YENİ BAŞKALDIRI: ONARMA

Hasarları onararak hızlı modadan uzaklaşabilir misin?
YENİ BAŞKALDIRI: ONARMA

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Dikiş bilir misin?

Bir yırtığın çaresine bakmakta, sökülen bir düğmeyi yerine dikmekte iyi misin?

Biliyorsan, kıyafetlerini onarmak hayatının bir parçası mı?

Onarmak yerine yenisini almak sana daha mı cazip gelir?

Bilmiyorsan, bugüne kadar neden öğrenmediğini hiç düşündün mü?

Onarmak yerine yenisini almak sana daha mı cazip gelir?

Sahi, onarmakta ne kadar iyiyiz? Etrafında kaç kişi kendi söküğünü dikecek kadar dikiş biliyor? Bilenler uyguluyor mu? Hem anneannesi hem babaannesi geçimini terzilikle yapmış Y jenerasyonunun bir mensubu olarak utana sıkıla söylüyorum ki ben bilmiyorum. Hayatım boyunca hiç dikiş dikmedim ve yaşıtlarımdan biliyorum ki onlar da benden çok farklı değil. Nasıl oldu da kıyafet onarımı günlük hayatımızın bir parçası olamadı? Nasıl olur da her sıkıntımızı gideririz de söküklerimizi dikemeyiz ya da dikmeyi tercih etmeyiz? 

HERKES KENDİ SÖKÜĞÜNDEN MESUL

Sürdürülebilirliğin en basit ancak en temel adımı onarmak. Kıyafetlerin ömrünü uzatmak, onları çöp sahalarından uzak tutmakla kalmıyor, bizi yeni bir şeyler almaktan alıkoyuyor, bu ürünün yapımında emek verenlere borcumuzu kapatıyor. Sadece bu da değil; onarmak iyileştirici, onarmak yaratıcı, onarmak meditatif. İhtiyacımız olan bir iğne, bir iplik. 

Sürdürülebilirliği yalnızca büyük markaların büyük hareketlerinde aramak yanlış. Bu endüstrinin pet şişelerden yapılmış bir cekettense herkesin sürdürülebilirlik namına payını düşeni yaptığı bir sisteme ihtiyacı var. İlk sırada markalar geliyor, sonrasında tüketiciler. U.S. Environmental Protection Agency'ye göre 2018 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde 17 milyon ton kıyafet, ayakkabı ve ev tekstili çöpe atıldı. Sadece bir yılda, 17 milyon. İşte burada iş tüketiciye düşüyor.

BU BİR BAŞKALDIRI

Moda tarihçisi, yazar ve onarım konusunda profesyonel Kate Sekules, “visible mending” tekniğiyle biliniyor. Dikişleri gizli tutmak ve ürünü son aşamada olabildiğince kusursuz hâle getirmek yerine, Sekules, kusurlu kısımları dikişleriyle daha da görünür kılıyor, hatta bunu bir ifade aracı olarak kullanıyor. Dikişler onun için politik bir duruş, kıyafetlerin gururla taşıdığı bir yara izi… Dünyaya bir kıyafeti kolayca çöpe atmak yerine onu elinde tutmak, iyileştirmek, geliştirmek ve kişiselleştirmek istediğini ilan etmenin bir yolu. Instagram’da başlattığı #MendMarch etiketiyle herkesi kıyafetlerini onarmaya çağırıyor. Sadece pratik değil, bunun yaratıcı da olabileceğinin altını çiziyor, “Sınırları siz belirliyorsunuz.” diyor. Haklı, kusursuz olmaya çalışmadıkça onarmanın doğrusu ya da yanlışı yok, herkesin kendince bir yolu var. Güzel, çirkin, yamuk yok; onarmak var.

Bu politik duruş sürdürmek adına etkili bir adım. Birleşik Krallık merkezli Waste & Resources Action Programme'e göre bir giysinin ömrünü sadece üç ay bile uzatmak, giysinin neden olduğu karbon ayak izi, su kirliliği ve zararlı atıkları %5 ile %10 arasında azaltıyor. Herkesin onarmaya farklı bir gözle bakması lazım. Markaların da bu noktada payına düşenler var. 

DEĞİŞİM ONARIMDAN GEÇER

Fashion Revolution'ın kreatif direktörü Orsola de Castro, H&M ve Zara gibi hızlı moda markalarının onarım konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini dile getiriyor. “Eskiyi getir, onu -çok da şeffaf olmayan bir süreçten geçirerek- geri dönüştürüp kullanalım” gibi bir uygulamadansa, “hasarlı ürününüzü getirin, onaralım, size geri verelim” gibi bir tutum sergilenmesinin elzem olduğunu söylüyor. Düşünün, bir hırkanın düğmesi koptuğunda, diğer düğmelerle eşleşmeyen bir düğme işinize yaramaz, hırka kullanılamaz hâle gelir. Oysa marka bu düğmelere sahipse, küçük bir onarımla hırkayı hayatınıza yeniden sokabilir. Küçük gibi görünen ancak büyük fark yaratan bir hamle. 

Onarmaya dayalı bu yaklaşım, sadece kıyafetlerin ömrünü uzatarak ve alışverişi öteleyerek bizi hızlı modadan uzak tutmuyor aslında, kıyafetle farklı bir bağ kurmamızı da sağlıyor. Kıyafetleri kullan-at mantığından çıkararak iyi bakmamız, dayanıklılığını artırmamız, dikkatle kullanmamız gereken nesnelere dönüştürüyor. Günün sonunda, elindeki ürüne kıymet vermek, doğaya kıymet vermekten geçiyor. Onarmak bir nevi onarılmak anlamına da geliyor. Yani onardığın ne varsa sana geri dönüyor; bu bazen daha uzun süre kullandığın bir tişört bazen her fırsatta temiz hava almak, kafanı dağıtmak için çıktığın sahillerin temiz kalabilmesini sağlamak olabiliyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 21: TÜKETİYOR MUYUZ? TÜKENİYOR MUYUZ?

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır: Bilinçli tüketici kime denir? Onarmak kimin görevi? Bir moda haftasının maddi manevi ederi nedir?

21 Mar 2021

ANGST 21: TÜKETİYOR MUYUZ? TÜKENİYOR MUYUZ?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine