Şehirde yaz neydi?

Meyve-sebzeydi. Kavuşulan kamusal alanlardı, tırmanılan ağaçlardı. Pazardaki fasulyesi güzel Erdoğan Kardeşler'di… Eskiden beri tekelini bırakmayan domateslerdi.
Şehirde yaz neydi?

6 Haziran - TheLifeCo - İstanbul
TheLifeCo ile birlikte

Gerçek potansiyelinizle tanışın: TheLifeCo Pandemi gerçeğiyle yaşamayı öğrenirken bir yandan da kendimizi bu dönemde en uygun şekilde korumaya odaklanmış durumdayız. Yoğun çalışma temposuna kısa bir mola vermek isteyen iş insanları, gündelik hayatlarında sağlık arayışına yanıt bulamayanlar, verilen bir konser, biten bir set ya da stresli iş görüşmeleri sonrası dinlenme ve yenilenme ihtiyaçlarını karşılamak isteyen sinema, müzik, sanat dünyasının ünlü isimleri… Hepsinin ortak noktası sağlıklı yaşama verdikleri önem. Kendine iyi davranan, bedeninin ve zihninin ihtiyaçlarını dinleyen, sağlığa yaklaşımında önleyici bir metot izleyen bu başarılı isimlerin ihtiyaçlarını anlayarak hayattan maksimum performans almalarını sağlayan TheLifeCo Wellbeing, sizleri unutulmaz bir sağlık yolculuğuna davet ediyor. Başarıya doğru yürürken yavaşlayın ve nefes alın... Türkiye’de fark yaratmış pek çok markanın altında imzası bulunan Ersin Pamuksüzer’in yüksek tempolu, stresli hayatından Tayland’ın egzotik adalarına kaçışı ve Türkiye’ye eli boş dönmemesi ile başladı TheLifeCo’nun global başarı hikayesi. Kişisel bir ihtiyaçtan yola çıkarak kurulan TheLifeCo, nihayetinde dünyanın her yerinden 35 bin kişinin hayatına dokunmayı başaran bir marka haline geldi. Ersin Pamuksüzer TheLifeCo felsefesini, “ Fiziksel ve zihinsel olarak arınan bir beden mükemmel bir makine gibi çalışıyor. Uyku kaliteniz, düşünce berraklığınız, vücudunuzun zindeliği tavan yapıyor. Daha verimli bir iş hayatına sahip oluyorsunuz. Bu nedenle, her yönetici düzenli aralıklarla arabasına olduğu kadar bedenine ve zihnine de yatırım yapmalı. ” sözleri ile açıklıyor. Hayatının kontrolünü eline almak isteyenler için: TheLifeCo Avrupa’nın önde gelen sağlıklı yaşam merkezlerinden TheLifeCo Wellbeing, ilk andan itibaren misafirlerinin kendilerini en iyi hissedeceği ortamı hazırlıyor ve onlara kaliteli bir yaşamın kapılarını açıyor. TheLifeCo’nun ödüllü programları, detoksla bedenin toksinlerden arınmasını, yaşlanma karşıtı ve bağışıklık güçlendirici doğal terapilerle enerji seviyesinin yükselmesini sağlıyor. TheLifeCo misafirleri, programlarını SPA, yoga, meditasyon, nefes terapisi, masaj ve fitness aktiviteleriyle zenginleştirerek stres yönetiminden uyku problemine pek çok konuda uzman desteği ile bedensel ve zihinsel potansiyellerine ulaşıyor. Aynı zamanda doktorlar, diyetisyenler ve alanında uzman wellness koordinatörleri tarafından hazırlanan programlarla, kronik rahatsızlıkların (obezite, hipertansiyon, kolesterol, diyabet, sindirim problemleri) doğal yollarla önüne geçilerek vücudun iyileştirici potansiyeli açığa çıkarılıyor. Program boyunca gerçekleşen kazanımla gündelik hayatta ihtiyaç duyulacak motivasyon sağlanmış oluyor. TheLifeCo’yu Instagram’dan ve YouTube’dan da takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Yaz, gelişini bahardan itibaren önce kokusuyla belli ediyor. Benim de böyle zamanlarda sokağa çıkma isteğim hızla artıyor. Özellikle de parklardaki meyve ağaçlarına ve semt pazarlarına uğramak için. Çünkü domatesleri, çilekleri toprakta dalında ve tezgâhta dizili görmenin keyfi bambaşka. Hele ki pandemi gibi uzun zamandır bizi kapalı mekânlara mahkum eden -veya önlem almak için buna mecbur eden- bir dönemin ardından meyve ve sebzeleri bir buket papatyaymışçasına nasıl kucaklamayalım? Dolayısıyla bugün, bahardan itibaren şehir çiçeklerle donatılırken ben şehrin rengiyle keyif veren meyve-sebzesine atıfta bulunacağım. Meyvesini yapraklarıyla alıp bundan mutlu olanlara selamlar.

Başlarken… Daha önce yayımlanan bir harita geliyor aklıma. Meyvesi, sebzesi henüz şehrin sakinlerine yetmezken bir de üstüne beklediğimden az çeşidin olması şaşırtıyor beni. Veriler, pazar tezgâhlarındaki gibi bir refah sunmuyor. Şehrin elması, kimi çeperlerinde üretilirken ekim alanlarıyla ilgili yayımlanan başka bir haritaya da bakınca elmayla domatesin arttığını ve ayvanın zamanla azaldığını görüyoruz. Sarıyer’deki kivi üretimi şaşırtırken karpuzun sebze olarak tanımlanması kafa karıştırıyor.

Eskiden nasılmış? İstanbul’da yaşayıp bu şehri rengârenk ürünlerine varıncaya kadar seven birinin “Eskiden nasılmış peki?” diye düşünmemesi mümkün değil. O zaman da İstanbul Ansiklopedisi gibi, 20. yüzyılda kaydedilen nefis bir metne başvuruyorum ister istemez. Zamanla neler değiştiğini bir kolaçan ediyorum. 

Tarihçi Reşad Ekrem Koçu tarafından kaleme alınan İstanbul Ansiklopedisi’nde meyve ve sebzelerle ilgili pek not düşülmüyor. Bu maddelerin yerinin bu ansiklopedi olmadığını söylüyor Koçu, o sebepledir ki meyve-sebze isimleriyle argoda var olan deyişler varsa bunlara değiniyor. Örneğin, fındık “hileli zar,” demek oluyor. Fakat domatesle ilgili bir not ilgimi çekiyor: 

“Türk Ansiklopedisi bu kaydına göre yurdumuz için çok yeni sayılabilecek bu sebze-meyve, zamanımızda Türk mutfağında ve sofrasında en çok, en başta istihlak edilir (tüketilir) bir durumdadır; Türk gıda sanayinde de piyasaya konserve, salça veya keçap (ketçap) denilen bir şekilde arz edilerek çok önemli bir yer almıştır; kızarmamışından memleketimize mahsus olarak turşu yapılır. Kartal-Maltepe’de çok olur.” 

Kartal’daki ekim alanları azalsa da domatesin tekeli devam ediyor. Ayva için de Çengelköy’ünkilerin meşhur olduğunu ve semtte oturanların misafirliğe gittiğinde mutlaka hediye olarak ayva götürdüğünü not ediyor. 

Bostanlar: Asıl dikkat çekici bilgiler, şehrin bostanlarında üretilenlerin İstanbul’a fazlasıyla yettiğini not etmesinde saklı. 1958’de hazırlanan bir haritada 39 bostanın olduğunu, 1883’te de 102 tane kayıtlı bostanın şehri donattığını yazıyor. Şehrin açılan küfelerle bereketlendiği, kimsenin kimseyi kandırmadığı, kötü mal vermediği bir dönem.

Tezgâhlara doğru: Meyveyle başlayan yolculuk, bizi aslında insanların tezgâhlarına götürüyor. Yine mekânda buluşuyoruz. Kamusallıktan insanlarla temas ettiğimiz bir alana geçiyoruz. Taze olduğunu varsaydığımız ve bizi yeni meyve sebzeler geldi diye heyecanlandıran yaz, biraz da bu. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

Şehirde yaz

İçindekiler: Şehrin çiçek haritası, İstanbul Ansiklopedisi’nde meyve ve sebzelerler, Sarayburnu Sahili'nde bir yaz rüyası, yaz sözlüğü

06 Haz 2021

TheLifeCo ile birlikte
Fotoğraf: Tunç Uğurdağ

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?