Yatırımın psikolojisi: Şans ile risk arasında


Millî sporcuların Paris 2024’te yol arkadaşı: Türkiye İş Bankası Spor mücadeleleriyle nefesleri heyecanla tuttuğumuz bir yaz oluyor. Paris 2024 Olimpiyat Oyunları ’na yalnızca 30 gün kalmışken; Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi’nin (TMOK) resmî destekçisi olan Türkiye İş Bankası , olimpiyatlar sürecinde sporculara yol arkadaşlığı yaparak heyecanlarını paylaşmaya devam ediyor. İş Bankası’nın kurulduğu 1924’te Türkiye, ilk kez Paris’teki olimpiyat oyunlarına katıldı. İş Bankası 100. yılını kutlarken ; millî sporcular Türkiye’yi temsil etmek üzere bir kez daha Paris yolculuğuna çıkıyor. Paris 2024 için kota müsabakaları sürerken bugüne kadar 85 sporcu olimpiyat kotası almayı başardı. Millî sporcular artistik cimnastik, atıcılık, atletizm, badminton, bisiklet, boks, eskrim, güreş, halter, judo, kürek, masa tenisi, modern pentatlon, okçuluk, taekwondo, voleybol, yüzme ve yelken olmak üzere 18 branşta Türkiye'yi temsil edecek. 100 yıl aradan sonra Paris’te gerçekleşecek Olimpiyat Oyunları’nda öne çıkan bazı detaylar şu şekilde: Buluşmanın odağında çevre, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık başlıkları var. Paris 2024, olimpiyat tarihinin en ‘yeşil’ oyunları olarak adlandırılıyor. Düşük karbonlu yapılar, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir yemek hizmetleri kullanılacak. Olimpiyat Köyü, organizasyonun ardından 12 bin kişilik sürdürülebilir bir şehre dönüştürülecek. Madalyaların bir bölümünde Eyfel Kulesi’nin 20. yüzyılda yapılan yenileme çalışmaları sırasında çıkarılan ve yıllardır saklanan demirler kullanıldı. İlk kez sporcu sayılarında cinsiyet eşitliği olacak. 5 bin 250 erkek ve 5 bin 250 kadın sporcu madalya için ter dökecek. Dikkat: Açılış seremonisi ilk kez stadyum dışında yapılacak. Paris 2024’ün açılışı, Seine Nehri boyunca 300 bin seyirci tarafından izlenecek. 10 bin 500 sporcu teknelerden seyircileri selamlayacak. Yaz Olimpiyatları’nın açılış seremonisi 26 Temmuz’da Türkiye saatiyle 22.00’de gerçekleşecek.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Yatırım işi, üzerine çokça konuşulan, özlü sözler söylenen ve karmaşıklaştırıldıkça cazibesi artan bir hadise olsa da günün sonunda para kazanmak gâilesinden başka bir şey değil. Yani özünde, tam kalbinde para var.
Dolayısıyla yatırımın psikolojisine dair bir şeyler söylemek esasında paranın psikolojisini konuşmak demek. Ve bir konuda konuşmak istediğinizde yapmanız gereken ilk şey, bu konuda sizden önce ve sizden daha iyi konuşmuş birileri olup olmadığını kontrol etmek. Bu hem tekrara düşmemek hem de haddinizi bilmek için önemli.
Bu yazıyı yazmaya karar vermeden çok önce, bu konuda benden daha yetkin ve kendini kanıtlamış bir kişi olan Morgan Housel’ın Paranın Psikolojisi adlı kitabını okumuş, çokça faydalanmıştım.
Öyle ki, okuduğum günden bu yana yatırımcılık serüveninin başında olan kişilere tavsiye ettiğim “okunması gerekenler” listesinin başında gelir. Zira yatırımcılığa başlangıç noktasında sayısal veri analizleri, şirket finansalları yahut teknik indikatörlerden önce, çok daha girift bir yapının, insan zihninin çalışılması ve çözmek mümkün olmasa da bir nebze olsun anlaşılmaya gayret edilmesi gerektiğine inanırım.
Bu uzun girizgahtan anlaşılacağı üzere, “Yatırımın Hâlleri” serisinin bu ayki yazısında “Yatırımın Psikolojisi”ne, Housel’ın adı geçen eserine atıflarda bulunarak değinmeye çalışacağım. Bu hâliyle yazım bir kitap tanıtımı gibi görünecekse de maksadım kitabı okumuş olanlara bir daha hatırlatmak, henüz okumayanlar içinse damakta hoş bir merak bırakıp daha fazlasını istemelerini sağlamak olacak.
“Güçlü ve zayıf yönlerimizi, algılarımızı ve eğilimlerimizi doğru tanımlamadıkça, kendimizi geliştirmekte ve amaçlarımıza ulaşmakta zorlanacağımızı yadsıyamayız.”
Para genellikle somut, ölçülebilir bir varlık olarak algılanır ancak kişisel finansın özü gelir-gider ve tasarruf hesaplamalarının çok ötesine uzanır. Morgan Housel'ın Paranın Psikolojisi adlı çalışması parayla olan ilişkimizin davranışlarımız, deneyimlerimiz ve duygularımızla nasıl şekillendiğini ortaya koyan bu karmaşık psikolojik manzarayı başarıyla incelemesi bakımından önemli.
Housel'ın çalışması, finansal literatürün geleneksel ve yer yer mekanik sınırlarını aşması; insan ruhuna, onun yoksunluk ve zenginlikle iç içe geçen dansına dair derin içgörüler sunması sebebiyle kıymetli.
“Dünya hem alçak gönüllü görünüp de varlıklı olan, hem de iflasın kıyısında yaşadığı hâlde zengin görünen insanlarla dolu. Başkalarının başarısını çabuk değerlendirirken ve kendi hedefinizi belirlerken bunu aklınızda bulundurun.”
Housel, geleneksel “zenginlik” anlayışına meydan okur ve gerçek finansal başarının sayısal birikimle daha az ve davranışla daha fazla ilgili olduğunu öne sürer. Zenginliğin görmediğimiz bir şey olduğunu savunur. Evet bu, lüks arabalar, abartılı evler, şatafatlı yaşamlar gibi görünür olan başarı göstergelerine takıntılı bir dünyada anlaşılması zor olabilecek bir kavram.
Housel'e göre gerçek zenginlik, disiplinli tasarruf ve ihtiyatlı harcamaların getirdiği finansal özgürlük ve güvenliktir. Bu fikir, finansal bağımsızlığın kişisel ve toplumsal refah üzerindeki önemini vurgulayarak okuru başarı tanımlarını gözden geçirmeye çağırır.
"Bill Gates bir keresinde şöyle demişti: 'Başarı, kötü bir öğretmendir. Zeki insanların zihnini çelerek kaybetmeyeceklerini düşünmeye iter. İşler aşırı derecede iyi giderken, bunun düşündüğünüz kadar iyi olmadığını anlayın. Yenilmez değilsiniz ve size başarıyı getirenin şans olduğunu kabul ediyorsanız, o hâlde hikâyenizi aynı hızla tersine çevirebilecek olan kuzeni riske de inanmalısınız."
Paranın Psikolojisi'nin ana temalarından biri şans ile risk arasındaki etkileşimdir. Housel, finansal sonuçların genellikle rastgele olayların bir ürünü olduğunu ve bunun farkına varmanın başarı ve başarısızlık konusunda daha dengeli bir bakış açısı geliştirebileceğini öne sürer. Bill Gates'in ve daha az şanslı olan okul arkadaşının örneklerini kullanarak, bir dizi şanslı durumun Gates'in başarısında nasıl önemli bir rol oynadığını gösterir. Bu anlayış alçak gönüllülüğü ve ihtiyatı teşvik ederek okurlara tüm başarının yalnızca kişisel çabaya atfedilemeyeceğini ve tüm başarısızlıkların bunun eksikliğinden kaynaklanmadığını hatırlatır.
“İnsanların kendilerini niçin borca gömdüklerini kavramak için faiz oranlarını incelemeniz gerekmiyor. Hırsın, aç gözlülüğün, güvensizliğin ve iyimserliğin tarihini incelemeniz gerek.”
Housel'in argümanının özü, finansal karar verme üzerindeki psikolojik etkilerin incelenmesi olan “davranışsal finans” etrafında döner. Korku, aç gözlülük ve kıskançlık gibi duyguların irrasyonel finansal davranışlara nasıl yol açabileceğini açıklar. Örneğin, vagonu kaçırma korkusu (FOMO) bireyleri riskli yatırımlar yapmaya yönlendirebilirken kıskançlık, sürdürülemez harcama alışkanlıklarına yol açabilir. Bireyler bu duygusal tetikleyicileri tanıyarak daha rasyonel ve istikrarlı finansal alışkanlıklar geliştirebilirler. Housel, duyguları anlamanın ve yönetmenin finansal okuryazarlık kadar önemli olduğu dengeli bir yaklaşımı savunur.
“Size çılgınca görünen bir şey, bana mantıklı gelebilir.”
Morgan Housel, finansal davranışları şekillendirmede kişisel deneyimlerin ve tarihsel bağlamın önemini vurgular. Büyük Buhran gibi ekonomik istikrarsızlık dönemlerinde büyüyen bireylerin, karakterlerinin biçimlendiği yıllarda ekonomik refah içinde yaşayanlara kıyasla mali durumlarında daha muhafazakar olma eğiliminde olduklarını belirtir. Bu gözlem, finansal eğitimin, herkese uyan tek bir yaklaşımı benimsemek yerine, bu farklı geçmişleri ve deneyimleri dikkate alacak şekilde uyarlanması gerektiğini göstermektedir.
“Planlama önemlidir; fakat her planın en önemli kısmı, planın plana göre gitmeyeceğini planlamaktır.”
Yazarın çalışmasından bir diğer kritik içgörü, finansal planlamada esnekliğin ve uyarlanabilirliğin önemidir. Hayat öngörülemezdir ve katı planlar genellikle hayal kırıklığına ve strese yol açar. Housel, finansal planlarda bir güvenlik marjı bırakılmasını, hatalara ve öngörülemeyen olaylara yer açılmasını tavsiye eder. Bu yaklaşım sadece riski azaltmakla kalmaz, aynı zamanda finansal planlama ile ilgili kaygıyı da azaltarak uzun vadede daha sürdürülebilir bir plan hâline getirir.
“Mutluluk, aslında salt sonuç, eksi beklentidir.”
Günün sonunda Morgan Housel'ın Paranın Psikolojisi kitabı, kişisel finans için bir rehberden fazlası, finansal kararlarımızı etkileyen insan davranışlarının ve duygularının derin bir araştırmasıdır.
Housel, paranın psikolojik yönlerini ele alarak okuyuculara bütünsel bir zenginlik anlayışı sunarken, finansal başarının sayılarla ilgili olduğu kadar zihniyet ve davranışla da ilgili olduğunu vurgular. İçgörüleri, para yönetiminde daha düşünceli, sabırlı ve esnek bir yaklaşımı teşvik ederek sonuçta daha tatmin edici ve güvenli bir finansal hayata ulaşmanın yolunu imler.
Kimler, bu imleri takip etmek ister, bilinmez.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde yoğun bir gündem geçirdik. TCMB ve TÜİK tarafından açıklanan sektörel güven endeksi verileri ilgiyle takip edilirken, bir yandan gözler Bakan Mehmet Şimşek ile Gölge Bakan Yalçın Karatepe'nin görüşmesine çevriliydi
25 Haz 2024

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker
Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalarda bir merkez bankası haftasında daha giriş yapıyoruz. Hafta boyunca Çarşamba günü Fed, Perşembe günü BoE, Cuma günü ise BoJ kararı takip ediliyor olacak.
27 Tem 2026

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizinde, faiz koridorunun alt ve üzerinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Karar metni incelendiğinde ise enflasyon görünümüne ilişkin iki önemli unsur dikkat çekiyor. Bu iki unsur, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde karar alırken oldukça hassas bir denge gözetmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.

Küresel ticaret denklemi yeniden yazılırken, uzun yıllar Çin'in gölgesinde kalan Hindistan artık küresel üretim, yatırım ve ticaret zincirlerinde başlı başına bir güç merkezi olarak öne çıkıyor. Peki yükselen bu fil, küresel ticaretin ejderhası Çin'e gerçek bir alternatif olabilir mi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Asya'nın değil, Türkiye'nin de ekonomik ve jeopolitik geleceği açısından da giderek daha kritik hale geliyor.

Türkiye ekonomisinde son dönemde birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki tablo aynı anda oluştu. İhracat her yıl yeni bir rekor kırarken sanayicilerin finansman, maliyet ve rekabet gücü konusunda verdiği uyarılar giderek sertleşiyor. İlk bakışta aynı anda doğru olamayacakmış gibi görünen bu iki tablo, aslında Türkiye’nin üretim yapısında yaşanan değişimin farklı sonuçlarını yansıtıyor.




