Yanlış zamanda yanlış yerde: Warsh

Fed’de koltuk değişimi büyük bir aksilik yaşanmazsa sorunsuz tamamlanacak. Jerome Powell’ın yeni ayın ortalarında koltuğunu devredeceği Kevin Warsh’u ise tahmin edilenden daha sert bir açmaz bekliyor. Trump tarafından faizler genel seviyesini hızlı bir şekilde aşağı çekmekle görevlendirilen Warsh’un kendisine tevdi edilen görevi “layıkıyla” yerine getirebilmesinin önünde kocaman bir enerji arzı krizi engeli bulunuyor. Bu sebeple, ilerleyen günlerde ABD cephesinde daha önce hiç görmediğimiz bir mesajlaşma / uygulama trafiğine şahit olabiliriz.
Warsh’un Powell’dan devralacağı manzara, genel olarak iki büyük baskı unsurunun kesişim noktasından müteşekkil diyebiliriz. Trump tarafından tetiklenen İran krizinin yarattığı enerji arzı şoku ile Trump’ın kamuoyu önünde beslediği ve politika çerçevesinin merkezine oturttuğu faiz indirimi söylemi, en uç senaryolarda para politikasında aralarında 180 derece fark bulunan iki uygulama setine işaret ediyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.

TCMB ile piyasa, enflasyonun düşmeye devam edeceği konusunda aynı yönde düşünürken, bu düşüşün hızında ayrışıyor. Merkez Bankası 2027 için daha hızlı bir dezenflasyon patikası öngörürken, piyasa enerji, gıda, kamu fiyatlamaları ve maliye politikası gibi belirsizlikler nedeniyle hedefe ulaşmanın daha uzun süreceğini fiyatlıyor.

Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızla arttı. Temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nde üye ülkeler farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programı açıkladı. Ankara Sanayi Odası (ASO), “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporunda Ankara’daki şirketlerin bu alımlara hazırlanabilmesi için hangi şartların ölçüleceğini ve önümüzdeki bir yılda hangi çalışmaların yapılması gerektiğini inceliyor.




