Geçmişe takılmadan, günü kaçırmadan: Özgün Semerci

“Pop-punk’ın serdengeçtisiyim diyebilirim.”
Geçmişe takılmadan, günü kaçırmadan: Özgün Semerci

Fişekhane - 19 Eylül Pazar
Fişekhane ile birlikte

Fişekhane’de bir başka sonbahar Okula ve şehre dönüşün başladığı sonbaharda yaz ruhunu korumak isteyenleri İstanbul’un en heyecan verici buluşma noktalarından biriyle, Fişekhane’yle tanıştıralım. Fişekhane? "Kahverengi tabelayı" almaya hak kazanarak İstanbul’un tarihî yerleri listesine giren Fişekhane, küresel standartlara uygun biçimde gerçekleştirilen restorasyonu sonrası 200 yıla yaklaşan geçmişiyle şehir yaşamına ayrı bir soluk getiriyor. Fişekhane; açık alanları, kültür sanat mekânları, gurme restoranlarıyla "iyi yaşam" kavramının önemli bir temsilcisi oluyor. Neler var? Fişekhane’de geçtiğimiz yaz boyunca süren açık hava sineması ve açık hava mini konserleri, yaz sonunda yerini Ajda Pekkan, Edis, Selami Şahin, Şevval Sam, Berkay, Serdar Ortaç, Buray gibi isimleri ağırlayan Fişekhane Deniz Konserleri’ne bıraktı. Sırada 24 Eylül Mor ve Ötesi, 25 Eylül Sertab Erener ve 1 Ekim Erol Evgin konserleri var. Eylül takvimi: Local Makers Türkiye iş birliğiyle 19 Eylül’de başlayacak olan Lokal Tasarım Festivali, Türkiye’den birçok çevre dostu ve sürdürülebilir markayı ve tasarımcıyı konser, söyleşi, atölye gibi yan etkinliklerle ağırlayacak. Eylülün her pazar gününü bisikletçilere adayan Fişekhane’de Bisiklet Festivali’yle bisikletçiler şehre dönüşü kutlayacak. Gastronomi ve kültür sanat: Ünlü şef Murat Bozok’un Ferida’sının ve Ömür Akkor’un Zennup 1884’ünün yanı sıra Akdeniz ve Lübnan mutfağını Fişekhane’ye taşıyan Al Hallab ve "meyhanenin en şık hâli" mottosuyla İstanbul’daki ilk şubesini Fişekhane’de açan Rupa; İstanbulluların özel lezzetleri deneyimleyebilecekleri adresler olmayı vadediyor. Ayrıca Contemporary Istanbul Vakfı’nın sergileri ve sahne sanatlarının en iyileri yine Fişekhane ziyaretçileriyle buluşuyor. Nerede? 19'uncu yüzyılın ilk yarısında Zeytinburnu Fabrika-i Hümâyûnu bünyesindeki önemli yapılardan biri olarak inşa edilen Fişekhane; İstanbul Boğazı'nın tam girişinde yer alan Büyükyalı İstanbul'daki sosyal yaşamın kalbini oluşturuyor. Fişekhane’deki etkinliklere dair bilgi için buraya göz atabilir, Fişekhane’yi Instagram’dan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Sezen Aksu ’88: Özgün Semerci’nin Yalova’da geçen çocukluğundan aklında kalan ilk sesler. Ben de benzer yaşlarda, Gebze’de bir evin salonunda, koltukların üstünde zıplayarak Sarışınım'ı söylüyorum. Tatil albümleri başka — arabanın teybinde Kayahan ve Levent Yüksel var. “Klasik tatil albümü,” diyor Med Cezir için. Beni Bırakın'ın sözlerini “Sustu hain dram seli, korkunçlar havalandı,” sandığım yaz günleri geliyor aklıma. Türkçe popun güçlü kollarında güvende olduğumuz yıllar.

Özgün Semerci, HOOD Base


Sevdiğin şeyi bul ve orada kal: “Kurt Cobain öldükten sonra,” diyerek 1994 yılına işaret ediyor, “başka bir punk ortaya çıkıyor.” Birkaç yıl rötarla keşfettiği The Offspring'den Smash, Green Day'den Dookie ve Rancid'in albümleri Özgün’e punk ve alt türlerinin kapılarını açıyor. O dakikadan sonra hedef, üniversite için İstanbul’a gidip bir punk grubu kurmak. Nakarata giden bir verse gibi ulaşıyor hedefine. “’99 Eylül’de Yıldız Teknik Üniversitesi yurduna giriş yaptım, kasımda sahnedeydik,” diye özetliyor durumu. Pop-punk sevgisi belirli yaşlara ait, gelip geçici bir heves değil. “Pop-punk’ın serdengeçtisiyim,” diyecek kadar sadık bu türe. Zaten bir müziği sevmek, bir döneme saplanıp kalmak anlamına gelmiyor. Özgün’e göre bunu en iyi metalciler biliyor.

Second: Özgün Semerci’nin Türkiye punk sahnesinde iz bırakan grubu Second’ı düşünmek benim için biraz da 2000’lerin cıvıldayan Beyoğlu mekânlarını anımsamak demek. Ankara, Eskişehir, İzmir’den gelen punk gruplarının peşinde gezilen konserler, fotokopiyle basılmış biletler ve bir topluluğa ait olma hissi — Özgün o yılları hatırlarken nostaljiye düşmemekten yana. “Peyote açılana kadar Taksim’de kendi müziğini yapan grup yoktu,” diyor. “Şu an özgün gruplar açısından çok daha zengin bir dönemdeyiz.” Eskiye dair hiçbir şeyin övülecek bir yanı olmadığını söylüyor. Bir ürün olarak nostaljiyi reddediyor. Derdi, günü kaçırmamak. Second, bunu yapmayı başarıyor. Sekiz yıl aradan sonra 1 Ocak 2021’de yayımladığı Aklımda Bi Kördüğüm teklisi TikTok’ta çok paylaşılıyor ve tıpkı 2000’lerde olduğu gibi, 10’lu yaşlarını süren dinleyicileri şıp diye buluveriyor.

Özgün Semerci, HOOD Base


Banjoyla tanışma: Banjo sesi bana adımların ritmini, yolları çağrıştırıyor. Şehirle değil, doğayla iç içe bir yanı var. İcat edildiğinden beri büyük değişimlere uğramamış, belirli melodileri çalmak üzere gelişmiş enstrümanda Özgün’ü çeken ne? “Banjo müziği Amerikan country dinlemeye alıştığımda şunu anladım: Nirvana bir folk grubu. 70 yıllık bir clawhammer banjo kaydı dinliyorsun, resmen Nirvana şarkısı! Benim banjoda bulduğum hikâye bu büyük ihtimalle,” diye merakımı gideriyor. Banjoyla tanışması, aslında Second'la yıllar önce kaydetmeyi düşündükleri Aklımda Bi Kördüğüm şarkısı vesilesiyle oluyor. 2016 tarihli Bulandı Sularım teklisiyle başlayan Özgün Semerci diskografisinin alametifarikası bu ses. Kararlı bir yapısı yok, kayda aktarılması da bu yüzden zor. Kendine özgü bir sinematografisi olduğunu söyleyebilirim, alaca karanlığın lacivertine yakıştırıyorum. Bu yazıyı yazdığım saatler gibi.

Anahtar: Özgün, müzik dinlemeyi yapmaktan daha çok ciddiye alan biri. Şarkılarını çoğunlukla bir çırpıda yazıyor, önemsemeden söz yazmanın gücünü yadsımıyor fakat ne söylediğinin önemli olduğunun da farkında. Acaba onun açacağı kapıdan nereye çıkacağız? Billy Bragg ve Joe Glazer isimlerini veriyor hemen. Sendika şarkıları söyleyen, sol görüşlü iki aktivist müzisyen. Şarkılarındaki her kelimenin hayatta somut bir karşılığının olması etkilemiş Özgün’ü. Bir kişinin söylediği şarkılarla insanları etrafına toplayıp etki yaratmasına tanık olmamızı istiyor. Müziğin “eyleme geçirme” gücünü seviyorum — ister kitlesel bir hareket olsun ister kişisel bir manevra.

Özgün Semerci


Bis: Uzun zamandır müziğini, birkaç yıldır da kendisini tanıdığım Özgün Semerci’den çok sevdiğim iki şarkısının — Mucize ve Kaygı — hikâyesini öğrenmek yanıma kâr. Geçmişe bakmaktaki isteksizliğinde kendim için de ferahlatıcı bir şey buluyorum. Olmuş olanı bırakmak daha kolay görünüyor. Çok güldüğüm bu cümlesi, artık her 90’lar konusu geçtiğinde aklıma gelecek galiba: “Sadece bira ucuzdu diye 90’ların köpeği mi olalım?”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

Keşif Sahnesi #3: Özgün Semerci

Özgün Semerci'yle sahneye doğru atılan adımları hatırlıyor, pop-punk deryasından banjo ovalarına uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz.

19 Eyl 2021

Fişekhane ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Yaren Serra Akgün

·

29 Eyl 2026

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

Müge Turan

·

28 Eyl 2026

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'