Yatırımın endokrinolojisi: Hormonlarımız yatırım kararlarını nasıl etkiliyor?

Hormon bilimine endokrinoloji adı verilir. Endokrinoloji, hormonları, bu hormonları üreten bezleri, hormonların insanlar üzerindeki etkilerini ve bu sisteme ilişkin hastalıkları inceleyen bilim dalıdır. Bu alan hem tıp hem de biyoloji ile yakından ilişkilidir ve insan vücudundaki karmaşık hormonal dengeyi anlamak için disiplinler arası bir yaklaşıma ihtiyaç duyar. Evet, tıpkı yatırım hadisesi gibi.
Yatırımın endokrinolojisi: Hormonlarımız yatırım kararlarını nasıl etkiliyor?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

“Hormonlar, doğanın bize kaos ile düzenin dansını göstermesinin bir yoludur.”

Vücudumuz kimyasal fabrikalar gibidir; bizi dengede ve canlı tutmak için sürekli hormon üretir. Hormonlar, davranışlar ile kişiliğin gizli yöneticileridir ve etkileri vücuttaki neredeyse her hücreye, her organa uzanır.

Hâlet-i ruhiye salt kafamızın içinde değil, hormonlarımız tarafından tüm vücut sathında yönetilen bir senfonidir.

Hormonların gücünü hafife alamazsınız. Onlar hayatın her aşamasının hem isimsiz kahramanları hem de kötü adamlarıdır. Bu sebeple hormon bilimi bize en küçük şeylerin bile en büyük farkları yaratabileceğini hatırlatır.

Hormon bilimine endokrinoloji adı verilir. Endokrinoloji, hormonları, bu hormonları üreten bezleri, hormonların insanlar üzerindeki etkilerini ve bu sisteme ilişkin hastalıkları inceleyen bilim dalıdır. Bu alan hem tıp hem de biyoloji ile yakından ilişkilidir ve insan vücudundaki karmaşık hormonal dengeyi anlamak için disiplinler arası bir yaklaşıma ihtiyaç duyar.

Evet, tıpkı yatırım hadisesi gibi.

Gelin bu yazıda yatırım kararlarımızı etkileyen hatta zaman zaman yönlendiren hormonları, bunların kişilere yahut cinsiyete göre farklılık gösteren yönlerini inceleyelim ve yazıyı bitirdiğimizde bazı şeylerin aslında elimizde olmadığını, dolayısıyla kimi durumlar karşısında etkilenimsiz kalmayı öğrenmenin yatırımlarımızın salahiyeti açısından ne kadar önemli olduğunu idrak etmeye çalışalım.

İşe, vücudumuzun salgıladığı temel hormonları ve bunların davranışlarımız üzerindeki olası etkilerini inceleyerek başlayalım.

Kortizol (Stres Hormonu)

Kortizol, stres durumunda artar ve bireyin risk algısını doğrudan etkiler. Araştırmalar, kortizol seviyelerinin yükseldiği durumlarda bireylerin daha temkinli kararlar alma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bu, özellikle piyasa volatilitesinin yüksek olduğu dönemlerde belirgin hâle gelir. Yükselen kortizol seviyeleri genellikle riskten kaçınma davranışını artırır ve kişinin daha güvenli yatırımlara yönelmesine neden olabilir.

Dopamin

Dopamin, bireyin ödül beklentisiyle ilişkili bir hormondur ve yatırım kararlarını etkileyebilir. Kazanç beklentisi dopamin seviyesini artırarak kişinin daha cesur kararlar almasına neden olabilir. Dopamin artışı, bilhassa kaldıraçlı işlemlerde, aşırı risk alınmasına ve irrasyonel kararlar verilmesine yol açabilir.

Adrenalin (Epinefrin)

Adrenalin, stresli veya heyecan verici durumlarda artar ve bireyin hızlı tepki verme yetisini artırır. Ancak bu durum, bazen aceleci veya hesaplanmamış yatırım kararlarına yol açabilir.  Yüksek adrenalin seviyeleri, bireyin risk algısını değiştirebilir ve daha yüksek risk alımına neden olabilir.

Serotonin

Serotonin, bireyin genel ruh hâliyle ilişkilidir ve düşük seviyeleri, duygusal kararlar alınmasına yol açabilir. Piyasa kayıplarının ardından serotonin seviyeleri düşebilir ve bu, yatırımcının moral bozukluğu nedeniyle daha az risk almasına neden olabilir.

Oksitosin

Oksitosin, sosyal bağların ve güvenin hormonudur. Yatırımcılar arasındaki güveni artırarak ortak karar alma süreçlerini olumlu etkileyebilir. Ancak aşırı oksitosin seviyesi, aşırı iyimserlik ve grup kararlarına fazla güvenme (sürü psikolojisi) gibi olumsuz etkilere yol açabilir.

Testosteron

Testosteron seviyesinin yüksek olduğu erkek yatırımcıların riskli yatırımlara daha fazla yöneldiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar, testosteronun güveni artırarak ve risk iştahını yükselterek yatırımcının daha cesur kararlar almasına neden olabileceğini ortaya koymuştur.

Hormonlar genellikle birbirleriyle etkileşim içindedir. Misal, kortizol yüksekken testosteronun risk artırıcı etkisi azalabilir, ancak dopaminin ödül beklentisiyle birleştiğinde risk alma davranışını tetikleyebilir. Hormonal denge, bireyin piyasadaki dalgalanmalara nasıl tepki vereceği konusunda kritik bir rol oynar. Kişinin deneyimi, eğitim seviyesi ve piyasaya yönelik genel yaklaşımı (yatırım perspektifi) gibi diğer faktörlerle birleşerek yatırım kararlarını şekillendirir.

Dolayısıyla hormonal etkileri anlamak, yatırımcıların daha bilinçli ve dengeli kararlar almasına yardımcı olabilir.

Kadınlar genellikle daha dikkatli, uzun vadeli ve dengeli stratejilere yönelirken, erkekler daha agresif ve risk odaklı yatırım yaklaşımları sergilerler. Bu farklar, yatırımcının hedefleri ve piyasa koşullarıyla birleştiğinde farklı sonuçlar doğurabilir.

Görünen o ki, sermaye piyasalarının gerek yöneticileri gerekse katılımcıları bakımından “erkek yoğun” olması hasebiyle testosteron hormonunu anlamak, piyasaların hâl-i pür melâlini anlamak için oldukça elzem. Zira yapılan araştırmalar, testosteron seviyesinin yüksek olduğu durumlarda bireylerin daha agresif, rekabetçi ve risk odaklı kararlar alma eğiliminde olduklarını gösteriyor.

Testosteron hormonunun yatırım kararlarına etkisiyle ilgili kritik sonuçları şöyle sıralamak mümkün.

Aşırı Özgüven

Testosteron, özgüveni artırabilir. Ancak bu durum aşırı özgüvene dönüşebilir ki, bu durum yatırımcıların piyasayı yanlış değerlendirmelerine veya potansiyel zararları hafife almalarına yol açabilir.

Kısa Vadeli Karar Verme

Yüksek testosteron seviyeleri, bireylerin daha kısa vadeli kazançlara odaklanmasına neden olabilir. Bu durum, uzun vadeli stratejik düşünmeyi ve sabrı azaltabilir.

Rekabet ve Sürü Psikolojisi

Testosteron seviyeleri yükseldiğinde bireylerin rekabetçi davranışları artar. Bu, diğer yatırımcıları geçme veya daha yüksek kazanç sağlama çabasıyla aşırı alım-satım yapmaya yol açabilir. Özellikle yükseliş trendindeki piyasalarda, "kaçırma korkusu" (FOMO) nedeniyle daha duygusal kararlar alınabilir.

Piyasa Duyarlılığı

Testosteronun etkisi, genellikle piyasa dalgalanmaları sırasında daha belirgin hale gelir. Örneğin, büyük kazançlar testosteron seviyelerini artırabilir, bu da yatırımcıların daha fazla risk almasına yol açabilir. Tersi durumlarda, yani kayıplar sırasında, testosteron seviyesinin düşmesi riskten kaçınma eğilimini artırabilir.

Hormonları yalnızca bireysel sonuçları bakımından irdelemenin, kişinin kendisi açısından önemli ve yeterliyse de, toplumsal açıdan yetersiz kalacağı aşikâr. Zira sermaye piyasaları, yapısı gereği, her koyunun kendi bacağından asıldığı bir mezbaha değil. Birilerinin şahsiyet yetersizlikleri ve hormonal dengesizlikleri, hele de ellerinin altında büyük meblağlı hesaplar varsa, başka koyunları da kesim tahtasına yatırabiliyor.

İşte zurnanın zırt dediği bu yerde, hormonların etik değerler üzerindeki etkilerine de değinmek gerekiyor.

Hormonlarla etik değerler arasında bir ilişki olduğu, özellikle biyolojik faktörlerin karar alma süreçlerini ve ahlaki değerlendirmeleri etkileyebileceği yönünde araştırmalar bulunmakta. Hormonların bireyin davranışlarını ve etik değerlerle ilişkili kararlarını nasıl şekillendirdiği birkaç başlık altında açıklamak mümkün.

Testosteron ve Ahlaki Risk

Testosteron, bireyde özgüveni artırıp daha rekabetçi davranışlara neden olabilir. Bu durum, bazen etik sınırları zorlayabilecek kararların alınmasına yol açabilir. Örneğin, iş dünyasında veya finans sektöründe, yüksek testosteron seviyesine sahip bireyler, daha fazla kazanç veya üstünlük sağlamak için etik olmayan riskleri göze alabilir.

Testosteronun yüksek olduğu durumlarda, bireylerde empati seviyelerinin düşmesi ve diğer kişilerin duygusal durumlarına daha az duyarlılık gösterilmesi olasıdır. Bu da etik kararları olumsuz etkileyebilir.

Kortizol ve Stres Altında Etik Karar Verme

Kortizol seviyelerinin yüksek olduğu stresli durumlarda, bireylerin daha kısa vadeli ve hayatta kalma odaklı kararlar alma eğilimi gösterdiği bilinmektedir. Bu durum, etik değerlere öncelik verilmesi gereken durumlarda etik olmayan davranışlara yol açabilir.

Yüksek kortizol, bireyin riskten kaçınma eğilimini artırabilir ve etik olmayan davranışlardan uzak durmasına da yardımcı olabilir. Ancak, bu etki genellikle duruma bağlıdır ve farklı kişilerde değişkenlik gösterebilir.

Oksitosin ve İşbirliği

Oksitosin, sosyal bağları güçlendiren bir hormondur ve bireylerin işbirliği yapma ve etik değerlere bağlı kalma eğilimlerini artırabilir. Örneğin, bu hormon seviyelerinin yükseldiği durumlarda bireylerin diğer insanlara karşı daha dürüst ve yardımsever olduğu görülmüştür.

Ancak oksitosin, grup içi dayanışmayı artırırken, grup dışındakilere karşı daha önyargılı veya dışlayıcı bir tutum sergilenmesine de neden olabilir. Bu durum etik dışı davranışlara yol açabilir çünkü "biz" ve "onlar" ayrımı daha keskin hale gelebilir.

Dopamin ve Ahlaki Haz Kararları

Dopamin, bireylerin ödül beklentisiyle hareket etmesine neden olabilir. Bu durum, bazen etik olmayan yollardan kazanç sağlamaya yönelik davranışları teşvik edebilir.

Serotonin ve Duygusal Denge

Yüksek serotonin seviyeleri, bireyin duygusal dengesini artırır ve daha adil, empatik kararlar alma olasılığını yükseltir. Bu, bireyin etik değerlere daha bağlı kalmasına yardımcı olabilir.

Düşük serotonin seviyeleri, bireyin moral bozukluğu yaşamasına ve bu durumun etik kararları olumsuz etkilemesine neden olabilir.

Son kertede, hormonların kişinin etik karar alma süreçleri üzerinde önemli etkileri vardır, ancak bu etkiler bağlama ve bireysel farklılıklara göre değişir. Bu nedenle, hormonal etkilerin farkında olmak, daha bilinçli ve etik odaklı kararlar almayı destekleyebilir.

Öte yandan, etik dışı davranışların sorumluluğunun hormonlara yahut “fıtrata” yüklenmesi kolaycılığı da pek şaşırtıcı olmaz ki, bu bahiste aklımıza yönetmenliğini Tunç Başaran’ın yaptığı 1989 yapımı sinema filmi Uçurtmayı Vurmasınlar’daki Barış’ın meşhur repliği gelebilir.

Ah Miki ah!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

👀 Gözler manşet enflasyonda

Gözler TÜİK tarafından saat 10.00'da açıklanacak TÜFE verilerine çevrildi. Piyasa beklentisi manşet enflasyonun aylık bazda %1,9; yıllık bazda %46,6 düzeyinde gelmesi yönünde. Ancak bir sürpriz yaşanması ihtimali de gayet tabii mevcut.

03 Ara 2024

AA

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker

Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR