Bir şehirde bisiklet kültürü

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Bisiklet manifestosu: Bisiklet nedir? Bisiklet hakkında bir manifesto yazan Aydan Çelik’in dediği gibi bisiklet; eşitliktir, özgürlüktür, kardeşliktir, tevazudur, çocukluktur, aylaklıktır, aşktır, bahardır, yazdır, kıştır ve “bi tur versene”dir. Dahası, bisiklet, bir yerden bir yere gitme amacına hizmet eden araçlar içinde en ekonomik olanıdır.
Neden önemli? Bir şehri bisikletle yaşamak, şehrin tüm yapısına, dokusuna, kokusuna, sesine hakim olmak demektir aslında. Öyle ki bireyleri sosyalleştiren ve toplumu özgürleştiren etkin bir araç olan bisikletin şehir içerisindeki az kullanımı, beraberinde şehir hayatına ve şehri yaşayış biçimine olumsuz etkiler yaratabilir. Bisikletsiz bir şehir hayatında, yaşadığımız yer ve çevremizdeki insanlarla bağ kurma yeteneğimizi kaybedebiliriz.
İsim-şehir-bisiklet: “Hangi şehirler bisiklet kullanımı için en iyi ve neden?” sorularını cevaplamak için“Copenhagenize Tasarım Şirketi bir endeks geliştirmiş ve bu endekste dünyanın en iyi bisiklet dostu şehirleri; Kopenhag, Amsterdam, Malmö, Utrecht, Antwerp, Berlin, Ljubljana, Tokyo, Strazburg, Bordeaux olarak belirlenmiş.
Biraz daha detay:
- Kopenhag: Kopenhag'ın bisiklet yolu tasarımının dünyanın en iyisi olduğu düşünülüyor. Şehirde yaşayanların yaklaşık %62’si iş ya da okullarına ulaşmak için bisiklet kullanıyor. Asıl şaşırtan bilgi ise, bu amaçlarla otomobil kullananların oranının %9 olması.
- Bu durum kendiliğinden değil, Danimarka’nın özellikle de başkent ve bağlı belediyelerin 1980’li yıllardan itibaren ortaya koydukları daha çevreci ve kamu sağlığına önem veren politikaların bir sonucu olarak görülüyor.
- Bu durum kendiliğinden değil, Danimarka’nın özellikle de başkent ve bağlı belediyelerin 1980’li yıllardan itibaren ortaya koydukları daha çevreci ve kamu sağlığına önem veren politikaların bir sonucu olarak görülüyor.
- Amsterdam: Şehir nüfusunun %60’ı her gün bisiklet kullanarak yaklaşık 2 milyon kilometre yol kat ediyor. Nüfusun %73’ü en az bir bisiklete sahip. Ayrıca Avrupa’da insan nüfusundan fazla bisiklete sahip olan tek ülke Hollanda: Ülkede 17,5 milyon insan ve 22 milyon bisiklet var.
- Bisikletin Hollanda’da bu kadar tutulmasının ilk nedeni ülkenin düz olması. İkinci nedeni ise ülkenin küçük yüz ölçümü ve yoğun nüfusuna ilişkin. Üçüncü neden ise enerji krizi ve çevrecilik hareketi.

Fotoğraf: Elif Bayram
- Malmö: İsveç’in en büyük şehirlerinden biri olan Malmö, şehir çapında yaklaşık 60 bin bisikletlik park yerine ve 470 kilometre uzunluğunda ayrılmış bisiklet yoluna sahip.
- Malmö’deki yetkililer, uzun zamandır şehirdeki bisiklet trafiğini arttırma yönünde çalışmalar yapıyor. “Anlamsız araba yolculuğuna son” kampanyası sayesinde şehirdeki bisikletli sayısı her geçen gün artmaya başlamış durumda.
- Malmö’deki yetkililer, uzun zamandır şehirdeki bisiklet trafiğini arttırma yönünde çalışmalar yapıyor. “Anlamsız araba yolculuğuna son” kampanyası sayesinde şehirdeki bisikletli sayısı her geçen gün artmaya başlamış durumda.
Rakamlarla bisiklet: Elbette ki bisiklet kullanmanın yararları yalnızca ulaşım ve çevre politikası gibi belirli ve yalıtılmış alanlarda değil; AB’nin sanayi politikası, istihdam, sağlık ve sosyal politikasında da görünüyor. Öyle ki AB ülkelerinde bisiklet kullanımının yarattığı ekonomik değer: 191 milyon avro çevre ve iklim, 63 milyar avro teknoloji, 10 milyon avro sosyal ilişkiler, 3 milyon avro sağlık, 131 milyon avro ekonomi, 50 milyon avro hareketlilik, 15 milyon avro enerji ve doğal ilişkiler, 20 milyon avro zaman kullanımı ve 30 milyon avro kültürel çeşitlilik şeklinde sıralanabilir.
Ayrıca:
- Dünya Bankası’nın tahminlerine göre şu an dünyada 2 milyar adet bisiklet var. 2050 yılı itibarıyla bu sayının 5 milyara ulaşacağı düşünülüyor.
- Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) “Herkes için Bisiklet” manifestosu da bisiklet kullanımının dünyanın her yerinde hava kirliliğinin azaltılması, trafik sıkışıklığının engellenmesi ve halk sağlığının iyileştirilmesi gibi acil sorunlarla mücadelede yardımcı olabileceğini söylüyor.
"Yedi tepeli" şehirde bisiklet: İstanbul, yedi tepeli şehir. Sınırları içinde küçük bir ülkenin nüfusu kadar insan barındıran bir metropol. Trafiğin neredeyse hiç eksik olmadığı bu şehirde bisikletle ufak bir tur yapmak isteyen biri yaklaşık 20 kilometre içinde en az iki yokuş tırmanmak durumunda kalsa da trafikten uzaklaşmak ve şehrin kıvrımlarını yeniden öğrenebilmek için bisiklet, İstanbullulara bir alternatif sunuyor. Fakat şunu da eklemek gerekir ki bir şehirde bisiklet kullanımı ne kadar yaygınsa o kadar güvenli demektir. İstanbul'daki bisiklet kullanım oranlarına ve mevcut yollara bakacak olursak da şehrin bu anlamda güvenli olduğunu söylemek biraz güç. Bu yüzden, kolektif bir bilinç yaratmak ve bisiklet yolları için çözümler aramak hem kısa vadede hem de uzun vadede elzem.
Çözüm çalışmaları: Her ne kadar henüz istenilen kullanım alışkanlığı kazandırılmış olmasa da “Marmara Turu”, BİSTANBUL Projesi, İstanbul Bisiklet Evi, Akıllı Bisiklet Güzergâhı, bisiklet toplulukları, bisiklet rotaları, bisiklet yolları ve de güncel Pop-Up Bisiklet Yolu Projesi gibi birçok fikir bir çözüm arayışının olduğunun ve bir umut olduğunun bir göstergesi olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul, bisiklet sınavında ne kadar geride? Şişli 2020 projesi neydi? Yolu İstanbul'dan geçen seyyahlar, İstanbul için neler söyledi?
20 Ara 2020

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.



