İttihat ve Terakki'den günümüze: Futbol

Meşin yuvarlağın izinden
İttihat ve Terakki'den günümüze: Futbol

Paribu #n
Paribu ile birlikte

Kripto para dünyasına ilk adımı Paribu ile atın: 10 TL Kampanyası Tüm dünyada bir yatırım aracı olarak görülmeye başlayan Bitcoin başta olmak üzere kripto paraların toplam piyasa değeri 540 milyar doların üzerinde. Kripto para kullanımı Türkiye’de de giderek yaygınlaşırken, küçük meblağlarla, hatta 10 lirayla dahi kripto para yatırımcısı olabilmeye olanak sağlayan Paribu, “İlk adım” kampanyası ile yeni kullanıcılarına 10 TL hediye ediyor. Herkesin kripto para işlem deneyimini yaşamasını isteyen Paribu, mobil uygulamasını indirip, ücretsiz üye olup, online kimlik doğrulamasını tamamlayan kullanıcılarının hesabına 10 TL yatırıyor. Paribu 10 TL Kampanyası: 10 lirayla dahi kripto para işlemi yapmaya olanak sağlayan Paribu, daha çok insanın kripto para dünyasıyla tanışması için iOS ve Android mobil uygulamasını indirip, ücretsiz üye olup, saniyeler içinde yapılabilen kimlik doğrulamasını gerçekleştiren herkese ilk işlemlerinde kullanabilecekleri 10 lira hediye ediyor. Bu sayede yeni kullanıcılar ilk adım hediyeleriyle, Paribu'da işlem gören Bitcoin dâhil 22 kripto para biriminden dilediğini satın alabiliyor. 16 Kasım - 29 Kasım tarihleri arasında geçerli olan kampanyadan yeni üyelerin yanı sıra, üye olmasına rağmen Paribu’da daha önce hiç finansal işlem yapmamış kullanıcılar da online kimlik doğrulamalarını tamamlayarak yararlanabiliyor. 10 liralık ilk adım hediyesinden faydalanan kullanıcılar hesaplarına ayrıca Türk Lirası yatırma işlemi yaptıklarında 29 Kasım'a dek işlemlerine komisyon ücreti ödemeden devam edebiliyor. Kampanyaya dair ayrıntılı bilgiye ve katılım koşullarına bu bağlantıdan ulaşılabiliyor. Paribu: 2017 yılının başından bu yana faaliyet gösteren kripto para işlem platformu Paribu, bugün 750 binin üzerinde kullanıcısına hizmet veriyor. Kullanıcılarına hızlı, kolay ve güvenli kripto para işlem hizmeti sunan Paribu, "Yarının dünyası bu" sloganıyla geleceğin dünyasını belirleyecek ve küresel trendlere yön verecek finansal hizmetler geliştiriyor. Paribu, herkesin kripto para dünyasıyla bir an önce tanışması için kolay bir arayüz, hızlı ve kesintisiz destek ve kolaylaştırıcı kampanyalar sunuyor.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

150 yıl kadar bir geçmişi olsa da futbol, özellikle de İkinci Dünya Savaşı sonrası döneme popüler müzik kadar damgasını vurmuş bir alan. Salazar ve Franco gibi diktatörlerin geçmişte toplumları yönetebilmek için kullandığı bir araç olan veyahut başka yerlerde de tam tersi şekilde tehlikeli görüp yasakladığı bu spor dalı, Simon Kuper'in o ünlü sözünde de dediği gibi "Futbol asla sadece futbol değildir."

Gayriresmi Futbol Tarihi: Bu yazı yazılmaya karar verildikten biraz sonra dünya futbolunun efsanesi Diego Armando Maradona'nın 60 yaşında hayatını kaybetmesi acı bir tesadüf oldu. Bu hafta Raftan Mehmet Şenol'un Gayriresmi Futbol Tarihi kitabı Mundi Kitap etiketiyle yayımlandı. Futbol konusunda yaptığı araştırmalar ve hazırladığı belgesel çalışmalarıyla bilinen, Galatasaray Dergisi'nin uzun bir süre yayın yönetmenliği görevini üstlenen Mehmet Şenol'un kaleme aldığı Gayriresmi Futbol Tarihi, bu popüler sporun Türkiye'deki gelişim sürecine ışık tutar nitelikte. 

Yasaklar: Türkiye'ye futbol, doğal olarak doğduğu ülke olan İngiltere üzerinden ulaşır. Osmanlı başkenti İstanbul'dan önce yine imparatorluğun önemli şehirleri olan İzmir ve Selanik'te İngiltere'den tüccarların, buldukları yeşil alanlarda oynamasıyla hayatımıza girmeye başlayan futbol, yarattığı etki nedeniyle kısa sürede çeşitli kısıtlamalara ve yasaklara maruz kalır. Başkent İstanbul'da İngiltere'den gelenlerin Moda'da kurdukları kulüpler vasıtasıyla oynamaya başladıkları futbol, II. Abdülhamit'in emriyle Müslümanlara yasaklanır. 

Futbola gönül verenler: Ancak II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte sonrasında pek de uzun sürmeyecek özgürlükçü ortamla futbol, ülkede daha görünür olmaya başlar. Bu dönem aynı zaman da bu spora gönül vermiş gençler tarafından kurulan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin de daha görünür olmaya başladıkları yıllar olarak karşımıza çıkar. 

Yeni takımlar: Osmanlı topraklarında kapitülasyonlarla ayrıcalıklı konum elde eden Levantenlerin yanı sıra kısa süre içinde farklı azınlık gruplar, bir nevi birlikteliklerini de pekiştirmek adına birbirlerini takip edercesine kulüpler kurmaya başlar. Örneğin; İstanbullu Rumların kurduğu bu takımlar, gelecekte PAOK ve AEK gibi takımların kurulmasına da önayak olacaktır.

Mehmet Şenol’un akıcı üslubu ve dikkat çeken anekdotlarıyla zenginleştirdiği 522 sayfalık bu ayrıntılı çalışma, bu alanda Türkiye’deki mevcut eksikliği dolduracak önemli bir çalışma. Bir süre önce Vakıfbank Kültür Yayınları’ndan çıkan Melih Şabanoğlu’nun Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne adını taşıyan çalışmasından sonra, konuyu çok daha geniş bir açı ve zaman diliminde ele alan Gayriresmi Futbol Tarihi, okuru Türkiye’de futbolun emekleme dönemlerinde pek bilinmeyen fotoğraflar, gazete kupürleri ve belgelerle de buluşturuyor.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Ocak 1909’da Papazınbağı Çayırı’nda oynan ve Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi 2-0 yendiği ilk derbinin fotoğrafı olduğu düşünülen bir karenin yanı sıra, takip eden yıllarda futbol karşılaşmalarının merkezi hâline gelen Topçu Kışlası avlusundaki müsabakalara ait fotoğraflar, bu popüler spor dalının Türkiye macerasının emekleme dönemlerini anlatıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

💭 Beklenmedik alışkanlıklar üzerine

Beklenmedik alışkanlıkların fotoğraf albümü, türler arası bir elçi, 1976’dan beri harika müziğin adresi ve futbolun gayriresmî tarihi.

27 Kas 2020

Paribu ile birlikte
💭 Beklenmedik alışkanlıklar üzerine

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Yaren Serra Akgün

·

29 Eyl 2026

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

Müge Turan

·

28 Eyl 2026

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'