

Pastavilla Bronz Kalıp Serisi ile lezzeti katla
Pastavilla Bronz Kalıp Serisi , özel yüzeyi sayesinde sosları üzerinde sıkıca tutuyor, makarnaların lezzetine lezzet katıyor. Nefis makarna tariflerine giden yolda Bronz Linguine, Rotini ve Rigatoni makarna çeşitleriyle makarnaseverlerle…
Daha fazlasını öğren →
Reçete: Yıldız Şahinler
Malzemeler
- ½ paket Pastavilla Bronz Kalıp Rotini
- 1 çiçek brokoli
- 1 demet fesleğen
- 2-3 diş sarımsak
- ½ su bardağı zeytinyağı
- ½ limonun suyu
- Tuz, karabiber, pulbiber
- ½ su bardağı haşlanmış bezelye
- 2 yemek kaşığı krem peynir
- 3 yemek kaşığı kavrulmuş kabak çekirdeği
Yapılışı
- Brokoli dallarına ayrılıp kaynayan suda 2-3 dakika haşlanır. Yeşil rengini koruması için haşladıktan hemen sonra su ve buz dolu bir kaba koyup çıkarılır.
- Makarna bol suda haşlanıp süzülür. Makarnanın haşlama suyunu atmayın.
- Haşlanmış brokoli, dallarıyla birlikte fesleğen, sarımsak ve kabak çekirdekleri mutfak robotunda iyice çekilir. Zeytinyağı eklenip karıştırılır.
- Tavaya yeşil sos, krem peyniri, 1-2 kepçe makarna suyu eklenip karıştırılır. Sos hafifçe ısıtılır.
- Haşlanmış bezelyeler, lezzetini ayarlamak için tuz, taze karabiber ve dilediğiniz kadar pulbiber ekleyin.
- Süzülen makarna sosun içine eklenip karıştırılır.
- Makarnanın üzerine biraz daha kavrulmuş kabak çekirdeği ve fesleğen yaprağı serpilerek sıcak sıcak servis edilir.
Afiyet olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Yıldız Şahinler, İtalya'dan Balkanlar ve Anadolu'ya, her bölgenin makarnaya kendi dokunuşunu nasıl kattığını, aile hikayesi üzerinden aktarıyor. Bronz kalıpların yüksek kaliteli makarna yaratmada üstlendiği rolü Pastavilla anlatıyor.
12 Eki 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




