Uzmanlar anlatıyor: GYO değerlemesinde nelere dikkat etmeli?

GYO şirketlerinin nasıl değerlenmesi gerektiği son zamanlarda çeşitli mecralarda sıkça tartışılan bir konu. Peki GYO değerlemesi yapılırken yatırımcılar ve analistler nelere dikkat etmeli? Sinpaş GYO’dan Dr. Berrak Köten, konuyla ilgili Aposto’nun sorularını yanıtladı.
Uzmanlar anlatıyor: GYO değerlemesinde nelere dikkat etmeli?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının (GYO) nasıl değerlenmesi gerektiği son zamanlarda çeşitli mecralarda sıkça tartışılan bir konu. GYO değerlemeleri gerçekten de tek bir yöntemle açıklanamayacak kadar karmaşık ve özellikle net aktif değer hesaplamaları yapılırken birtakım hataların ortaya çıkabildiği bir süreç.

Peki GYO değerlemesi yapılırken yatırımcılar ve analistler nelere dikkat etmeli? Sinpaş GYO Yatırımcı İlişkileri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Dr. A. Berrak Köten, konuyla ilgili Aposto’nun sorularını yanıtladı.

Hangi yöntemler öne çıkıyor?

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Sinpaş GYO Yatırımcı İlişkileri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Dr. A. Berrak Köten, GYO değerlemelerinde üç yöntemin öne çıktığını belirterek bunları şöyle sıraladı:

“İlki, emsal karşılaştırma yöntemidir. Bu yaklaşım, benzer nitelikte ve lokasyondaki gayrimenkullerin piyasa satış verilerine dayanarak bir değer belirlenmesini sağlar ve özellikle arsa ve konut gibi varlıklarda yaygındır.

İkincisi, DCF gelir indirgeme yöntemi olup, ticari nitelikli gelir getiren taşınmazlar için kullanılır. Bu yöntemle gelecekte beklenen kira gelirleri bugünkü değere indirgenir.

Üçüncüsü, maliyet yaklaşımıdır. Yeni inşa edilmiş veya özel kullanım amaçlı yapılar için tercih edilir. Yapının inşa maliyeti ve arsa değeri toplanır, amortismanlar düşülür.”

GYO portföy kompozisyonlarının, varlık türleri bakımından yüksek derecede heterojenlik gösterdiğine dikkat çeken Köten, “Ticari nitelikli gayrimenkuller, turizm ve konaklama yatırımları, arsa geliştirme alanları ve konut projeleri farklı risk-getiri profillerine ve değerleme metodolojilerine sahiptir. Bu farklılıklar, özellikle GYO’lar arası Net Aktif Değer karşılaştırmalarında analitik isabetin korunabilmesi adına dikkate alınmalıdır” dedi.

  • Cep bilgisi: Net Aktif Değer, GYO’nun portföyündeki gayrimenkullerin rayiç değerlerinin toplamından yükümlülüklerin düşülmesiyle hesaplanır. GYO değerlemesinde NAD’ın merkezi bir rol oynamasının nedeni, şirketlerin ana varlık yapısının taşınmazlardan oluşmasıdır, şirketin öz varlıklarını temsil eden temel bir göstergedir. NAD GYO’ların gerçek ekonomik değerini yansıtmasında esas alınan bir hesaplamadır.

“Bu bağlamda, NAD iskontosu gibi piyasa çarpanlarının analizinde, portföy tipi ve gelir üretim modeli temel alınarak segmentasyon yapılması en sağlıklı yöntemdir. Örneğin, kira getirisi yüksek, stabilize ticari portföylere sahip GYO’lar ile proje geliştirme ve satışa dayalı nakit akışı döngüsüne sahip arsa/kentsel dönüşüm odaklı GYO’ların aynı düz bir bakışla tüm şirketleri tek seferde ele alarak yapılacak bir analiz/karşılaştırma, finansal analiz açısından yanıltıcı olacaktır. Dolayısıyla, benzer varlık yapısına sahip GYO’lar arasında benzer şirket grubu bazlı karşılaştırma yapılması aslında literatüre daha uygundur. Bu durum varlık bazlı değerleme farklılığı olarak tanımlanır. Dolayısıyla, GYO’lar arası sağlıklı karşılaştırma yapılabilmesi için, portföy kompozisyonuna göre segment bazlı ayrıştırma yapılması daha sağlıklı sonuçlar ortaya koyar.”

“GYO’ların piyasa değerlemeleri çok değişkenli analiz seti çerçevesinde oluşur”

 Türkiye’de GYO değerlemesi yaparken çok boyutlu bir analize başvurulması gerektiğini söyleyen Köten, “Yalnızca taşınmazın fiziksel özelliklerine değil, aynı zamanda makroekonomik koşullara, piyasa likiditesine, portföy kompozisyonuna ve yasal çerçeveye de bakmak gerekiyor” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Bir GYO’nun portföyünde AVM mi baskın, konut projeleri mi öne çıkıyor, yoksa arsa stoğu mu geniş? Bu çok kritik bir ayrım. Çünkü kullanılan değerleme yöntemi doğrudan bu yapıya bağlıdır. Kira getirisi sağlayan AVM veya ofis gibi taşınmazlarda genellikle gelir indirgeme yaklaşımı kullanılırken; konutlar, arsalar veya geliştirilmeyi bekleyen projelerde emsal karşılaştırma veya maliyet yaklaşımı tercih ediliyor. Değerleme, yapıldığı dönemin ekonomik koşullarından bağımsız düşünülemez. Talep daraldığında, alım gücü gerilediğinde ya da faizler yükseldiğinde, emlak piyasası yavaşlar ve bu durum da değerlemelere yansır.”

Taşınmazın yasal statüsü ve kira getirisinin de en önemli bileşenlerden olduğunu ifade eden Köten, “Özellikle imar planlarında yapılacak bir değişiklik, taşınmazın kullanım potansiyelini kökten etkileyebilir. Bu tür bir revizyon söz konusu olduğunda, yasal mevzuat gereği ilgili taşınmazın değerlemesinin güncellenmesi zorunlu hale gelir” dedi.

“SPK düzenlemeleri gereği GYO’lar yılda en az bir kez SPK lisanslı bir değerleme şirketine değerleme yaptırmakla yükümlü. Ancak yıl içinde yeni bir proje başlaması, imar izni alınması, taşınmazın niteliğinin değişmesi veya yatırımcılara bilgi verilmesi gereken durumlarda ek değerlemeler de talep edilebiliyor. Bu nedenle, enflasyonun yüksek seyrettiği bizim gibi ülkelerde, özellikle böyle bir dönemde taşınmazların değerleme tarihinin güncelliği yatırımcılar açısından göz ardı edilemeyecek kadar kritik bir parametredir.”

“Portföy yapılarının göz ardı edilmesi analitik hata riskini artırır”

GYO değerlemesi sırasında en sık rastlanan hatalardan birinin GYO’ların portföy yapılarının göz ardı edilerek karşılaştırılması olduğunu söyleyen Köten, “Örneğin, arsa veya konut geliştirme odaklı bir GYO ile kira geliri ağırlıklı bir GYO’nun NAD iskontolarının aynı düzlemde analiz edilmesi aslında tam olarak doğru bir karşılaştırma imkanı sunmaz. Bu tür karşılaştırmalar, analitik hatalara yol açabilir. Çünkü AVM, ofis, konut, lojistik/depo, arsa veya otel gibi varlık türleri farklı risk-getiri profilleri sunar” dedi.

“Kira bazlı stabilize bir portföy ile proje geliştirme ve satışa dayalı bir GYO’nun değerleme dinamikleri farklıdır. Doğru olan, benzer portföy tipine sahip GYO’ların ‘peer group’ yöntemiyle karşılaştırılmasıdır.”

GYO’ların NAD hesaplamalarının tabloda sunulduğu çalışmalarda yapılan bir diğer kritik hatanın, ekspertiz raporlarının güncelliğine dikkat edilmemesi ve taşınmazların değerleme tarihlerinin yılın farklı zaman dilimlerinde yapılmış olması olduğunu söyleyen Köten, şöyle devam etti:

“GYO’ların portföylerindeki taşınmazlar yılın farklı dönemlerinde değerlemeye tabi tutulabilir; bazı GYO’lar yasal zorunluluklar, stratejik ihtiyaçlar veya operasyonel gereklilikler doğrultusunda yıl içinde birden fazla kez değerleme yaptırabilmektedir. Bu nedenle, taşınmazların değerleme tarihlerinde oluşan zaman farklılıkları, NAD hesaplamalarında ciddi sapmalara ve analitik tutarsızlıklara yol açabilir.

Özellikle yüksek enflasyonun etkili olduğu dönemlerde, Aralık ayında değerleme yaptırmış bir GYO’nun NAD’i ile Haziran ayında değerleme raporunu güncelleyen bir başka GYO’nun NAD’ini doğrudan karşılaştırmak teknik açıdan hatalıdır. Bu nedenle, GYO’lar arasında yapılan karşılaştırmalarda, taşınmazların değerleme tarihleri mutlaka dikkate alınmalı; gerektiğinde bir deflatör kullanılarak düzeltme yapılmalı veya gerçeğe uygun değer düzeltmeleri aracılığıyla veriler normalize edilmelidir.”

Temettü veriminin tekil bir metrik olarak aşırı yorumlanmasının da yaygın bir sorun olduğuna dikkat çeken Köten, “Bu metriğin tek başına yorumlanması çoğu zaman yanıltıcı sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü yüksek temettü verimi her zaman bir ‘değer’ işareti değildir; bazen hisse fiyatındaki düşüklükten ya da tek seferlik gelirlerden kaynaklanan geçici bir ‘risk primi’ yansıması olabilir” açıklamasında bulundu.

“Örneğin, bir GYO geçmiş yıl kârını ya da taşınmaz satışından elde ettiği tek seferlik bir kazancı temettü olarak dağıttığında, yüksek bir temettü verimi gösterebilir. Ancak bu durum sürdürülebilir değildir. 2025’te büyük bir arsa satışından yüksek temettü dağıtan bir GYO, 2026’da benzer bir satış gerçekleştirmezse verim düşer ve yatırımcının elde ettiği nakit akışı da azalır. Ayrıca, hisse fiyatının düşüşte olduğu dönemlerde temettü verimi teknik olarak yüksek çıkabilir; fakat bu tek başına, şirketin değer yarattığı anlamına gelmez.

Öte yandan, 2024 yılının karından temettü dağıtmayan veya temkinli dağıtım yapan bazı GYO’lar, özkaynaklarını güçlendirmek amacıyla arsa yatırımı yapabilir, proje geliştirebilir veya yüksek kira getirili portföyler oluşturabilir. Ayrıca 2025 sonrası düzenli ve sürdürülebilir bir temettü politikası benimseyen GYO’lar, yatırımcı güvenini artırarak NAD iskontosunun daralmasına ve piyasa değerinin yukarı yönlü revize edilmesine katkı sağlayabilir.”

“Farklı portföy yapıları tek ölçüt üzerinden karşılaştırılmamalı”

GYO seçimi yaparken payların Net Aktif Değeri’ne göre iskontolu mu yoksa primli mi işlem gördüğüne dikkat edilmesinin önemli olduğunu söyleyen Köten, “Ardından bu farkın arkasındaki nedenler detaylı şekilde analiz edilmelidir. Zira NAD iskontosu, yalnızca fiyat avantajını değil, aynı zamanda yatırımın risk primini ve potansiyel fırsat alanlarını da yansıtan temel bir göstergedir” dedi.

“GYO’larda, piyasa değeri ile Net Aktif Değer arasındaki fark değerlendirilirken yalnızca portföydeki varlıkların defter veya ekspertiz değerleri dikkate alınmaz. Değerleme sürecinde; portföydeki gayrimenkullerin çeşitliliği, likidite durumu, satış sürecinin zaman alıcılığı ve yatırımcıların bu varlıklar üzerindeki kontrol yetkisinin sınırlı olması gibi faktörler de göz önünde bulundurulmaktadır. Bu nedenle, NAD üzerinden genellikle makul bir iskonto uygulanarak, portföyün reel piyasa koşullarında yaratabileceği nakit akımlarına ve değerlenme potansiyeline göre düzeltilmiş bir değerleme yapılır. 

Bu yöntem, özellikle GYO’ların tüm varlıklarını eşzamanlı olarak ve tam değerleriyle nakde çevirmelerinin pratikte mümkün olmaması gerçeğini yansıtır. İskonto uygulanmış bu değere kıyasla, şirketin piyasa değeri anlamlı şekilde düşük kalıyorsa, bu durum yatırımcı açısından potansiyel bir alım fırsatına işaret eder. Bu nedenle NAD iskontosu, GYO hisselerinin değerlemesinde temel izleme kriterlerinden biri olarak kabul edilmektedir. 

Piyasa fiyatı NAD’ın anlamlı düzeyde altında işlem gören GYO’lar, uygun koşullar oluştuğunda yatırımcıya değerleme anlamında yukarı yönlü bir düzeltme fırsatı sunabilir. Özellikle güçlü varlık yapısına sahip, şeffaf yönetim anlayışı benimsemiş, düzenli nakit akışı sağlayan ve sürdürülebilir büyüme stratejileri uygulayan GYO’larda bu iskontonun zamanla daralma ihtimali yatırımcı lehine güçlü bir değer artışı potansiyelini gösterir.

Ayrıca, bir şirketin geçmiş dönemlerde belirli bir iskonto oranıyla işlem görmüş olmasının bu oranın gelecekte de aynı düzeyde kalacağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Köten, "Borçluluk seviyesi, kaldıraç oranı, kurumsal yönetim yapısı, likidite durumu, yatırımcı algısı, piyasa duyarlılığı ve risk primi gibi temel parametreler zaman içinde değişebilir. Bu dinamiklerin yeniden şekillenmesi, şirketin değerlemesini ve piyasa tarafından atfedilen iskonto oranını doğrudan etkileyebilir" dedi. 

"Yatırımcı perspektifinden bakıldığında, risk primleri, sektör döngüselliği, faiz oranları ve borçlanma yapısı gibi makro ve mikro etkenler de NAD iskontosuna yansımaktadır. Bu nedenle, NAD iskontosu GYO yatırımında yakından izlenmesi gereken temel göstergelerden biridir."

Portföyün varlık kompozisyonunun, yatırım kararını doğrudan etkileyen bir diğer önemli unsur olduğunu söyleyen Köten, Konut, AVM, ofis, arsa, otel gibi farklı varlık türlerinin portföydeki ağırlığının ve bu varlıkların coğrafi dağılımının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Örneğin, konut geliştirici kimliğine sahip GYO’lar için satış performansı, satış hızı, brüt/net marj yapısı, proje takvimi ve özkaynak kârlılığı gibi dinamikler öne çıkarken; arsa stoku yüksek GYO’larda ise NAD iskontosunun arsa portföyünün imar potansiyeli, geliştirme kabiliyeti ve sermaye geri dönüş süresiyle birlikte ele alınması gerekir. Buna karşılık, kira bazlı stabil nakit akışı üreten AVM ve ofis ağırlıklı GYO’larda net kira çarpanı, doluluk oranı ve kira kontrat süreleri temel belirleyiciler haline gelir. Bu nedenle, farklı portföy yapısına sahip GYO’ları tek bir ölçüt üzerinden karşılaştırmak yerine, aynı portföy karakterine sahip GYO’lar arasında karşılaştırma yapmak, yani peer comparison metodunu uygulamak daha analitik ve tutarlı sonuçlar verir.”

Güçlü kurumsal yönetişim yapısı, şeffaflık ilkelerine bağlılık ve yatırımcıya açık iletişim stratejisi geliştirmiş GYO’ların güvenilirlik açısından ön plana çıkabileceğini de söyleyen Köten, “Payın işlem hacmi ve likiditesi de yatırımcı açısından kritik önemdedir; çünkü düşük likidite, özellikle çıkış stratejileri açısından risk oluşturabilir” dedi.

“Son olarak, GYO’ların sürdürülebilirlik stratejileri ve ESG politikaları, artık yalnızca sosyal sorumluluk göstergesi değil, aynı zamanda uzun vadeli risk yönetimi ve değer yaratma kapasitesi açısından da belirleyici unsurlar haline gelmiştir. Çevresel etki yönetimi ve iklim risklerine uyum stratejileri, kurumsal performansın önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Kısacası, GYO yatırımı düşünen yatırımcılar yalnızca tekil çarpanlara örneğin sadece NAD iskontosu ya da temettü verimi gibi metriklere odaklanmakla yetinmemelidir. Doğru bir değerlendirme için portföy yapısı, finansal göstergeler, yönetim kalitesi, likidite profili, temettü politikası ve sürdürülebilirlik stratejileri gibi birçok faktörün birlikte ele alındığı çok boyutlu bir analiz yaklaşımı şarttır.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR