit telefon sahipliği veya cep telefonu sahipliği.
2023 yılında, medyan gelirin %50’sine göre bakıldığında yoksulluk oranı %25,4 iken, bu oran bir okul bitirmeyenlerde %23,6, lise altı eğitimlilerde %13,6, lise ve dengi okul mezunlarında %7,2, yüksek öğretim mezunlarında ise %2,7 olmuş.
Ülkemiz yıllardan bu yana bilinçli bir şekilde vasatlar ülkesine dönüştürülse de eğitimli kesim arasında yoksulluk, eğitimsiz kesimden çok daha az. "Okuyacağım da ne olacak" diyen gençlere bu verinin mutlaka gösterilmesi lazım.
2023 yılında, medyan gelirin %50’sine göre bakıldığında eşler ve çocuklardan oluşan çekirdek ailede yoksulluk oranı %14,8. Fakat medyan gelirin %60’ı dikkate alındığında eşler ve çocuklardan oluşan çekirdek ailede yoksulluk oranı %22,9’a yükseliyor. Bu oran çok yüksek.
Ülkede yaşanan yüksek enflasyona rağmen asgari ücrete resmî bir zam yapılmadı. Resmiyette hâlâ 17.002,00 TL. Yoksulluk sınırına ilişkin Türk-İş’in açlık ve yoksulluk sınırı verilerini her ay takip ediyoruz. Fakat bir de TÜİK’in verilerine bakalım:
- Medyan gelirin %50’sine göre bakıldığında yoksulluk sınırı 31.005,00 TL
- Medyan gelirin %60’ına göre bakıldığında yoksulluk sınırı 37.205,00 TL
- Medyan gelirin %70’ine göre bakıldığında ise yoksulluk sınırı 43.406,00 TL
TÜİK’e göre bile yoksulluk sınırı çok yüksek seviyelerde. Bu ortamda asgari ücretin 2025 yılı beklenen enflasyonuna göre (TCMB Beklenen Enflasyon %14- OVP Beklenen Enflasyon %17,5) yapılabileceğini söylemek, en basit anlatımla ancak "vicdansızlık" olarak ifade edilebilir. Gelir grubu medyan gelirin %60’ının altında olanlardan
- %58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masrafını,
- %39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını,
- %19,5’i evin ısınma masrafını,
- %64,2’si eskimiş, yıpranmış mobilyaları değiştirme masrafını
karşılayamıyor.
Yıllar itibarıyla bu oranlarda düşüşler olsa da yoksulluk bu gruplarda çok derinden hissediliyor.
Anket sonuçlarından daha fazla çıkarım yapmak elbette mümkün. Ancak anket sonuçları ne kadar güvenilir bilemiyorum. Zira TÜİK, anket sonuçları açıklandıktan hemen sonra bir düzeltmeye gitti.
Bu düzeltmeye neden ihtiyaç duyuldu orasını bilemem ama kaybedilmiş bir güvenle yola devam etmek TÜİK açısından çok zor olmalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2024 Nobel Ekonomi Ödülü, kurumların oluşumu ve refaha etkilerine ilişkin çalışmaları nedeniyle Daron Acemoğlu, Simon Johnson ve James A. Robinson'a verildi.
15 Eki 2024

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



