Üç piknik tipi, üç piknik sepeti

Romantik piknikler, kalabalık dost meclisi piknikleri, kahvaltı niyetine piknikler.
Üç piknik tipi, üç piknik sepeti

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Piknik bir etkinlik janrı olarak sayısız üsluba ve vesileye sahip olabilir. En sık karşıma çıkan üç tarzı konu almak en akıllıcası olur diye düşündüm. Bunlar romantik piknikler, arkadaş piknikleri ve kahvaltı piknikleri. Hepsinin farklı kürasyon ihtiyaçları ve menüleri var. Önerilerin yanına iyi eşleşecek şarapları Veraison yayınımızın editörü ve şarap uzmanı Selin Osmanoğlu sunuyor.

1. Romantik piknik

Romantik denince akla mum ışığı gelir. Mum önermiyoruz. Bir kere karanlıkta piknik de önermiyoruz. Piknik dediğin güneşle haşır neşir olmaktır. Romantik piknikler için bu ilişki biraz açıktan yaşanıp bir ağacın gölgesine sığınılabilir, gövdesine yaslanılabilir. Sepetin hasır olması, içinin ufaktan dolup taşması, içinde plastik çatal bıçak veya tabak olmaması mühim noktalar. 

İki kişilik bir piknik için bir sunum tahtası, bir bıçak iki çatal ve iki bardak yeterli. Bir şişe şarap da eklenip sepetin ucundan kafayı çıkartmışsa bu iş tamamdır. Bayramlıkları değil de daha ketenleri, çimden çok leke olmayacakları çekmek insanı Pinterest paneli gibi ilhamlık ve ibretlik yapar.

Görsel: Up (2009)


Sepet: Romantik pikniklerin en ayırt edici özelliği estetik olarak da çekici olmalarının bir zorunluluk ve sorumluluk olması. Pikniği düzenleyen başlıca kişinin özen göstermesi gereken bu boyut menüyü absürtleştirmeden güzelleştirmeyi püf nokta hâline getiriyor. 

Bunun dışında yemeklerin hepsi tek lokmalık olmalı. Bir kere romantik piknikte kesme ve biçme uğraşları insanın gözünü sevdiğinden uzaklaştırır. İkincisi de eller işe dâhil olunca kirlenir ve yağlanırlar. Bu yüzden tek lokmalık yemekler, hızlıca iki parmağın kullanılıp kolayca silinebildiği hâlde örtüdeki yerini bulmalı.

Romantik piknik menüleri, şaraplı bir randevuya gitmek gibi düşünülebilir. Şarküteri ve peynirler, eli pek kirletmeyecek krakerler, kıtır ekmekler ve sürülmelik veya daldırılmalık tatlı/tuzlu ezmeler. Daha önce hazırladığımız şarküteri tahtası rehberimiz, bunun için epey iyi bir kaynak.

İllüstrasyon: Cenk Güngör


Burada çikolataya batırılmış çilek gibi yüksek oranda mesaj bulunduran, klişeleşmiş seçimlerdense daha klasik, pastoral bir seçki lazım. İki tarz kuru et, iki çeşit peynir, iki çeşit meyve, karışık ve kaliteli kuruyemiş gayet yerinde bir kadro. Etlerde ve peynirlerde sert ve yumuşak, kokulu ve kokusuz gibi bir kontrast olması en sağlıklısı. Kokusu çok keskin ve yorucu peynirler hem dışarının sıcakları hem sürekli kokuyla haşır neşir olma açısından bu sefer çok tercih edilmemeli. 

Meyvelerde üzüm her zaman gönüllerin fatihi olsa da belki mevsimine göre kiraz, çilek, iri küp doğranmış sert kavun, şerit kesilmiş parmak karpuz, ufak mürdüm eriği gibi tercihlerle ortam şenlendirilebilir. Meyvede kuralımız ısıra ısıra yenme gerekliliğini ortadan kaldırmak. Piknikte ıslak eller de yapış yapış çeneler de makbul değil. Bunların arasına belki hafif bir humus veya daha elegan bir ezme batırılabilecek ufak kraker veya kıtırlarla peşkeşlenebilir.

Son olarak biraz daha karnı tok tutacak, İngilizcede en ideal şekilde adlandırılan finger food usulünde ufak sandviçler yapmak mümkün. Bunlar da önceden hazırlanıp tek lokmalık halde kesilirse ideal sağlanmış olunur. Benim favorim sıcaklarda bunaltmayacak şekilde ince beyaz ekmek ortasına tuzlu ricotta (veya tercihinizdeki krem peynir) üstüne dikine ince şeritler hâlinde kesilmiş ve diyagonal yerleştirilmiş salatalıklar. Bunun üstüne az bir limon suyu ve zeytinyağı, serpmelik tuz, karabiber ve süslük dereotu yaprakları eklenince harika bir paketleme oluyor.

Kaynak: Baking with Blondie


Gelelim romantik pikniklerin olmazsa olmazı şaraba: Bir kere cam bardak lazım. Onun için de sağlam ve düz bir zemin. benim tavsiyem şarküterileri dizmelik büyük bir tahta götürmek ve bardaklara yer kalacak şekilde dizmek. Dostlarım bilir, uzun bacaklı kadehleri oldum olası ne gözüm ne elim tutmaz. Fakat istisnam, romantik pikniklerdir. Düşme tehlikelerine rağmen bacaklı kadehler estetik olarak daha uygun.

Renklerden renk beğenelim; beyaz ve kırmızıdan birer örnek verelim. Beyazlardan Yedibilgeler Bornova Misketi diyorum. Bu şarapla parfüm koklar gibi şarabı koklayıp pek romantik dakikalara hızlıca geçiş yapılabilir. Zira kendileri yerel üzümlerimizin en aromatiklerinden bol bol çiçek kokuları, tatlı tatlı meyve notları var. Bu şarabı seçmek bir buket çiçek almak gibi olabilir. Kırmızılardan Vinolus Kalecik Karası diyorum. Açık yakut rengi pek romantik. Pamuklara sarıp sarmalayan yumuşak tanenleri de tam date’lik! Kolay içimli, yormayan bir şarap kendileri. Kalecik Karası’ndan çok zarif şaraplar çıkıyor, bu örnek de onlardan bir tanesi. Romantik piknikte de zarafet eksik olmasın diyerekten bu kırmızıyı öneriyorum.

— Selin Osmanoğlu

2. Arkadaşlarla piknik

Arkadaş piknikleri romantik pikniklerden epey ayrı bir konsept. Arkadaş pikniğinden kastımız, örtü yanına örtü serilen, tek daire değil, birbirine bakan sırt sırta bile verenin olduğu kalabalık dost meclisleri.

Kaynak: Belirsiz, 1928 Kağıthane'de sefa pikniği


Bu sosyal beceri ve dışa dönüklük sınayan ortamlar için en büyük önem teşkil eden konu, mesken seçimi. Büyük gruplar, hele ki piknikte olmanın coşkusu ses tellerine yansıyınca ses çıkarır. Piknik alanında geniş, engebesiz ve başkalarına pek rahatsızlık vermeyecek kadar etrafı sakin veya izole bir yer bulmak lazım. Bunun ideal senaryoda en yakın tekele de pek gayret gerektirmeyen bir mesafede olması gerek. Nitekim büyük grupların ihtiyaçları tükenmez, en sağlıklısı stratejik bir noktaya örtü kurmak.

Büyük grup deyince zaman da akar geçer; sırf goygoy safi gıybetle yetinmeye ne gerek var? Arkadaş grubu pikniklerine oyun kartları, kart oyunları, tavla, hatta küçük taş bulundurmayan herhangi bir masa oyunu dâhil edilebilir. Hoparlöre yedek illa gerekir. Fazladan birkaç çakmak getirmekte ve birkaç küllük niyetine kullanılan kutu biçimli nesne bulundurmakta fayda var. Çöpleri de özenle toplamak, senin benim ayrımı yapmaksızın ortalığı temizlemek en doğrusu.

Sepet: Gelelim menüye. Büyük gruplu pikniklere tüketimi kolay, ellerin kirlenmesinde destur olmayan kuru ev yemekleri rahatça getirilebilir. Benim favorim şaşmaz, hep elden ele dolaşan mercimek köftesi kutusu olur. Etsiz çiğ köfte bir alternatif olabilir. Tek kullanımlık geri dönüştürülebilir kağıt tabaklarla işin içine salatalar (özellikle sosunu tutabilen daha yaprağı kıt salatalar), kısırlar girebilir. Kekler ve börekler asla yadırganmaz. Biraz da sonrasında bira sefasına eşlik edecek çerezler gırlası olur.

“Biz arkadaşlarla ilginç atraksiyonlara girmeyi seviyoruz,” diyenlerdenseniz gazlı meyve yapmayı denemenizi öneririm. Gazlı meyveler, tam anlamıyla içine gaz aktarılmış meyveler; ısırınca içinde su değil soda varmışçasına his veriyorlar. Hem lezzetini ilginçleştiriyor hem de insanın kafası yanıyor, üzerine sohbet etmesi keyifli bir yiyecek. Yapması da aslında epey basit. Bir soğutucu kutuya meyveler dolduruluyor, yanlarına kuru buz ekleniyor (gıdada kullanıma uygun olmasına dikkat edin) ve kutu kapatılıp streç filmle sarılıyor. 14 saat sonra gazlı meyveniz hazır. ChefSteps'in tarifi burada.

Büyük grup pikniğinde ya tekelden bira alınır, bittikçe takviye yapılır ya da iyi organize olunur ve bir soğutucu çantayla (buz kutusu) gelinir. İçine biraz buz dökülür ve üstüne biralar veya şaraplar iliştirilir. Şarap olması takdirinde romantik pikniklerin aksine cam bardaktan kaçınmak daha mantıklı.  

Şarabı seçmek için:

Muhabbet bol, şarap da bol olmalı. Cep yakmayan bir şarap seçelim derim; fiyat-kalite performansı arayalım. Herkesin de sevebileceği, uçlarda yaşamayan, dengeli bir şarap önereceğim: Kuzeybağ Kösetevek. Yerel üzümlerimizden %100 Kösetevek'le yapılan bu şarap, hem yoğun meyve notları hem de dengesiyle çoğu kişinin beğeneceği bir şarap.

— Selin Osmanoğlu

3. Kahvaltı piknikleri

Piknik, eskiden öğlen öncesine ait bir etkinlik konseptiydi. Zamanla büyüdü, güçlendi ve gün batımlarına kadar uzandı. Fakat içindeki kahvaltı hevesini hep sakladı. Kahvaltı pikniği başlı başına bir keyif, belki de hafta sonu güne başlamanın en zevkli hâli.

Kahvaltı pikniği için temel kurallarımız geçerli. Belki öğle güneşini tepeye almadan bir gölge yakınında konuşlanmak akıllıca olur, fakat bunun dışında mantra'mız aynı. Burada aslında değişen başlıca unsur menümüz.

Sepet: Kahvaltı pikniklerinde kahvaltı ürünleri menünün baş tacı olma hakkı kazanıyor. Krakerlerin yerini dilimlenmiş simitler, kızarmış ekmekler alıyor. Şarküteri tahtasındaki peynirlerin yerin süzme beyazlar, küp kaşarlar alıyor. Cam kapta çeri veya ay dilim domatesler, salatalıklar ve zeytinler aramıza katılıyor. Reçel, peydah oluyor. Reçel konusunda tavsiyemiz bir tatlı kaşığını reçel kavanozunda sabit tutmak ve ortak kullanmak. 

Pişmiş yumurtaya yeltenmek, piknik için pek akıl kârı değil açıkçası ama insanların haşlanmış yumurtasına da karışmamak lazım. Belki kahvaltı pikniklerinde bir istisna sandviçler olabilir. Çay saati lokmalık sandviçler yerine okkalı bir ciabatta, baget veya somun ekmek içine dilim kuru etler, dilim yağlı peynirler, biraz yeşillik ve ekşili yağlı bir sos konularak elde yemelik bir lezzet eklenebilir. Benim ekstra bir önerim de Café Privato kahvaltısında karşılaştığım avokado ezmesini dâhil etmek. Simitle sıyırmalık bir ezme olarak avokado, yeşil soğan ve kişnişle yerli guacamole yapılabilir.

Tabii ki kahvaltı pikniğinin olmazsa olmazı çay veya kahve. Kahveyi evde yapın veya yakınlardaki bir kafeden alın lütfen, zahmetinize değen kahve en lezzetli kahvedir. 

Mesele çay olunca ben demini beklememiş sevenlerdenim. Önerim, iyi bir termosa sıcak suyu koyup sallama çayı piknik mahalinde termosun içine poşetleri atmak suretiyle pikniğinize dâhil etmek. Son olarak biraz daha güneşi kutlama peşinde olanlara soğuk bir Mimoza önerebilirim — yine termosta gitmelik veya mahalde karıştırmalık. Tabii seveni sek köpüklü şarap da içebilir.

Selin Osmanoğlu, bu konuda şöyle diyor: 

Kahvaltıda köpüklü pek keyifli olur diyorum ve Pamukkale Mulier’in köpüklüsünü öneriyorum. Hem de bu şarap 37,5cl — kahvaltıda koca bir şişe bitiremeyiz dersen aç bir şişe, yap keyfini. Misket üzümünden yapılıyor, pek rahat içimli. Bu yüzden de kahvaltı pikniğine güzel eşlik eder.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

🧺 Piknik rehberi

Romantik, dostlarla veya kahvaltı niyetine. Güneşin altına sığındığımız günler için piknik rehberi.

11 May 2022

İllüstrasyon: Midnight 6

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?