

Architecht’ten yeni nesil açık bankacılık ve API yönetim platformu: Airapi Yeni nesil açık bankacılık ve API yönetim platformu Türkiye ve yurt dışında birçok banka ve finans kurumunun teknolojik altyapı süreçlerini tasarlayan Architecht , Airapi ürünüyle yeni dönemde servis modeli bankacılık hizmeti vermek isteyen bankalar için öne çıkıyor. Nedir? Bankaların ve çeşitli finansal kuruluşların sahip oldukları API’leri tüm kullanıcılara tek bir platform üzerinden güvenli ve yönetilebilir şekilde paylaşmalarını sağlayan Airapi, PSD2 uyumlu API gateway çözümü ve entegre bir API yönetim platformu olarak konumlanıyor. Airapi ’de, özellikle API’lerini dışarı açarak servis bankası konumunda hizmet sunan bankalar için oldukça önemli bir ihtiyaç olan; “API kullanım oranlarını takip etme” ve “API’lerini ücretlendirme” gibi çeşitli özellikler barınrıyor. Açık bankacılık konusunda 3 temel standart olarak kabul edilen; UK Open Banking, Berlin Group ve TCMB Açık Bankacılık standartlarıyla uyumlu çalışan Airapi, finansal kuruluşların yerine getirmesi gereken yasal zorunlulukları ve teknik ayrıntıları takip ederek kullanıcıların regülasyonel uyum yükünü azaltmasıyla dikkat çekiyor. Airapi’nin başlıca faydaları: Açık bankacılık regülasyonlarıyla yüzde yüz uyumlu altyapı SaaS lisans modeliyle paradan ve zamandan tasarruf Servis modeli bankacılığa geçiş imkânı Tek platformla güçlü ve güvenli API yaşam döngüsü yönetimi Kullanıcı dostu arayüzlerle kolayca API geliştirme Teknik yeterlilik ve entegrasyon gereksinimlerini azaltma Kurulum esnekliği ve operasyonel verimliliği arttırma Detaylı bilgi için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Verilere göre bankacılılık sektörünün aktif büyüklüğü 13,1 trilyon TL’ye ulaşırken yıl sonuna göre büyüme oranı %42,2 oldu. Sektörün özkaynakları ise %66,5 artışla 1,2 trilyon TL’ye ulaştı.
Aynı dönemde sektörün krediler toplamı %39,5; menkul kıymetler toplamı %44,2; mevduat hacmi ise %51,8 oranında artış gösterdi. Sektörün toplam kredi büyüklüğü 6,8 trilyon TL olurken, mevduat hacmi ise 8 trilyon TL eşiğini aşarak 8,1 trilyon TL oldu.
Sektörün toplam kredi hacminin %22,8’i imalat sanayiine tahsis edilirken, imalat, ticaret ve inşaat sektörlerinin toplam kredi pastasından aldığı pay %43,5 oldu.
Mevduat bacağında ise yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası cinsinden mevduat hacminin toplam içinden aldığı pay %45,1 seviyesinde. Mevduat kompozisyonu detaylarında ise toplam hacmin üçte birinden fazlasının vadesiz mevduat hesaplarında tutulduğu göze çarpıyor. Bu hacmin büyük kısmı ise döviz ve kıymetli maden mevduatları. Bunun yanında, vadesiz mevduat hariç hacmin %74,5’inin üç aydan kısa vadeli mevduatta tutulduğu görülüyor.
Sektör bilançosunda, menkul kıymetler toplamının 2,1 trilyon TL’ye yükseldiği görülüyor. Bu değer yıllık bazda %75,0’lik bir büyümeye işaret ediyor.
Sektörün yabancı para pozisyonu ise +84,1 milyar TL (döviz varlıklarının döviz yükümlülüklerinden fazla olması durumu) seviyesinde. Bu değer, bir önceki yılın aynı döneminde 49,1 milyar TL seviyesindeydi.
💾 Cep bilgisi: TCMB tarafından yayımlanan yerel ve konsolide bankacılık verilerine göre bankaların döviz varlıkları 2021 yıl sonuna göre %6,2 azalarak 323,2 milyar USD oldu. Banka dışı sektörden olan yabancı para alacakları %6,2 azalışla 186,8 milyar USD'ye gerilerken; toplam yabancı para yükümlülükleri %8,6 azalarak 319,7 milyar USD, banka dışı sektöre olan yabancı para yükümlülükleri ise %11,1 azalarak 235,5 milyar USD olarak kaydedildi.
Rasyolar tarafında, takipteki alacak oranının %2,3 ile stabil seyrediyor. Bunun yanında, ortalama aktif kârlılığının %2,6; ortalama özkaynak kârlılığının ise %34,0 seviyesinde gerçekleştiği görülüyor.
Sektörün sermaye yeterliliğinin güçlü görünümünün de korunduğu görülüyor. Eylül ayı sonu itibarıyla sermaye yeterliliği rasyosu %18,8; çekirdek sermaye yeterliliği rasyosu ise %14,6 olarak gerçekleşti. Bu oranlar, geçen yılın aynı döneminde sırasıyla %17,3 ve %13,3 idi.
Yılın ilk dokuz ayında net faiz gelirleri %216 oranında artan sektörün toplam gelir artışı %237 seviyesinde. Buna karşın faaliyet giderlerindeki artış %80 olarak gerçekleşmiş durumda. Bu durum, kârlılıkta da artışı beraberinde getiriyor.
Sektörün aylık kârı 34,0 milyar TL olurken bu değer bir önceki ayın %23 altında gerçekleşti. Sektörün yıllık kümülatif kârı ise 286,2 milyar TL ile geçen yılın aynı periyoduna göre beş kat artmış durumda.
Bankaların kârları neden artıyor?
Bankacılık sektörü bir süredir yüksek kârlılık vurgusuyla manşetlere taşınıyor. Sektörün kârlılığı birden fazla sebepten etkileniyor ve bu etkilerin bir kısmı da mevcut uygulamalar ve baz etkisi tarafından da destekleniyor.
Kur Korumalı Mevduat uygulaması ile birlikte bankaların fonlama ihtiyacının temelini oluşturan mevduat hesaplarına ödedikleri faiz oranı sınırlanmış durumda. Bunun yanında, politika faizindeki düşüş, bankaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan yaptıkları kısa vadeli fonlama maliyetlerini de aşağı çekiyor. Buna karşın, kredi koşullarındaki sıkılaşma eğilimi sebebiyle artan kredi faizleri (diğer bir ifadeyle artan kredi-mevduat makası) ve borçlanma maliyetinin üzerinde getiri sağlayan menkul kıymet portföyü bu görünümü destekliyor. Menkul kıymet portföyü içindeyse enflasyona endeksli varlıklar da enflasyonist ortamda kârlılık görünümünü destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Bunların yanında, geçtiğimiz yıl yaşanan kur şokunun da yıllık bazdaki kâr artışı üzerinde önemli etkisi mevcut.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Avro Bölgesi'nde enflasyon rekor kırarak çift hanelere tırmanıyor. Bankalar rekor kâr açıklıyor. BDDK’nın kredi kullanımı düzenlemesi devreye giriyor.
01 Kas 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.



