

Architecht’ten yeni nesil açık bankacılık ve API yönetim platformu: Airapi
Yeni nesil açık bankacılık ve API yönetim platformu Türkiye ve yurt dışında birçok banka ve finans kurumunun teknolojik altyapı süreçlerini tasarlayan Architecht , Airapi ürünüyle yeni dönemde servis modeli bankacılık hizmeti vermek…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Verilere göre bankacılılık sektörünün aktif büyüklüğü 13,1 trilyon TL’ye ulaşırken yıl sonuna göre büyüme oranı %42,2 oldu. Sektörün özkaynakları ise %66,5 artışla 1,2 trilyon TL’ye ulaştı.
Aynı dönemde sektörün krediler toplamı %39,5; menkul kıymetler toplamı %44,2; mevduat hacmi ise %51,8 oranında artış gösterdi. Sektörün toplam kredi büyüklüğü 6,8 trilyon TL olurken, mevduat hacmi ise 8 trilyon TL eşiğini aşarak 8,1 trilyon TL oldu.
Sektörün toplam kredi hacminin %22,8’i imalat sanayiine tahsis edilirken, imalat, ticaret ve inşaat sektörlerinin toplam kredi pastasından aldığı pay %43,5 oldu.
Mevduat bacağında ise yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası cinsinden mevduat hacminin toplam içinden aldığı pay %45,1 seviyesinde. Mevduat kompozisyonu detaylarında ise toplam hacmin üçte birinden fazlasının vadesiz mevduat hesaplarında tutulduğu göze çarpıyor. Bu hacmin büyük kısmı ise döviz ve kıymetli maden mevduatları. Bunun yanında, vadesiz mevduat hariç hacmin %74,5’inin üç aydan kısa vadeli mevduatta tutulduğu görülüyor.
Sektör bilançosunda, menkul kıymetler toplamının 2,1 trilyon TL’ye yükseldiği görülüyor. Bu değer yıllık bazda %75,0’lik bir büyümeye işaret ediyor.
Sektörün yabancı para pozisyonu ise +84,1 milyar TL (döviz varlıklarının döviz yükümlülüklerinden fazla olması durumu) seviyesinde. Bu değer, bir önceki yılın aynı döneminde 49,1 milyar TL seviyesindeydi.
💾 Cep bilgisi: TCMB tarafından yayımlanan yerel ve konsolide bankacılık verilerine göre bankaların döviz varlıkları 2021 yıl sonuna göre %6,2 azalarak 323,2 milyar USD oldu. Banka dışı sektörden olan yabancı para alacakları %6,2 azalışla 186,8 milyar USD'ye gerilerken; toplam yabancı para yükümlülükleri %8,6 azalarak 319,7 milyar USD, banka dışı sektöre olan yabancı para yükümlülükleri ise %11,1 azalarak 235,5 milyar USD olarak kaydedildi.
Rasyolar tarafında, takipteki alacak oranının %2,3 ile stabil seyrediyor. Bunun yanında, ortalama aktif kârlılığının %2,6; ortalama özkaynak kârlılığının ise %34,0 seviyesinde gerçekleştiği görülüyor.
Sektörün sermaye yeterliliğinin güçlü görünümünün de korunduğu görülüyor. Eylül ayı sonu itibarıyla sermaye yeterliliği rasyosu %18,8; çekirdek sermaye yeterliliği rasyosu ise %14,6 olarak gerçekleşti. Bu oranlar, geçen yılın aynı döneminde sırasıyla %17,3 ve %13,3 idi.
Yılın ilk dokuz ayında net faiz gelirleri %216 oranında artan sektörün toplam gelir artışı %237 seviyesinde. Buna karşın faaliyet giderlerindeki artış %80 olarak gerçekleşmiş durumda. Bu durum, kârlılıkta da artışı beraberinde getiriyor.
Sektörün aylık kârı 34,0 milyar TL olurken bu değer bir önceki ayın %23 altında gerçekleşti. Sektörün yıllık kümülatif kârı ise 286,2 milyar TL ile geçen yılın aynı periyoduna göre beş kat artmış durumda.
Bankaların kârları neden artıyor?
Bankacılık sektörü bir süredir yüksek kârlılık vurgusuyla manşetlere taşınıyor. Sektörün kârlılığı birden fazla sebepten etkileniyor ve bu etkilerin bir kısmı da mevcut uygulamalar ve baz etkisi tarafından da destekleniyor.
Kur Korumalı Mevduat uygulaması ile birlikte bankaların fonlama ihtiyacının temelini oluşturan mevduat hesaplarına ödedikleri faiz oranı sınırlanmış durumda. Bunun yanında, politika faizindeki düşüş, bankaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan yaptıkları kısa vadeli fonlama maliyetlerini de aşağı çekiyor. Buna karşın, kredi koşullarındaki sıkılaşma eğilimi sebebiyle artan kredi faizleri (diğer bir ifadeyle artan kredi-mevduat makası) ve borçlanma maliyetinin üzerinde getiri sağlayan menkul kıymet portföyü bu görünümü destekliyor. Menkul kıymet portföyü içindeyse enflasyona endeksli varlıklar da enflasyonist ortamda kârlılık görünümünü destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Bunların yanında, geçtiğimiz yıl yaşanan kur şokunun da yıllık bazdaki kâr artışı üzerinde önemli etkisi mevcut.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Avro Bölgesi'nde enflasyon rekor kırarak çift hanelere tırmanıyor. Bankalar rekor kâr açıklıyor. BDDK’nın kredi kullanımı düzenlemesi devreye giriyor.
01 Kas 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.



