1,5 DERECE

Çevreci Geek'ten Görkem Gömeç: "Bireysel seçimlerimizi değiştirmeden çözüleceğine de inanıyorsak birbirimizi kandırıyoruz demektir."
1,5 DERECE

Voiterra - 5 Ekim Angst
Voiterra ile birlikte

Dünya için, karbon nötr moda: Voiterra ANGST olarak yüksek perdeden konuşmaktan kaçınmıyoruz. Gezegenin bugününü etkileyen potansiyel risklerin sorumlularını biliyoruz. Yine de devletlerin, enerji şirketlerinin, hızlı modanın dünyaya verdiği zararın bilinçli tüketiciler olmamız ve bilinçli tercihler yapmamız gerekliliğini değiştirmediğinin farkındayız. Bugün kendi ölçeğimizde yapabileceklerimizin değişime öncü olacağına inanan bir markayı konuk ediyoruz: Voiterra. Voiterra: Herkesi harekete geçmeye, dünya için yapabileceklerimizin daha fazlasını keşfetmeye, havalı ve aynı zamanda bilinçli bir şekilde giyinmeye davet eden Voiterra, kendi hikâyesini bu cümlelerle açıklıyor. "Voiterra, Dünya’mız üzerindeki etkimizi keşfetmemiz ile ilgilidir. Karbon nötr bir marka olarak, her şeyi daha farklı, basitçe şeffaf olarak yapmak için buradayız." Neler var? Voiterra'nın ürün yelpazesinde geleneksel pamuğa kıyasla %46 daha az karbon salımına sebep olan, %91 daha az su kullanan ve üretiminde %62 daha az enerji harcanan organik pamuktan ya da geri dönüştürülmüş pamuktan üretilmiş yalın tişörtler ve açık pastel tonlarıyla dikkat çeken çoraplar yer alıyor. Neden önemli? Global Organic Textile Standart ve Global Recycle Standard sertifikalarına sahip üreticilerle çalışan Voiterra, değer zincirinde yer alan tedarikçilerin sosyal etik denetiminden geçtiği anlamına gelen SEDEX sertifikasına sahip olmasına da dikkat ediyor. Ayrıca marka, doğaya saygılı ham maddelerle en az seviyede tuttuğu çevresel etkilerini Greenstory partnerliğiyle satın aldığı karbon kredileriyle nötrlüyor. Voiterra’nın ardındaki felsefeyi ve Voiterra ürünlerini bu adresten keşfedebilir, Voiterra’yı Instagram’da da bulabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Hükümetler ve şirketler, petrol, doğal gaz ve özellikle fosil yakıtlarla enerji üretimini durdurmazsa iklim krizini çözmek mümkün değil. Fakat eğer bu krizin bireysel seçimlerimizi değiştirmeden çözüleceğine de inanıyorsak birbirimizi kandırıyoruz demektir. Bunu sadece ben değil, Uluslararası Enerji Ajansı’nın mayıs ayında yayımladığı 2050’ye Kadar Net Sıfır: Küresel Enerji Sektörü için Bir Harita adlı raporu da bilimsel bir dille açıklayarak beyan ediyor. 

Neden enerji sektörüne odaklanıyoruz?

Enerji sektörü, fazlası iklim değişikliğine ve küresel ısınmaya yol açan sera gazlarını, insan eliyle en fazla artıran sektör. Öyle ki tek başına sera gazı salımlarının %75’inden sorumlu.

Eğer iklim krizini kontrol edilebilir bir soruna dönüştürmek istiyorsak bu sektörü yeniden düzenlemek, insanlık tarihinin en büyük görevlerinden biri olacak. Bilim insanları kontrol edilebilir sorun seviyesini 1,5 derecelik küresel ısınma olarak kabul ediyor. 2050’ye kadar enerji sektöründen ve mümkünse diğer sektörlerden salınan karbondioksiti net sıfıra ulaştırmaksa küresel ısınmayı 1,5 derece de tutmanın ya da buraya geriye çekmenin ilk adımı olacak.

Kötü bir haber: Küresel ısınma şu anda 1,2 dereceye ulaşmış durumda. O yüzden, karbondioksit salımını bu derece azaltmak, bizim üretimimizden tüketimimize, ulaşımımızdan elektriğimize tamamıyla bir dönüşüm anlamına geliyor. Çünkü insanlığın var olması ve toplumsallığın devamı için yaptığı her şey, bir kaynak ve enerji harcıyor. Bu esnada salınan gazları mümkünse hiç salmamamız, salınanıysa “yakalayarak” aynı seviyede tutmamız bizi net sıfıra ulaştıracak.

İyi bir haber: Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporu, bu değişimin mümkün olduğunu söylüyor. Teknik uygulanabilirlik, maliyet verimliliği ve sosyal kabulü artırırken ekonomik büyümeyi ve enerji kaynaklarını koruyacak bu plan, 2050’de — biraz uğraştırıcı da olsa — net sıfıra ulaşmamızı sağlayabiliyor. Peki nasıl? Detaylar, bir Çevreci Geek sayısında ele alınıyor.

Bireysel ve kolektif değişim

Rapor, her ülkenin seviyesinin, atacağı adımın, karbon yakalama teknolojilerinin ve hatta bireysel seçimlerinin farklı olacağının farkında. Yine de Uluslararası Enerji Ajansı, net sıfıra ulaşmanın, sadece ülkelerin değil, bireylerin de bu konuda bilgilenmesi ve kendisi ile değiştirmesiyle mümkün olacağının tekrar tekrar altını çiziyor.

Hatta net sıfır planının neredeyse %8’inin direkt, %55’inin de hükümetlerin ve finansal kurumların desteğini gerektiren bireysel değişimler olduğu da raporda belirtiliyor:

Kaynak: Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)


Bireysel değişimler, aşırı ve verimsiz enerji kullanımımızın azaltılması, ulaşım seçeneklerinin değişmesi ve kaynak verimliliği kazanımları olarak üç başlıkta ele alınıyor. Düşük oda sıcaklıklarına alışmak, lambaları söndürüp enerji tasarrufunu alışkanlık hâline getirmek, bisiklete binmek, yeni kaynaklara talebin azalması gibi değişiklikler, yapabileceklerimizin yalnızca birkaçı. 

Elbette bu değişimlerin büyük bir kısmı finansal kurumların daha iyi teknolojilere yatırım yapması, hükümetlerin yasal adımlar atması ve altyapı tercihlerinin değişmesi anlamına da geliyor. Yani yatırım alarak geliştirilmiş daha iyi bir batarya teknolojisini kullanan trenlerin kullanıldığı, tren ağlarının desteklenerek genişletildiği, hava yolculuğundan caydırılan bir sistemden bahsediyoruz. 

Dolayısıyla bu tarz değişimler için kolektif katkı, çözümün %75’lik kısmını oluşturuyor. %25’lik bir kısımsa evimizde, gönüllü olarak yapılan, lambayı kapatmak ve doğal gazı kısmak gibi enerji tasarrufu alışkanlıklarından oluşuyor.

Sistem değişikliği, şimdi

Direkt ve dolaylı olarak değişimin %63’ünde pay sahibi olan bireylerin, bu değişimleri yapacak kapasiteye sahip olup olmadığıysa ayrı bir soru. Var olan altyapılar, şehirleşme seviyeleri, iklimsel engeller ve tabii ki ekonomik zenginlik burada çok değişken bir veri oluşmasına sebebiyet veriyor.

2020 yılında hâlâ 790 milyon insanın elektriğe ulaşamadığı, 2,6 milyar insanınsa yemeklerini pişirirken kömür ve odun gibi “kirli” tekniklerini kullandığı bir dünyadayız. Her ne kadar enerji sektörünü değiştirmeye çalışsak da temiz kaynaklara ulaşamama durumunun sadece ekonomik bir zorluk değil, sağlık, eğitim ve cinsiyet eşitliğinin de önüne geçen bir engel olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bu nedenle daha gelişmiş ülkelerdeki aşırılığın ve verimsizliğin önüne geçilmesi kadar, enerji dönüşümünün adil bir şekilde yapılması ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda toplumsal eşitlik çerçevesinde küresel ve ulusal planların yaratılması gerekiliyor.

Önümüzde küresel ısınma iki dereceye çıkması ihtimaliyle bilim insanlarının bile “Biz de tam ne olacağını bilmiyoruz,” dediği, sonuçlarının iyi olmayacağına emin olduğumuz bir kriz var. O hâlde tekrarlayalım: Elimizde teknoloji var, eksik olan politik irade.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 05: İKLİM KÜLTÜRÜNÜ KİM YARATIYOR?

İklim aciliyeti meselesini iklim kültürüne dönüştürebilir miyiz? Z kuşağı iklim kültüründe nasıl bir rol oynuyor? Gelecek vegan mı?

05 Eki 2021

Voiterra ile birlikte
ANGST 05: İKLİM KÜLTÜRÜNÜ KİM YARATIYOR?

YAZARLAR

Görkem Gömeç

Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkiler lisansından sonra, İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilir Kalkınma üzerine yüksek lisans yaptı. 7 yıllık içerik üretme deneyimini Çevreci Geek ve Yeşil Öneriler ile sürdürüyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?

İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Metin V. Bayrak

·

04 Eki 2026

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?