

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Hükümetler Arası İklim Değişikliği Panelinin geçtiğimiz hafta açıklanan raporu önemli bir noktayı tartışılmaz biçimde ortaya koydu: İklim değişikliğinin sebebi insanlıktır. Sanayi Devrimi’nin başlangıcından bu yana artan oranda yaktığımız kömür, petrol ve doğal gaz atmosferdeki karbondioksit oranının artmasına yol açtı. Bu karbondioksit ise bir battaniye gibi gezegenimizi sararak ısının dışarıya kaçmasını engelledi. Böylelikle atmosferimiz gittikçe ısınmaya başladı.
Aynı rapor; ısınmanın yaşamakta olduğumuz etkilerinin kaçınılmaz olduğunu ve doğanın kendisini tamir etmesinin binlerce yıl alabileceğini de ortaya koyuyor. Ayrıca, eğer bizler bu şekilde karbondioksit salmaya devam edecek olursak yaşayacağımız etkilerin gelecek yıllarda çok daha kötüleşeceğini de belirtiyor.
Gelecekte iklim krizinin çok daha derinleşmemesi için acilen sera gazı salımlarını azaltmamız gerekiyor. Raporun daha sonra açıklanacak olan bölümlerinde bu azaltımın ne hızda yapılması gerektiğine dair bölümler de yer alacak. Ama Paris Anlaşması’yla birlikte görülen o ki, atmosferin ortalama sıcaklığındaki artışın 1.5 dereceyi ’yi geçmesi istenen bir durum değil. Eğer bu limiti aşacak olursak, yeryüzünün çeşitli bölgelerinde çok sayıda insanı etkileyecek felaketler sıkça görülmeye başlayacak.
Küresel ısınmanın 1.5 dereceyi aşmaması için de, karbondioksit salımlarımızı 2030 yılına kadar net sıfıra indirmemiz gerekiyor. Net sıfır, ağaçların ve okyanusların emebileceğinden fazla karbondioksit salmamak anlamına geliyor. Ancak bunu başarabilmek hayatımızda çok büyük değişiklikler yapmamızı gerektiriyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu değişiklikleri yapabilmek mümkün, ancak insanlık kendisini bu denli zorlamak istemiyor. Özellikle de devletler bu büyük değişiklikleri devreye sokacak olurlarsa, halklardan ciddi tepki alabileceklerinin bilincinde oldukları için kısa vadede ellerini taşın altına sokmak istemiyorlar. Oysa bu problemin ciddi biçimde uluslararası arenada konuşulmaya başlandığı 1990 senesinde gerekli önlemler alınmaya başlanmış olsaydı, bugün hayat tarzlarımızı ciddi biçimde değiştirmeden problemi çözmek mümkün olabilirdi. Ancak geçmiş hataların üzerinde fazla durmadan, bugün yapmakta olduğumuz hatalara dönelim.
Devletler hala hayat tarzlarını ciddi biçimde değiştirmenin kendilerine getireceği siyasi maliyetin bilincinde olarak, bu büyük değişime gerek kalmadan mucizevi bir çözüm bulma arayışındalar. Aslında bu, kişilerin davranışını da büyük ölçüde yansıtıyor. Tam korkunç bir hastalık insanları öldürmeye başladığında bir aşı bulunuyor ve insanlık büyük bir felakette kurtuluyor. Hollywood filmleri de bizi senelerdir buna alıştırdı. Sonunda mutlaka bir kahraman ya gücüyle, ya da teknolojiyi kullanarak büyük kötülüğü yok edip insanlığı huzura kavuşturuyor. Ancak gerçek dünyada ne yazık ki öyle kahramanlar yok. Bu dünyada hepimiz çocuklarımız için kahraman olmak zorundayız. Fakat, kimileri insanlara böyle bir umut satarak para kazanmayı da amaç ediniyorlar.
Umut tüccarları bizlere diyor ki:
“Siz bildiğiniz gibi yaşamaya devam edin, biz sizin saldığınız tüm bu karbondioksidi atmosferden toplayıp bertaraf etmeyi biliyoruz. Sadece, bu işin teknolojisini gerçekleştirmek için biraz kaynağa ihtiyacımız var.”
Bu tüccarların en önünde de fosil yakıt şirketleri geliyor. Bu şirketler iklim krizi nedeniyle aslında 10 yıl içerisinde tüm işlerini bırakmak zorunda olduklarının bilincindeler. Ancak bunu yapmaktansa diyorlar ki:
“Siz bizden petrol almaya devam edin, bunun için sizin paranızı güzelce alalım. Ama bu da yetmez, devlet de bize milyarlarca dolar versin ki sizin para verip aldığınız petrolü yaktığınızda saldığınız karbondioksidi de atmosferden geri toplayalım.”
Beş yaşındaki çocuğa anlatsanız bunu, herhalde “aynı işi yapmanın başka bir yöntemi yok mu?” diye soracaktır. Evet, bir yöntemi var:
Bu şirketlerin dediğini yapmaktansa, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak.
Çözüm çok kolay, ancak ne yazık ki gözümüzün önünde gerçekleşmeyen pek çok pazarlıkla milyarlarca dolar, “havaya daha fazla karbondioksit salabilmemiz için” bu şirketlere veriliyor. Onlar da sözüm ona bu salınan karbondioksidi yakalayıp toprağın altına gömecekleri ya da başka bir amaçla kullanacakları bir yöntem geliştirecekler.
Size bir sır vereyim mi? Biz atmosfere yılda 50 milyar ton karbondioksit salıyoruz.
O kadar karbondioksidi ne bir yere gömebilirsiniz, ne de o kadar karbondioksitten gerekli bir ürün üretebilirsiniz. 50 milyar ton karbondioksidi tekrar işe yarar hale dönüştürmek korkunç miktarda enerji gerektiriyor. Atmosfere karbondioksit salmadan o kadar enerjiyi üretmeyi beceriyor olsaydık, zaten bugün atmosfere karbondioksit salmıyor olurduk. Ama ne yazık ki umut tüccarları devletlere bu umudu pazarlıyorlar, devletler de o umuda güvenerek gerekli adımları atmakta yavaş davranıyorlar. Zaman daralıyor. Umut tüccarlarını bırakıp gerçek çözümlere yönelmenin vakti geldi de geçiyor bile.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yenilenebilir Enerji, İklim Grevi, 'Yeni Nesil Umut Tüccarları'
25 Ağu 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







