Türkiye’nin ulaşım krizi


Talentmelon’dan 2022 Ücret ve Yan Haklar Araştırma Raporları
Pareto’da ekim ayını enflasyondaki, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışlara, işsizlik sorununa, faiz indiriminin piyasalara etkisine, fahiş fiyatlara; kısaca giderek zorlaşan ekonomik koşullara ayırdık. Problem: Ekonomik koşullar giderek…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Geçen hafta Oslo’da yaşayan bir arkadaşım “Türkiye’ye gelmek istiyorum ama pandemiden önce 500 liraya aldığım İstanbul biletini, şimdi neredeyse 3 katına alamıyorum,” dediğinde düşünmeye başladım. Evet gerçekten de bundan çok değil 4 yıl önce İstanbul’dan Ankara’ya 27 liraya uçak bileti almıştım. Bugün 27 liraya taksiyle Gayrettepe’den Taksim’e gidemiyorum. Toplu taşımayla gitmek istersem ise 7 lirayı gözden çıkarmam gerekiyor o da sadece 2 vesait değiştirecek kadar şanslı olduğum için. Yaz boyunca gittiğim tatil bölgelerinde de hemen hemen herkes biletlerin çok pahalandığını, özel araçla gelmek isterlerse benzin fiyatlarına yetişemediklerini, eskiden tatil bütçesinin içinde düşünülen ulaşım maliyetinin artık ayrı bir bütçe haline geldiğini konuşuyordu. Bir restoranda yiyip içmenin, eğitim almanın, müze gezmenin, tatile gitmenin maliyeti sürekli artarken bu aktiviteleri gerçekleştireceğimiz yerlere ulaşmak için harcadığımız paralar da giderek katlanıyor. Şehir içi veya dışı fark etmeksizin ulaşım aracı kullanmak lüks haline geliyor.
Rakamlar ne söylüyor? TÜİK’in 2021 yılı ağustos ayında açıkladığı Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE)’ne göre ulaştırma ve depolama hizmetleri bir önceki yılın aynı ayına göre %36,83 arttı. Hem şehir içi hem şehir dışı toplu ulaşım fiyatları da bu artıştan payına düşeni aldı.
Şehir dışı ulaşım maliyetleri
Salgın boyunca en çok hasar alan sektörlerden biri olan yolcu taşımacılığı, salgının faturasını müşterilerine kesti desek sanırım abartı olmaz. Havayolu ve karayolu taşımacılığı şirketleri; pandemi şartları, artan petrol fiyatları ve döviz kurununu öne sürerek ciddi fiyat artışına gitti.
Hatırlarsınız; pandemi nedeniyle otobüslere %50 kapasite sınırı getirilmiş ve bilet fiyatları artmıştı. 1 Temmuz 2021 itibarıyla kalkan bu sınırlamaya rağmen günümüzde biletler hala zamlı olarak satılıyor. Örneğin; 2019’da 70 TL’ye alınan İstanbul-Ankara bileti için şu anda 130 TL, 140 TL’ye alınan İstanbul-Bodrum bileti için 270 TL, 30 TL’ye alınan Ankara-Bolu bileti için 70 TL ödemek gerekiyor.
Uçakla yolculuk yapmak isterseniz de durum pek farklı değil. Uçak yolculuğu, 20 yıl önce havayolu, havalimanı ve sefer sayısının az olmasından ötürü bir lükstü. Günümüzde bilet fiyatlarının geldiği noktada, uçak ile seyahat yapmak yine bir lüks olma yolunda ilerliyor. Uçak biletleri, ilk ciddi fiyat artışını 2019’da yaşadı. O zaman, sebep olarak TL’nin değer kaybetmesi ve Ulaştırma Bakanlığı’nın tavan fiyat uygulaması sebebiyle Atlasjet gibi havayollarının piyasadan çekilmesi nedeniyle pazarda az oyuncunun kalması gösterildi. Hemen ardından havayolu şirketleri, pandemi nedeniyle çok uzun bir süre tam anlamıyla faaliyet gösteremedi.
Havayolu şirketlerinin pandeminin kaybedenleri arasında olduğu su götürmez bir gerçek; ancak yolcular bu zararların kendilerine yansıtılmasından rahatsız. İstanbul’da özel bir bankada avukat olarak çalışan K.Ö. “Amsterdam’a sadece gidiş bileti alabilmek için maaşımın yarısından vazgeçmem gerekiyor,” diyor. Ankara’da bir teknoloji şirketinde finans uzmanı olarak çalışan M.K ise “Eskiden hafta sonları Kapadokya gibi yakın yerlere rahatlıkla gidebilirdik, şimdi otobüs biletlerinin fiyatlarını görür görmez vazgeçiyoruz,” diyor.
Şehir içi ulaşım maliyetleri
Şehir içi ulaşım maliyetleri de bütçeleri zorluyor. Hem toplu taşıma ücretlerinde hem de okul servisi ücretlerinde yaşanan artış, vatandaşların elini kolunu bağlamış durumda. UKOME'nin kararına göre, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı için İstanbul, İzmir ve Ankara’da okul servisi ücretlerine %15 oranında zam yapıldı.
Öte yandan, 2021’de İstanbul, Bursa, Trabzon gibi büyükşehirlerde toplu taşıma ücretleri zamlandı. Toplu taşıma ücretlerinin %15 zamlandığı İstanbul'da tam bilet fiyatı 3,50'den 4,05 TL'ye, öğrenci bileti 1,70’ten 1.95 TL'ye çıktı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Nisan 2021’de toplu taşıma ücretlerine %20 zam yaparak tam bilet fiyatını 1,70 TL'ye çıkardı. Bursa’da ise toplu ulaşıma yapılan zamla birlikte metro tam biniş 3,50 TL, indirimli 3.00 TL olurken; otobüs uzun hat 4.40 TL, kısa hat ise 3.90 TL, aylık tam abonman ise %15 artışla 230 TL oldu.
İstanbul’un taksi trajedisi
Şehir içi toplu ulaşım maliyetleri bir yana Türkiye’nin en büyük metropolünde ekstra olarak bambaşka bir kriz yaşanıyor. Son günlerde İstanbul’da herhangi bir buluşmaya gittiğinizde muhtemelen duyduğunuz ilk cümle “O kadar uzun süre taksi bekledim ki,” oluyor.
“Yağmurlu havada veya iş çıkışında taksi bulunmaz,” efsanesi anlamını çoktan yitirdi, kentin sokaklarında artık herhangi bir havada veya saatte taksi bulmak pek mümkün değil. Taksi ufukta belirse dahi ya turist bekliyor ya gideceğiniz yeri duyunca sizi almıyor ya da boş olsa da durmadan gidiyor. Eğer şanslıysanız yalvar yakar bindiğiniz taksiyle gitmek istediğiniz yere değil ama yakın bir noktaya ulaşabiliyorsunuz. Ya da normal ücretinden daha fazlasını ödeyerek gitmek istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Denetimin daha yüksek olduğu çevrimiçi taksi çağırma uygulamalarında ise ya yakınlarınızda taksi görünmüyor ya da şoför sizinle eşleştikten sonra yolculuğu iptal ediyor. Sorun büyümeye devam ederken ekim başında, İBB'nin UKOME'ye sunduğu 1000 yeni taksi teklifi 9. kez reddedildi.
İstanbul Planlama Ajansı’nın ağustosta yayımladığı “İstanbul’da Taksi Kullanım Alışkanlıkları, İhtiyaçlar ve Beklentiler Araştırması”, kentteki krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Nüfusa oranla taksi sayıları incelendiğinde; 1990’lardan bu yana İstanbul nüfusunun 7,5 milyondan 16 milyona çıktığı fakat taksi sayısının 17 bin 395 olarak aynı kaldığı görülüyor. Yani, her taksi başına neredeyse 1000 kişi düşüyor. Yetersiz taksi sorununa bir de kısa mesafe almak istemeyen ya da “Gün içinde 20 İstanbullu taşıyacağıma 2 turist taşır aynı parayı kazanırım,” diye düşünen taksiciler eklendiğinde sorun iyice içinden çıkılamaz oluyor.
Özel araç eski bir hayal mi?
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra kur artışı, yüksek faizler ve vergi oranları nedeniyle Türkiye’de otomobil sahibi olmak da giderek zorlaşıyor. Birleşik Krallık merkezli danışmanlık şirketi Scrapcarcomparison’ın ağustos ayında yaptığı araştırmaya göre, Türkiye otomobil sahibi olmak için en pahalı ülke. Türkiye’de otomobil sahibi olmak isteyen bir kişi, yıllık ortalama gelirinin %652,29’una ihtiyaç duyuyor.
Otomobil fiyatları, kur ve faizlerin etkisiyle Ocak-Haziran 2021 tarihleri arasında %16 artarken 4 yıl önceye kıyasla %200 yükseldi. ÖTV oranları da otomobile ulaşımı giderek zorlaştırıyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Başkanı Ali Bilaloğlu haziranda yaptığı açıklamada, “ÖTV sisteminin yapısı yaklaşık 30-35 yıldır değişmedi ama sektör çok değişti. Gerek araçların motorları gerekse motor teknolojileri değişti. Artık Türkiye’nin acilen daha çağdaş bir vergi sistemine geçmesi gerekiyor,” demişti.
Sektörde yükselen seslerin ardından ağustos atında Resmî Gazete'de yayımlanan bir kararla, sıfır binek otomobil alım-satım işlemlerinde geçerli olacak ÖTV matrah limitleri değiştirildi. Sektör temsilcileri tarafından müjde olarak kabul edilen bu kararın ardından birçok modelde 50 bin TL'yi bulan indirimler oldu. Fakat bu sefer de küresel çapta birçok otomobil şirketinin üretimlerini azaltmasına neden olan çip krizi baş gösterdi. Küresel çip kıtlığı ile başa çıkmaya çalışan sektör, ÖTV düzenlemesi sonrası yaşanan yüksek talebe cevap veremedi ve bayilerde araç bulamama sorunu başladı. CARDATA Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, Sputnik Türkiye’ye yaptığı açıklamada Ocak 2022’de sıfır otomobillerin fiyatlarında %12 artış beklediklerini ifade ediyor.
İşin bir de akaryakıt boyutu var. Salgın döneminde azalan akaryakıt tüketimi, küresel enerji üretiminde arz fazlasına neden olmuş ve 2020'de petrol fiyatlarında büyük düşüşler yaşanmıştı. Bu yıl aşının yaygınlaşmasıyla birlikte sektör hızlı bir canlanma yaşadı; ancak bu sefer de talebi karşılamak için yeterli arz oluşturulamadı. Türkiye’de akaryakıt fiyatları, ham petrol ve işlenmiş ürün fiyatları ve döviz kurundaki artıştan ötürü bir süredir yükselişteydi. 2018’de fiyatlardaki yükselişin etkilerini sınırlandırmak amacıyla yürürlüğe giren eşel mobil uygulama ise işlevini yitirmek üzere. Bu uygulama ile akaryakıt ürün fiyatına gelen zamlar, fiyatın içindeki ÖTV miktarından otomatik olarak düşülerek satış fiyatları sabit tutuluyordu. Fakat gerek kur gerekse petrol fiyatındaki aşırı artış, vergi oranlarında indirime yer bırakmadı. Akaryakıt ürünlerinden alınan ÖTV, sıfıra kadar geriledi. Eşel mobil sistemden vazgeçilmesi durumunda verginin de fiyata ekleneceği ve litre başına 2,5-3 lira arasında zammın yaşanacağı öngörülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK’in Ağustos 2021 verilerine göre, ulaştırma ve depolama hizmetleri bir önceki yılın aynı ayına göre %36,83 arttı. 2021'de doğal gaza %17,8; elektriğe %21,2 zam yapıldı.
22 Eki 2021

YAZARLAR

İrem Özbay
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




