Yalnızlaşan bir mekân: Narmanlı Han

19. yüzyıldan itibaren şehrin değişimine uyum sağlamış olan Narmanlı Han, tarihinden uzak ve yalnız hissettiren bir yapı. Gelecekte belleğiizde nasıl kalacağına emin olamasak da bugün kendisini selamlayalım.
Yalnızlaşan bir mekân: Narmanlı Han

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İlber Ortaylı, Beyoğlu’nun Tünel tarafı için “Elçilik binaları yüzünden oldukça hareketsiz ve resmî bir hüviyettedir. Fakat eski sefaret saraylarının bahçeleri sayesinde de şehrin içinde yeşil ve pitoresk bir bölge olarak kalabilmiştir.” der.* Bu söz, aklıma hep Narmanlı Han’ı getiriyor. 19. yüzyılda inşa edilen bina gerek hapishane olarak kullanıldı gerekse Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi sanatçılara atölye ve ev oldu. Sonrasında otel veya AVM olacağı söylentileriyle başlayan protesto ve tartışmalar ardında sonuçsuz ve yalnız bir bina bıraktı. Şu anki renkli cephesinin eskiye uyum sağlayamadığı -ve belki de böyle bir amacının olmamasının da üzücü olduğu- hâlâ tartışılıyor. Şehir değişirken ona uyum sağlamış olan hanın, gelecekte belleğimizde nasıl kalacağına emin olamasak da bugün kendisini selamlayalım. 

• Narmanlı Han: İnşasından sonra 1880’e kadar Rusya’nın İstanbul’daki çalışma alanı olarak kullanılan hanın 1912’de tramvay hattının geçmesi sebebiyle cephesinin yıkılarak bizim hatırladığımız hâline getirildiği ve 1914 yılına dek hapishane olarak değerlendirildiği söyleniyor. 1933'te iki tüccarın, Avni ve Sıtkı Narmanlı’nın, büyükelçilikten hanı satın almasıyla han ismini kardeşlerin soyadından alıyor. Narmanlı ailesinin amacı Eminönü’ndeki iş yerini buraya taşımak. Bu sebeple giriş katı onların ofisi olurken geri kalan dükkânlar konaklamak ve işletilmek üzere kiralanıyor. İşte tam da bu dönemden itibaren Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüpoğlu ve gibi isimlerin kalmasıyla hanın namı kültürel hayata yaptığı katkıyla anılıyor. Tanpınar’ın öğrencisi Tatyana Moran o günleri “Bu daire her akşam dolup taşıyordu; Bedri Rahmi, karısı, kız kardeşi Mualla (şimdi Anhegger’in karısı) Sabahattin Eyüboğlu, ressam Zeki Faik İzer, Mehmet Ali Cimcoz ve karısı Adalet… Türküler söylenir, yenilip içilirdi,” diye anımsıyor. (Moran, T., Dün, Bugün, İletişim Yayınları, 2000, s.111).

narmanlı
Kaynak: bianet.org

• Mimari açıdan: Rusya Elçiliği’nin ofis binası olarak kullanılan Narmanlı Han, ön cephedeki yarım sütunlarıyla Neo-Rönesans yapılarından biri. Binanın 1831’de inşa edildiği tahmin ediliyor, hatta İsviçre’nin İtalya kantonunda doğan Fossatti kardeşlerin mimarı olduğu söyleniyor. Fakat 1831’deki Büyük Beyoğlu Yangını'nda zarar gören ve İstiklal Caddesi üzerinde hâlâ duran Elçilik Sarayı’nın yapılması için Rusya’dan çarın görevlendirdiği mimar kardeşler, 1837’de şehre ayak basıyor. Fossatti kardeşlerin Rusya’daki Neo-Rönesans akımından etkilendiği ve bunu uyguladıkları yapılarıyla 1836’da saray mimarı unvanı aldığı göz önünde bulundurulursa o dönem, ülkeye ait topraklardaki yapılacak herhangi bir yapının kendileri dışındaki biri tarafından yapılması pek de mümkün değil. Nitekim o dönemki elçilik binası için “Çar, İstanbul’da saray yaptırıyor,” söylentileri dolanıyor. Yani bu şatafatın devamı için Narmanlı Han’ın yapımı için de aynı kişilerin elinden çıktığı düşünülüyor. 

rus sarayı
Kaynak: Skylife 

• Yalnızlaşan mekân: Kamusal alan olması istenen mekânın atıl duruma gelmesi ise 2010’ların tartışma konularından biri oldu. Bir yapının bu hâle gelmesi için zamanla bireylerle olan bağın kopartılmasıyla gerçekleşiyor. Aslında bunun bir örneği Narmanlı Han. 1908 yılında yayın hayatına başlayan ve Ermenice yayımlanan Jamanak gazetesinin ofisi uzun süre handaydı ve gazete de hanla anılan bir yayındı. Gazetenin genel yayın yönetmeni Ara Koçunyan o zamanları “Kimseye çık denmiyordu ama yeni kiracı da alınmıyordu.” şeklinde anlatıyor.

* Ortaylı, İ. İstanbul'dan Sayfalar, Turkuvaz Yayınları, 2009, s. 106

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

💭 İstanbul nasıl kokar?

Şehrin kokuları, bozanın faydaları, İlber Ortaylı ile İstanbul dersleri

27 Eyl 2020

💭 İstanbul nasıl kokar?

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?