Yaza mektup

Madrid'den Cunda'ya , Cunda'dan Londra'ya, Londra'dan Selanik'e.
Yaza mektup

6 Temmuz - Gürok Grup - Soli
Gürok Grup ile birlikte

Gürok Grup ’tan dünya mirasına destek Aizanoi Antik Kenti Sanayi ve ihracat alanındaki çalışmalarının yanı sıra kültür alanındaki desteğiyle de öne çıkan Gürok Grup , 2020 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi ’nde yer alan Aizanoi Antik Kenti kazılarının sponsorluğunu üstleniyor. Nedir? Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan, tarihi M.Ö. 3 binli yıllara dayanan Aizanoi Antik Kenti , bölgedeki turizm faaliyetlerine ve bölgenin tanınırlığına büyük katkıda bulunuyor. Neler var? Her yıl ziyaretçi sayısı artan ve “İkinci Efes” olarak anılan Aizanoi Antik Kenti ; Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı, geçmişi 5 bin yıl öncesine dayanan bir tiyatro, Afrodisias Antik Kenti içerisinde bulunan Anadolu’nun en büyük antik stadyumu, iki hamam, dünyanın ilk ticaret borsa binası, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde ikisi ayakta kalmış beş köprü, iki agora, gymnasium, Meter Steunene kutsal alanı, nekropoller, antik bir bent, su yolları ve kapılar gibi tarihî yapılara ev sahipliği yapıyor. Aizanoi’da Roma Dönemi’ne ait tiyatroyla stadyumun restorasyon çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütahya Valiliği, Türk Tarih Kurumu ve diğer farklı kurumların desteğiyle yürütülüyor. Neden önemli? Kültür sanat faaliyetlerinin geliştirilmesinde özel sektörün desteğinin önemine dikkat çeken Gürok Grup , Kütahya ’yı bir sanayi şehri olmasının yanı sıra turistik ve kültürel zenginlikleriyle de tanınan bir şehir hâline getirme vizyonuyla hareket ediyor. Gürok Grup ’u buradan ziyaret edebilir, Instagram sayfasını şuradan takip edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Pandeli'de bir araya geldiğimiz bir günün ardından ayaküstü sohbetler uzadı. Yılın orta yerinde Berk, Talya bu yaz sıradaki istikametlerini, Beril yerlisi hissettiği Madrid’i, Hazal Londra'da park mevsimini anlattı. 

Beril Ateş
“Tuzlu kadın”
Teşvikiye, İstanbul mahallelisi

Beril Madrid'de 


Dönülen ve akılda kalan yer: En son Atina’dan döndüm. Ama en çok, hemen öncesinde gittiğim Madrid’de lokal hissettim. Tüm şehri yürüyerek dolaştığım için burası benim için kocaman bir mahalle. Daha ilk gidişimde buraya ait hissettim, ikinci ziyaretim bu ilişkiyle ilgili ciddi düşünebilir miyim sorusuna cevap aramak içindi.

İlk karşılaşma: Klasiğin özlemiyle gittiğim için, ilk işim vermut yanına tortilla keyfi.

Anılarda: Sevdiğim şehirleri tekrar ziyaret etmeye etkinlikler birer bahane oluyor aslında. Geçen sene Madrid seyahatimde, Rolling Stones - Sixty Tour konserine gitmiş, üstüne bir de Nil Yalter'in sergisini kendisiyle beraber gezmiştim. Bazen güzellikler denk geliyor. O yüzden şehrin tesadüflerine kendimi bırakmayı seviyorum. Son ziyaretimde önünden geçerken denk geldiğim, 129 yıllık bir book binder (mücellit olarak çevirebiliriz sanırım) dükkânı beni çok mutlu etmişti. Buradaki zanaatkârlardan biriyle, ebru sanatının; ciltlerin iç yüzü için ne kadar önemli bir teknik olduğundan bahsetmiştik. 

Mideden kalbe: Juana la Loca’da yediğim yemek öyle güzeldi ki yerken sofradaki kâğıda çizdiklerimi mekânın güleryüzlü sahibi Filipo’ya hediye ettim. Bu kadar iyi yemekten sonra, orada bir parçam kalmalı gibi hissettim. 

Zihne kaydedilenler: Bu şehirde her şey esin kaynağı. Müzelerde çizdiğim eskizler, ufak yemek notları, hayallerle geri döndüm. 

Beril'in eskiz defterinde Madrid
Fotoğraf: Beril Ateş 


Her gidişte: Ben şimdilik her gidişimde Picasso’yla tekrar tekrar tanışmaktan büyük keyif alıyorum. Eğer sen de istersen, Reina Sofia Müzesi’nde Guernica’yla başlayarak birçok eseriyle buluşabilirsin. Benim favorim, Málaga’da yaptığı “Figures by the Sea I”. Lütfen o güzelliği görmeden geçme. 

Gelecekte: Bir sonraki ziyaretim, yalnızca müze çıkışı La Dolores’te bir şeyler atıştırma bahanesiyle bile olabilir.


Talya Aydın 
Birlik ve bir aradalık elçisi
Levent, İstanbul mahallelisi

Sıradaki istikamet: Cunda, Balıkesir. Herkes bir yerlerdeyken sabit kalmayı seviyorum. O yüzden yola çıkmayı erteledim. Şimdi, İstanbul’a geri dönenlerin akıntısına karşı, beni Cunda'ya götürecek rüzgârı bekliyorum.

Komün: Her ne kadar anakaranın dibinde, bir köprüyle bağlı olsa da ada yaşamının insana hissettirdiği psikoloji çok farklı. Ama benim için Cunda’yı özel kılan, adanın ücra kısmında kendini konuşlandırılmış topluluk, bir “komün” olması. Hiçbir formalite olmadan bir anda kendini sahilde masa kurmaya el atarken, yanındaki taze eriklere takas iki duble rakı içerken, “haydi gelin sizi mercanlara götüreyim” diyen babacan sesi takip ederken bulabiliyorsun. 

"Topluluk"
Fotoğraf: Talya Aydın


Yola çıkma nedeni: Bir yandan geri dönüş, bir yandan ilk ziyaret; en son gittiğimde kendimle barışık, özbenliğimde olmadığım için anılarımı gri, puslu perdenin ardından hatırlıyorum. İlk Cunda ziyareti, bir çabaydı: göçebe ve asetik yaşama denemesi, biraz derme çatma biraz bilgisiz. Şimdi, üretme ve yaratma, olanı daha güzel kılma odaklı bir gidiş olacak. Ben de deneyimlerimden beslenerek; bu hazırlıkla çıkacağım yola. Daha fazla kâğıt kalemle mesela!

Varır varmaz: Yol yorgunluğundan silkelenmek için Çeşni’de buzlu kahve. Ardından meydanda dostlara ve esnafa merhaba turu.

Görmeden dönülmeyecek yer: Malum, adanın biraz batısındaki dev komşusu Midilli (Lesbos). Benim için manevi anlamı yüksek bir yer. Bu yüzden; ona selam olması ve bize de ilham katması için Maden ile başlayıp Poyraz, Kara, Pınar adalarına “kanolayıp” birer Pride bayrağı bırakacağız. 

Tadımlık: Orman’ın her zaman doğru noktayı bulan kokteyllerini tadıp L’arancia’da hafif hafiflerle doymayı planlıyorum. Temmuz başı, adanın yerlisi harika Miray’ın evinde sofra kurulacak (Selam Lara); doğaçlama yazılan ve okunan şiirlerle dolu bir çok yaz sofrasının adada ilki olacak benim için. 

Kimle tanışmalı?: Cunda’nın bende en iz bırakan şahsiyeti, hiç şüphesiz Krasa Recep Abi’dir. Recep, adanzeybatısında, ziyaretçileri gitmekten caydıracak toprak yolun arkasında kalan Balıkçı Barınağı adlı yarı-komünün “çekip çevireni”. 90 model, tekleyen kırmızı arabası, zıpkınları, her sabah gündoğumunda kavuna mızrak gibi saplayıp dondurduğu 35’lik rakısıyla, hiç bitmeyen hikâyelerin dopdolu anlatıcısı. Kendisinin en mutlu hâli, sabahın beşinde otlanmaya çıkardığı 300 kuzuyu kaldığı tepelerde izlerken. 

"Kolektif"
Fotoğraf: Talya Aydın


Dönmeden: Terk etme vakti geldiğinde de anıları katılaştırmak, kelimenin tam anlamıyla pişirmek adına Serracota’dan her güne eşleşen bir seramik.

Ajandadan: Cunda benim için sakinlik ve “olmaklardan” uzak olmak demek. Etkinlikler konusunda bu mahalleden komşulara gideceğim: Sonbaharın gelişini Bozcaada Caz Festivali ile onurlandıracağımı biliyorum. Bir nevi İstanbul öncesi İstanbullular havasında geçecek, herkesin sıcağı sıcağına yaz anılarını dinlemek için festival kadar güzel ortam olamaz. Biraz daha manevi bir yolda, daha dengede ve anda hissedebilmek için Kazdağları’nda olacak kaçışları, inzivaları aldım takvimime.


Hazal Yılmaz 
SOLİ’nin bir yarısı 
Galata, İstanbul ve Bermondsey, Londra mahallelisi 

Şehirde yaz: Bu aralar Londra’da mevsim: park. Şehirden çıkmıyorum. Hyde Park tamiratlar ve saatliğine 3 pound istenen şezlonglar yüzünden sakınılacaklar listeme girdi. Zaten batının çocuğu da değilim ama Ealing Common, Richmond Park, Clissold Park, Stoke Newington; arada açık havada tiyatro gösterileri yapılan Holland Park; Highgate’e yürünen Parkland Walk’ın başlangıcındaki Finsbury Park; daimi buluşma, doğum günü, evlilik, vatandaşlık kutlamalarının yapıldığı London Fields; aynı zamanda gölünde yüzülebilen Hampstead Heath; sana bir de başka bir tepeden baktım demek için Telegraph Hill, Brockley de olabilirdi ama sıradaki Londra istikametimi Victoria Park olarak seçiyorum.

Mevsim: Park, Mahal: Londra
Fotoğraf: Hazal Yılmaz


Eşlikçi: Çim, kiraz ağacı, fesleğen, nane, şeftali ıtırlar. Yürüyorsam.

Bir gün: Sabahtan hazırlık yapıyor, çantaya şunları dolduruyorum: Büyük boy örtü; katlanan kamp sandalyesi; kulaklık; içi su dolu matara; kitap (ben bu aralar mavi ve beyaz kapaklarından tanınabilecek Fitzcarraldo Editions’un Alejandro Zambra çevirilerini okuyorum); kiraz, çilek veya nektarin. Daha teçhizatlı arkadaşlarda hamak, speaker, içi buz ve şarap dolu piknik kovası, battaniye de varsa gün, geceye bağlanıyor.  

Tadımlık: Haftanın hemen her günü aşağı Victoria Park olarak adlandırdığım kanalla Pavillion Café arasında kalan bölgedeki ağaçların gölgesine çökebilir, saat başında güneşin açısı değiştikçe yerimi ve komşularımı yenileyebilirim ama perşembeleri Netil Market’teki Pockets’de falafel; cumaları OKKO’dan tomato miso taco, tofu karaage, cucumber tataki; cumartesileri Oren Delicatessen’den babaganuş; pazarları Victoria Market’in girişinde önündeki sıradan dikkatini çekecek krepçiden mantarlı, ıspanaklı krep almadan dönmem. Dönerken de Borough Olives’den eve birkaç çeşit zeytin alırım (muhtemel).

Şehrin orta yerinde
Fotoğraf: Hazal Yılmaz


Kimle tanışmalı?: Parkta takılıyorsan sana (veya elindeki gözlemeye) doğru koşan bir köpek, çakmaksız sigaracılar, açacaksız beyaz şarapçılar, iyi müziğe çekilenler, kötü müzikten kaçanlar, patenin üzerinde dans gösterisi yapanlarla mütemadiyen karşılaşabilirsin. Benim kadrajına girmek, objektifin arkasındayken karşı karşıya kalmak istediğim Londralı listemde Shane Taylor, parkta pop up setine denk gelsek listemde Bradley Zero var. Yanlarına bir de vegan şef misal Max La Manna’yı alsak etkinlik tamam. Ed Winters’ı da çağırmazsak olmaz.

Şehrin ajandasından: Victoria Park’ta 18-28 Ağustos’ta mahallenin festivali All Points East olacak. Bu yıl headline’larda Jungle, Erykah Badu, Aphex Twin / Bonobo ilgimi çekenler. Kapıda takılınca illa son anda "vaz cayan" arkadaşın biletini satan birileri olur.


Berk Altındeniz
Balık Osman’ın torunu
Büyükçekmece, İstanbul mahallelisi 

Berk habitatında


Sıradaki istikamet: Ladadika, Selanik 

Yola çıkma nedeni: Biraz iş seyahati gibi aslında. Seni bilmem ama benim için zaruri ya da keyfi her seyahat biraz da tatil. Son altı ayda buraya dördüncü gidişim, güle oynaya. 

Varınca ilk iş: Aynı İzmir “kordon” denilen, benim o kadar da benzetemediğim nevi şahsına münhasır sahil şeridi Aristotales Meydanı’ndan iner, White Tower’a doğru yürürüm. Turistik, lokal kişiliğe sahip mekânları bulmak zor. Silme turistik düzen içinde "düz bira içme mekânı” Route88’e oturur, Selanik birası NYMOH içerim. Let the game begin!

Tadımlık: Sırasıyla Buyurdi, Efige efige, balık pazarı sonundaki şekerlemeciden bademli lokum.

İç ses: Selanik çok güzel, niye taşınmıyoruz topluca?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

#1 SOLİ community: Bir arada yaz

Selanik'e, Madrid'e, Londra'ya, Cunda'ya ve yaza mektup, topluluk takvimi, San Marco'da bir turist güncesi ve arşivden çıkanlar. Tüm SOLİTAN'lara ithafen.

06 Tem 2023

Gürok Grup ile birlikte
Photo: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Vancouver'ın çok renkli duyusal haritası: Kuzgunlar, gölgeler, mitler ve kocaman bir gökyüzü

Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Nis Tuğba Çelik

·

02 Ağu 2026

Vancouver'ın çok renkli duyusal haritası: Kuzgunlar, gölgeler, mitler ve kocaman bir gökyüzü
SoliSoli

HİKAYE

Göçlerle taşınan melodiler: Kaş Caz Festivali'nin hikayesini direktörü Serdar Karatepe anlatıyor

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.

Deniz Aytekin

·

30 Tem 2026

Göçlerle taşınan melodiler: Kaş Caz Festivali'nin hikayesini direktörü Serdar Karatepe anlatıyor
SoliSoli

HİKAYE

Randevulu selfie, manzaralı bariyer: Şehirler aşırı turizmle nasıl mücadele ediyor?

Halihazırda yoğun ilgi gören tatil beldelerine “instagramlanabilir” yeni keşiflerin de eklenmesiyle özellikle yaz aylarında dünyanın dört bir yanındaki dingin kasabalar turist akınına uğruyor. Peki popüler tatil destinasyonlarında düzeni sağlamak adına alınan yaratıcı (ve kimi zaman oldukça katı) önlemler neler?

Deniz Aytekin

·

26 Tem 2026

Randevulu selfie, manzaralı bariyer: Şehirler aşırı turizmle nasıl mücadele ediyor?
SoliSoli

HİKAYE

Aklımız havalarda: Bir kuşun peşinden dünyayı yeniden dinlemek

Şu sıralar herkesin “aklı havada” ve bunun çok haklı bir sebebi var: Bir kuşun peşine düşmek, dikkatimizi yeniden bulunduğumuz yere çevirmek ve yaşadığımız dünyanın daha büyük hikayesine dahil olmak demek. Kuş Kolektifi’nin kurucusu, Şehir Kuşçuları radyo programının bir parçası, doğa savunucusu, meraklısı ve kuş gözlemcisi Yaz Güvendi ile kuşların bize öğrettiklerini, doğayla bağ kurmanın yollarını ve şehirde kuş gözlemciliğinin imkanlarını konuştuk.

Elif Bayram

·

26 Tem 2026

Aklımız havalarda: Bir kuşun peşinden dünyayı yeniden dinlemek
SoliSoli

HİKAYE

Sınırların ötesinde bir macera: Defender Trophy

Defender Trophy, yalnızca fiziksel dayanıklılığı ve sürati ölçen bir yarış değil; disiplin, takım çalışması ve maceracı ruhunu genlerinde taşıyan köklü bir organizasyon. Tekerlekler hayati bir amaç için dönüyor: Doğayı ve vahşi yaşamı korumak.

22 Tem 2026

Sınırların ötesinde bir macera: Defender Trophy