Bira yancıları: Damak temizliği mi kültürel bağ mı?


İrlanda’nın renkli festivallerini The Irish Spirit’le keşfediyoruz
Kuzeybatı Avrupa’daki renkli evreninden tüm dünyayı neşeli kimliğiyle selamlayan İrlanda, en çok St. Patrick günüyle tanınsa da dünyanın dört bir yanından gelen insanları kucakladığı pek çok farklı festivale ev sahipliği yapıyor.
Daha fazlasını öğren →
Tüm yağlı yiyeceklerin her lokmada damağı temizlediğini ve asidik bir birayla iyi gittiğini söyleyen Philip'in Kölsch'ün yanındaki favori eşlikçisi Brisket Sandviç: "Bu tip yağlı yiyeceklerin bira tadını damağınızdan silip süpürecek kadar belirgin tatları olmaması ideal bir eşleşme sunuyor."
Güray'ın favori birası Honey Pepper Ale’de Toroslar’ın aromatik bir salgı balı olarak bilinen sedir balı ve Uzakdoğu mutfağının en önemli baharatlarından Sichuan biberi kullanılıyor. "Malt, şerbetçi otu, su ve mayadan meydana gelen düz biralar kadar daha gastronomik açıdan yaklaştığımız ve yaratıcılığımızı yansıtabildiğimiz biraları da çok seviyoruz. Nihayetinde hem aroma hem de tat olarak oldukça kompleks ve keyifli bir bira ortaya çıkıyor."

Honey Pepper Ale'ın bütünleyicisi kızarmış tavuğun zevkinde
Güray, Frankfurter sosis ve Alman buğday birası örneğinde olduğu gibi, bira ve yemek eşleşmesinde kültürel bağı ön planda tutuyor. Her iki üründe de kullanılan Sichuan biberi sebebiyle yancı olarak Kızarmış Tavuk'u seçiyor. "Hem biradaki baharat tavuğun kaplamasındaki ve sostaki baharatlara başka bir boyut ekliyor hem de balın tatlılığı bütün bu lezzet tecrübesini yumuşatıp birbirine bağlıyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Doğduğu topraklarda bir yabancının öyküsü. Bu hafta apéro'da: Anadolu'da yazılan kraft bira kültürünün dününü, bugünü ve yarınını konuşuyoruz. Fikir, sanat ve zanaatin birleşimindeki incelikler işin ustasından.
21 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




