Azalt, yeniden kullan, dönüştür: Sürdürülebilir gardırop tüyoları


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Dünyanın dört bir yanında eş zamanlı olarak yaşanan aşırı hava olayları, yangınlar ve ardı ardına kırılan sıcaklık rekorları iklim krizinin yıkıcı etkilerini istesek de istemesek de gündemimizin üst sıralarına taşıyor. İklim krizi kaynaklı felaketler, dünya üzerindeki yaşamı tüm canlılar için bilim insanlarının öngörülerinden daha hızlı ve yoğun bir şekilde tehdit ediyor.
Bu yıl Antarktika buzullarında yaşanan endişe verici düşüş, Brezilya’da yaşamı felç eden sıcak hava dalgası, yakın zamanda Florida, Romanya ve İspanya’da yaşanan ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan seller, normalde Ekim ayının başında beyaza bürünen ikonik Fuji Dağı’na ilk karın Kasım ortasında düşmesi akla gelen ilk olağandışı ve endişe verici doğa olayları arasında yer alıyor.
- IPCC’nin beş yıllık verilerini biraraya getirdiği AR6 raporuna göre Paris Anlaşması’nda belirlenen 1,5 derecelik kritik ısınma eşiği içinde kalmak için insan kaynaklı emisyonları 2030 yılına kadar en az yüzde 43, 2030 yılına kadar ise yüzde 60 oranında azaltmamız gerekiyor.
Bu hedefe ulaşmak istiyorsak küresel olarak her sektörde acil ve yapıcı önlemler almak durumundayız. Önlem almamız gereken sektörlerin başında ise tüketim çılgınlığının odak noktalarından olan moda endüstrisi geliyor. Başta hızlı moda sektörü olmak üzere, tekstil endüstrisi insan kaynaklı tüm karbon emisyonlarının onda birinden sorumlu. Bu miktar; Fransa, Almanya ve İngiltere’nin toplam karbon salımından daha fazla. Hâl böyle olunca bizlerin de tüketiciler olarak sürdürülebilir moda kavramını hayatımıza adapte etmemiz oldukça kritik.
Sürdürülebilir moda nedir?
2000 yılında 58 milyon ton olan küresel tekstil üretimi, 20 yılda neredeyse iki katına çıkarak 2020 yılında 109 milyon tona ulaştı. 2030 yılında bu miktarın, 153 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Ancak, üretilen tekstil ürünlerinin yüzde 87’si çöpe atılıyor, atılan ürünlerin ise yalnızca yüzde 1'i geri dönüştürülüyor. Ortalama bir tüketici, 15 yıl öncesine kıyasla yüzde 60 daha fazla giysi satın alıyor.
Sürdürülebilir moda kavramı; ekolojik, etik ve sosyal açıdan sorumlu bir giyim tedarik zincirini ifade ediyor. Bu kavramın peşinden gidenler hem tekstil endüstrisini hem de tüketicileri hızlı moda modelinden uzaklaştırarak; kaynak bulma, üretim, dağıtım, pazarlama ve tüketimde sürdürülebilir uygulamalara yönlendirmeyi hedefliyor. Biz tüketicilerin sorumluluğu ise yeni moda trendlerinin de etkisiyle çevresel etkisi giderek artan moda sektörüne yaklaşımımızı sorgulamak ve değiştirmek oluyor. Bunun en basit ve etkili yolu ise sürdürülebilir bir gardıroba sahip olmaktan geçiyor. Peki, gardırobumuzu dönüştürmek için neler yapabiliriz?
Zamansız parçaları tercih edin
Sevdiğimiz markaların yeni sezon parçalarına tamamen kayıtsız kalmak, çok gerçekçi bir hedef olmaz. Araştırmalar, bir giysinin yaşam döngüsünün 100-200 kez giymeye elverişli olduğunu, ancak giysilerin yalnızca az bir kısmının gardıroplarımızda bu kadar uzun süre kaldığını gösteriyor. Bu yüzden, yeni bir kıyafet satın almadan önce kendinize şu soruyu sorun:
"Satın aldığım bu parçayı kaç kez giyerim?"
Yıl içinde defalarca kez giymeyeceğiniz ve uzun yıllar dolabınızda barındırmayacağınız giysileri satın almayın. Aynı kuralı aksesuar ve ayakkabılarınız için de uygulayın. Dolabınızda var olan kıyafetleri farklı parçalarla kombinleyerek olabildiğince sık giymeye özen gösterin.
İkinci el ve vintage parçaların peşine düşün
Vintage dükkanlarını gezmek ve bir başkasının artık ihtiyacı olmayan parçalar arasından seçim yapmak hem zevkli hem de doğa dostu bir alışkanlık. Vintage ya da ikinci el giysiler satın alarak, moda sektörünün karbon ayak izi bol olan hammadde çıkarma, kumaş dokuması, giysi üretimi, paketlenmesi ve satışı gibi süreçlerinin tümünü atlayabilirsiniz. Hoşunuza gidecek ikinci el giysileri, vintage dükkanlara ek olarak internet üzerinden satış yapan platformlarda ya da ikinci el pazarlarda bulabilirsiniz.
Kendi sürdürülebilir markalar listenizi yapın
Konu moda olduğunda, herkesin benimsediği bir tarz ve kendini yakın hissettiği giyim markaları mutlaka vardır. Düzenli alışveriş yaptığınız markaları listeleyin ve üretim süreçlerini, hammadde kaynaklarını inceleyin. Çevresel yaklaşımını beğenmediğiniz markaların yerine, sürdürülebilir moda pratiklerine önem veren markaları tercih etmeye çalışın. Adil üretim koşullarında, sürdürülebilir malzemeler kullanarak üretim yapan yerel markaların peşine düşün.
Fazlalıkları değerlendirin
Bedeni uymayan ya da sıkıldığınız, giyilebilir durumda olan kıyafet ve aksesuarları bağışlayın ya da sevdiklerinizle paylaşın. Giyilemeyecek durumda olanları geri dönüşüme yollayın. Artık birçok belediyenin kıyafet bağış ve geri dönüşüm programları bulunuyor. Bu uygulamaları takip edebilir ya da oturduğunuz bölgedeki ikinci el mağazalarıyla konuşup değiş-tokuş yapabilirsiniz.
Giysilerinize iyi bakın
Sürdürülebilir bir yaşam sürmenin en etkili yolu, satın aldığınız ürünlerin etiketini incelemektir. Bu alışkanlığı sadece gıda alışverişlerinizle sınırlamayın, kıyafet alışverişlerinizde de uygulayın. Öncelikle, etikette giysinin üretildiği materyali kontrol edin. Doğada insan beyninden en yüksek dağların zirvesine, insanlığın adım atmadığı egzotik adalardan bulutlara kadar her yerde bulunan mikroplastiklerin temel kaynağı olan naylon ve polyester oranı yüksek giysilerden uzak durmaya çalışın. Bir çamaşır makinesinde polyester bir giysi yıkanırken, 700 bin civarı mikroplastik parçacığının suya karışabileceğini unutmayın. Organik ya da doğal malzemeler kullanılarak üretilen parçaları tercih etmeye çalışın.
Giysinin bakım talimatları ise etikette dikkat etmeniz gereken kısımlardan bir diğeri. Kıyafetlerinizi etikette belirtilen ibareler doğrultusunda saklayın, yıkayın ve kurutun. Yüksek sıcaklıklarda, sert kimyasallar içeren deterjanlarla yıkamanın giysilerin ömrünü kısalttığını da unutmayın. Küçük bir delik ya da yırtığı olan kıyafetlerinizi hemen bir kenara atmayın, onarmayı deneyin. Böyle bir kabiliyetiniz yoksa bir terzinin yardımına başvurun.
- Okuma önerisi: Moda Praksisi | Otto Von Busch |Yeni İnsan Yayınları
Otto Von Busch’un Moda Praksisi’nde, üzerinde hiç kafa yormadığımız kötülüklerin iş birlikçisi olabileceğimiz gibi rahatsız edici bir gerçekle yüzleşmemiz gerektiğini söyleyen Hannah Arendt’in görüşleri üzerinden, politika ve modanın temel bazı güçleri ve ortak yanları tartışılıyor. Moda ve alışveriş alışkanlıklarınızı sorgulamaya bu kitabın eşliğinde başlayabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Trump'ın zaferi, beraberinde iklim kriziyle mücadelenin çöküşünü getirecek mi? Bilim insanları 1,5 derecelik kritik ısınma eşiğini bu yıl aşacağımızı düşünüyor.
09 Kas 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.




