Bir nefesin içinde kaç partikül var?

Hava kirliliği bugün karşılaştığımız en çetrefilli ve yaygın çevre problemlerden biri. Özellikle de bir “şehir” problemi.
Bir nefesin içinde kaç partikül var?

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Hava kirliliğinin neden olduğu hastalıkların, her yıl yaklaşık 8 milyon şehirlinin erken ölümüne sebep olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı, dünya çapında yaşanan tüm ölümlerin yaklaşık %16'sını oluşturuyor. Yani hava kirliliği; trafik kazalarından ortalama dört kat, tüm savaşların ve diğer şiddet yöntemlerinin toplamından ortalama 15 kat daha fazla ölümden sorumlu. Durum böylesine ciddiyken hava kirliliğinden öyle alelade, sanki günlük hayatımızın sıradan bir parçasıymış gibi söz etmek, onu normalleştirmek ya da adını bile anmamak içime sinmiyor. Üstelik bir pandeminin ortasındayken ve tüm bunlar aslında tamamen antropojenik etkilerken… 

Neye kirli hava diyoruz? Temiz Hava Hakkı Sözlüğü’ne göre, “içinde insan sağlığına ve diğer canlılara zarar verecek seviyede istenmeyen madde bulunan hava”, kirli diye tanımlanabilir. Çoğu zaman fark etmediğimiz partikül maddeler; karbon monoksit, kükürt dioksit, azot oksitler ve kurşun başlıca hava kirleticiler. Bu kirliliğin büyük çoğunluğundan da fosil yakıtlar ve biyokütle yakma sorumlu. Partikül madde (PM10); 10 μm, yani 10 mikrometreden küçük hava kirletici maddelere deniyor. Tek bir kum tanesinin çapının 50 μm, insan saçınınsa 70 μm olduğunu düşünürsek PM10’un ne kadar gözle göremediğimiz bir tehdit olduğu daha net anlaşılabilir. 

Maliyeti: Bu boyundan büyük işlere kalkışan zehirler, kömür-dizel yakılan süreçlerden, endüstriyel faaliyetlerden, trafikten ve şehirlerde toza neden olan kaynaklardan soluduğumuz havaya karışıyor. PM10; solunum hastalıkları ve kronik bronşit, konjestif kalp yetmezliği, vasküler problemler, astım, akciğer kanseri, felç ve doğurganlık sorunlarına kadar varan hastalıkların nedenleri arasında gösteriliyor. Arsenik, asbestos ve benzen gibi diğer hava kirleticiler çok çeşitli toksik kimyalları içeriyor fakat bu grupta yer alan kirleticilerin sebep olabileceği hastalıklar ve etkileri üzerine henüz fazla bilgi sahibi değiliz.

İstanbul’un havası: Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı 2020 Kara Rapor’a göre İstanbul; 2017 yılından beri Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölüm sayısının en yüksek olduğu şehir. Bu veriye rağmen yaklaşık 15 milyonun içine sığdığı, yaşayan bir dev olarak İstanbul’un en kalabalık ilçelerinde hava kalitesinin yeterli düzeyde izlemeyi sağlayacak verileri maalesef edinemiyoruz. Çünkü toplam 39 ilçede 2018 yılında 23, 2019’daysa 30 adet ölçüm istasyonu bulunuyordu. Her ne kadar bu artış sevindirici olsa da nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu iki ilçe olan Gaziosmanpaşa ve Güngören’de hâlâ hava kalitesi ölçüm istasyonu yok. Ayrıca nüfus yoğunluğu yüksek olan Bayrampaşa ve Bağcılar gibi ilçelerde de hava kalitesi ölçüm verisi mevcut değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait ölçüm istasyonlarının bulunduğu Aksaray, Esenler, Göztepe, Kadıköy, Yenibosna gibi geçmiş yıllarda yüksek hava kirliliği yaşanan ilçelerde 2019 yılında hava kalitesi düzelirken Kâğıthane, Alibeyköy ve Sultangazi istasyonlarında ulusal sınır değerlerinin iki katını bulan kirlilik düzeylerine ulaştığı da yine Kara Rapor’un bize verdiği kara haberlerden. 

İyi haber (?): Yine de rapor bize sadece kara haber vermiyor. 2019 yılında, İstanbul’da PM10 ortalamasının önceki yıllara göre düşerek mevzuat seviyesine yaklaştığı görülüyor. Fakat bu seviyenin bile Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği kılavuz değerlerin iki katı olduğunu unutmamak gerek. İstanbul’da 2019 yılında genel ortalama iyileşmiş olsa da yıl boyunca Sultangazi ve Mecidiyeköy, Alibeyköy, Kâğıthane’de neredeyse 200 günden fazla kirli hava ölçüldü. 

Ya karantina sonrası?: İBB hava kalitesi ölçüm istasyonları verilerine göre, 1 Haziran’dan sonra normal akışına geri dönen İstanbul’da azotdioksit (NO2) hava kirliliği oranı ilkbahara kıyasla %38 arttı. Araç trafiğinin eski seyrine dönmesi, fabrikaların yeniden çalışmaya başlaması ve insan hareketliliğinin artmasıyla karantina sürecinin başlarındaki iyileşen hava yeniden kirlenmeye başladı

Kaynak
Landrigan, P. J., Fuller, R., Acosta, N. J., Adeyi, O., Arnold, R., Baldé, A. B., ... & Chiles, T. (2018). The Lancet Commission on pollution and health. The Lancet, 391(10119), 462-512.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

⛴️ İstanbul'u İstanbul yapanlar

Ara Güler, Kalender Vapuru, Matrakçı Nasuh, Sultanahmet ve hava kirliliği (?)

08 Kas 2020

⛴️ İstanbul'u İstanbul yapanlar

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni