Herkese ev sahipliği yapan mahalle

"Katılımcıların kapısının önünü süpürdüğü; izleyicilerin vitrinler ve atölyeler arasında gezindiği; konar-göçerlerin özlediği; daimi sakinlerin dayanıştığı merkez."
Herkese ev sahipliği yapan mahalle

25 Eylül -  Koç Holding x İstanbul Bienali - Soli
Koç Holding x İstanbul Bienali ile birlikte

Koç Holding tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Mahalle: Yeldeğirmeni. Mahalleli ve yazı: Ahu Toksöz. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu. 

Yeldeğirmeni sınırları fiziksel olarak Halitağa-Hasanpaşa-Haydarpaşa ve Taşköprü'yle çiziliyor. Hasanpaşa ve Kadıköy’ün gitgide artan, hareket hâlindeki kalabalığı karşısında burası hâlâ sakin, olabildiğince üretken, dayanışmaya açık ve neredeyse herkesin birbirini tanıdığı bir kolektif. 

Mahalleye gelmemin üzerinden 5 sene geçmiş. Bundan on yıl önce 3 senemi yine burada geçirmiştim. Mahallenin o zamanları şimdiden farklıydı. İnsanların konutları dışında sosyalleştikleri bu kadar çok alan yoktu, dışarıdan geleni çeken ve çeşitliliği sağlayan bir yapısı da. Burada olmak lokasyon avantajlarının ötesine geçemiyordu. Şimdi mahalleden çıkmadan haftalar geçirebiliyoruz. “Kadıköy’e insek mi?” arada bir zihnimizden geçen, birbirimize soru işaretiyle sorup üç noktayla bitirdiğimiz bir cümle.

Ahu, bitkileriyle


Kentsel biyoçeşitlilik

Konuşmayı tercih eden bir mahalle Yeldeğirmeni. Çözüm odaklı. Temizlik, güvenlik, alan tanıma konuları hassas noktalarımız. Birlikte proje tasarlamaktan dükkânın tabelasını mahalleden birine yaptırmaya ve koca bir karpuz aldıysan yan komşunla bölüşmeye kadar gider aramızdaki görünmeyen, saydam bağlar. Kentsel biyoçeşitlilik diye açıklamak isterim buradaki mikrokozmosu. Birbirini etkileyen, tetikleyen, oldukça canlı ve sürekli devinim halinde. Katılımcıların kapısının önünü süpürdüğü; izleyicilerin vitrinler ve atölyeler arasında gezindiği; konar-göçerlerin özlediği; daimi sakinlerin dayanıştığı bir merkez. En çok dikkatimi çeken evi burada olmayan, gündüz iş yeri Yeldeğirmeni sınırları içinde bulunduğu için vakit geçirenlerin dahi "yaşıyorum" diyebilecek kadar buralı hissetmeleri.

Mahallelinin hayatını kolaylaştıran marangoz


Geçmişle ilişki devamlıdır Yeldeğirmeni’nde. Bakınca. Hemen her sokakta cumbalı, balkonlu ve avlulu evler; hırdavat dükkânı, fırın, marangoz ve terzi gibi eskiden beridir buralı bir esnaf vardır mutlaka. Yeldeğirmeni Fırını ve Çağrı Fırın, marangoz ve eskicilik yapan Mehmet Abi; nadir gülümseyen ama kıyafetlerinize iyi bakmada nasihatını esirgemeyen Terzi Hasan Amca bunlardan bazıları. Ecevit Abi'miz var. El arabasıyla yapmadığı, yetişmediği iş yoktur. Eşya mı taşınacak onu ararız, bir şey mi çözülecek mutlaka Ecevit Abi'ye danışılır. Tamir tadilat işlerinde telefonla usta çağrılmaz burada, ya dükkâna gidilir ya da o gün çalıştıkları yere uğranır, kapıdan baş uzatılır, ne zaman müsait oldukları sorulur. Tek tük kalan mahalle kahvehaneleri, hemen yanındaki yeni nesil mekânlarla sokağın bir arada yaşama noktası oluverir. 

Bir de buranın gediklisi seyyar satıcılarıdır. Çok hatıra taşıyorlar. Eskici dükkânını yanında gezdiren Mehmet Amca'dan alıyoruz tüm eşyalarımızı; seyyar kabzımal sezonun gündemini tutar. Onun sayesinde mevsimlerden haberdarız. Kocaman sesiyle bu ara palamut yeme zamanı olduğunu hatırlatıyor bugünlerde. 

Ahu'nun gözü gibi baktığı bitkileri


Kafelerin önünden geçerken sandalye çekip masaya dâhil olabilecekmişsin gibi görünür, öyledir de Yeldeğirmeni’nde. Gününü biraz keyfe keder geçirmek isteyenden, yoğun çalışanlara herkese ev sahipliği yapabilen bir yer burası. Sanat ve tasarım atölyeleri sayesinde tüketime değil, üretime odaklı bir ziyaretçi profili mevcut. 

Yakın tarihin dönüşüm hikâyesi

Bir mahallenin dönüşümü hassas dengeler içeriyor. Sık sık duyduğumuz Karaköy ve Beyoğlu çevresinin soylulaştırılmasıyla başlayan bu yakaya taşınmalar yakın tarihin dönüşüm hikâyesi olarak örnek alınabilir. 2015 sonrasında pahalılıktan ve kalabalıklardan kaçanların sığındığı yer oldu Yeldeğirmeni. Onların gelişiyle mahalle de elbette dönüştü, bir anlamda cazipleşti. Kadıköy’e geçenler ve Kadıköy’den geçenler için de ismi daha sık duyulan ve merak uyandıran bir rotaya evrildi.

Ev kirasını düşünmek zorunda olmayan bir mahalleli


Yeldeğirmeni’nde oldukça geniş bir yabancı nüfus da var. Bunu öğrenciler, sanatçılar ve çalışanlar oluşturuyor. Yabancıların bir kısmı avro ve dolarla ev tutabildiği için evsahiplerinin tercih sebebi oluyor. Civar, esnaf döviz kazanıp Türkiye’de harcayanları görünce fiyatlarını artırıyor. Bu uzun zamandır mahallede ikamet edenler ve kimi esnaf arasında gerginlik nedeni. Alım gücü yüksek olanın bile farkındalığı, mücadele ruhu keskindir burada. Sömürülmeye tepki gösterirler. Bir de sosyokültürel açmazlar ortaya çıkıyor ne yazık ki. Mahalle cazibe merkezi hâline gelince farklı kültürlerin bir arada yaşaması hayalini kurduğumuz bir harmoniyi yaratmayabiliyor. Bir sene önce dikkatimizi çeken tek şey bu çok kültürlülüğün çeşitliliğiydi. Şu an zaman zaman serzenişlere sebebiyet verebiliyor. Tam da bu noktada mahalle sakinleri ve esnaf krize mahal verebilecek durumlarda nezaketi ve adaleti elden bırakmıyor.

Şimdi ikinci bir tarihsel devrimiz Pandemi çağımız da var. Sadece kapanan ve açılan mekânlar özelinde değil, mahalledeki yalnızlık ve birliktelik gibi kavramları da gözlemlediğimiz ve sorguladığımız bir devirden geçtik. Bu süreci bu mahallede geçirdiğim için iyi hissediyorum. 

Bitkileri sulamak dönüşümün ilk adımı mıdır?


Nadas kimdir?

Şehir yaşamının çeşitliliğine ve insanlarla çevreleri arasındaki ilişkilere değer veren projeleri destekleyen, kentsel biyoçeşitliliğe adanmış, tabiatın korunması, sanatın iyileştirici gücü ve etkisi üzerine çalışmalar yapan yaratıcı bir mekân Nadas. Bir topluluk. Tek tip kent hayatı fikri karşısında kentin içerisinde barındırdığı esneme ve dirençlerle değişen, dönüşen ve üretebilen bir yaşamı esas alıyoruz. Mahallede bir kişi olsaydık, sakin, ulaşılabilir, danışılabilir ve hoş sohbet olarak tanımlayabilirdik kendimizi. 

Yeldeğirmeni’ni mesken seçmemiz bir tesadüf değil tabii ki. Topluluğa dayalı bir programımız olduğu için ulaşım kolaylığı ön plandaydı. Lokal üretim ve beslenmeye verdiğimiz önem sebebiyle tüm ihtiyaçlarımızı mahalleden gidermeliydik. Sadece anlatıcı değil, uygulamacı da olmak istedik. Yeldeğirmeni buna mahal verdi. Yerdeniz Kooperatifi başta olmak üzere kadın grupları da kendi içlerinde çok aktif, sorunları çözmede ve eşya paylaşımı gibi konularda mutlaka destek alırsınız burada. Hem ihtiyaçlarımızı karşılamak hem de tüketimlerini lokal ve mevsimsel yapmak isteyen şehir insanlarına emsal göstermek için ideal yer. 

Sonu denize çıkan Yeldeğirmeni sokakları


Yürüttüğümüz etkinliklere mahalleyi mutlaka dâhil ediyoruz. Çizim derslerimizde Yeldeğirmeni sokaklarını turluyoruz. Solucan kompostu, soğuk kompost ve Bokashi kompost sistemlerimiz var. Bizim dükkâna gelecekler kullanabileceğimiz atıklarını yanlarında getirir. Ayrıca Nadas'ta atölyesi olan Nora Byrne atık kâğıtlardan kolaj serileri ve ileri dönüştürülmüş kağıtlar yapıyor. İlgisini çekebileceğini düsündüğümüz kağıtları Nora’ya saklıyoruz. Komposta eklemek istediğimizde bizim attığımız yetmediğinde, çevre kafelerden çay ve kahve posalarını rica ediyoruz. Solucanlarımız için marketlerin çöpe attığı marul ve maydanoz gibi sebzeleri alıyoruz. 

Kompost yapımını öğrenmek isteyenlere gelsin


Bir onarma yöntemi: kompost

Bir permakültür tasarımcısı olarak enerjinin ve kaynakların kullanımı en önemli konu benim için. Sürece sürdürülebilir demek istemiyorum. Maalesef içi boşaltılmış bir kavram ama bunun için kimseyi suçlamayacağım çünkü zaten kavram sıkıntılıydı. Bunun yerine onarıcı demeyi tercih ediyorum. Doğada her şey döngüye girdiğinde yaşam veren de olur. Mesela solucan kompostunda solucanlar ayrıstırıcıdır. Yeşil atıklarımızı solucanlara yedirir ve onların gübresini alırız. Bu ürün bahçe ve saksılarımızı beslemede kullanılır. Doğada ölüm ve dirim döngüsü muhteşem devam eder. Kompost sadece bitkiyi değil, toprağı beslemedir. Toprak canlı mikrobiyolojisini kaybettiğinde sadece besleyiciliğini değil, su tutuculuğunu da kaybeder. Burada yaptığımız şeye onarıcı demek bu yüzden anlamlı. Küçük ölçekte bahçemizi onarıyor, kendi ürünümüzü ilaçsız yetiştiriyor gibi görünsek de aslında büyük ölçekte hayatı yaratıyoruz. Yakın zamanda Türkiye'de ve dünyanın pek çok yerinde görülen orman yangınlarından sonra ağaçlandırma kampanyaları yerine daha etkili bir yönteme, toprağın mikrobiyotik zenginliğini koruyacak komposta başvurabiliriz.

İyileşen bir devetabanı bırakıyoruz buraya


İyiye dönüşebilir miyiz?

Soylulaşma Yeldeğirmeni ahalisi arasında yıkma, yok edilme korkusu yaratıyor. Mütemadiyen açılıp kapanan kafeler; binaların bakımsız, sahipsiz kalması; oteller; küçük işletmeciyi üzecek marketler bunlara örnek. Bu durumların peşi sıra gelen park sorunu ve kaldırım işgali meselesi var. Airbnb bir gelir modeli olarak elbette anlaşılabilir ancak bunun bir ranta dönüşmesi mahalle-insan uyumunu sarsıyor. Herkes çözüm bekliyor ancak üretebilmek de toplumun, bir arada yaşamanın katalizörü. Tepkisiz kalmamanın "ne yapalım, olur işte, hep böyle zaten" dememenin yapıcı tutum olduğunu düşünüyorum. 

Alan ihlali, temizlik sorunu, gürültü meselesi gibi birlikte yaşamanın basit kuralları karşısında kimi zaman muhtarla kimi zaman kendi aramızda çare arıyoruz. Mahallenin yerleşik bir ahalisi olduğunu bu tür çözüm arayışlarında hissediyoruz. Nadas gibi değişimi kendinden başlatan pek çok mekân var. Bireysel seçimlerimizin etrafa ayna olduğunu, bu sebeple Yeldeğirmeni'nde toplandığımıza inanıyorum. Bireyler kimi şeylerin şehirde mümkün olamayacağını düşünmeye meyilli. Bu biraz tembel bir düşünme şekli. Potansiyel, daha ideal bir hayatı kurgulamak için şehir engebeli olabilir ama imkânsız değil.

Bazen çok basit bir eylemle başlıyor. Mahallenin yenisi herhangi bir kafenin masasını koyduğu yerin aslında oranın müdavimi olan sokak köpeğine ait olduğu konusunda onları uyarıyoruz. Biz yapmazsak köpekle ilgilenen bir başka arkadaşımız daha fevri bir tepki verebilir. Savruk ve yokedici sistemleri reddedip kendi pratiklerimizi oluşmalıyız. Biz Yeldeğirmeni’nde mümkün olduğuna inanarak ve bunu kurgulayarak yaşıyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏘️ Yeldeğirmeni, Ahu Toksöz

Mahallelisine; esnafına, kedisine, köpeğine ve bitkisine sahip çıkanların, o eski zaman ilişkilerine sıkı sıkıya tutunanların yeri.

25 Eyl 2022

Photo: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR