Cihangir'de Müdavimiyim!

Mahalle: Cihangir. Müdavimler & Yazılar: Berkok Yüksel, Yağmur Engin, Duygu Türkmen, Seda Yılmaz, Burkay Adalığ, TritonHub, İpek Özbay. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.
Cihangir'de Müdavimiyim!

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

“Bir tebessüm almadan sokaktan geçmek zordur.”

Berkok Yüksel

Cihangir asabi insanlar için zor bir semt. İnsanın morali bozuk olmaya gelmez, eve yürürken bir tanıdık illa hâl hatır sorar. Sonra başka biri “Gel, bir şey ikram edeyim,” der. Peşinden bakkal bir espri patlatır. Tekel yeni gelen denediği birayı bir sommelier edasıyla önerir. Geçen ayaküstü tanıştığın ressam bey zerafet dolu bir baş selamı verir, insan kendini Fransız asilzadesi hisseder. Sokağın en arsız kedisi durduk yere gelir hafiften yavşar, kendini okşatır. 

Kaç milyon olduğunu saymaktan vazgeçeli çok olmuş İstanbul’un içinde ufak bir kasabaya hoş geldiniz. Muhtara ulaşmak için muhtarlığa gidilmez — WhatsApp’tan mesaj atılır; postacı yaklaşırken cepten arar, kargoyu yandaki kafenin garsonu emanet alır. Yaz başı ev bitkisi satan hamala ayaküstü bitki bakımı danışılır. Cihangir’de insan acelesi olunca kısa yoldan değil daha az tanıdıkla karşılacağı arka yoldan gider. Ben Cihangir’i bu yüzden severim. Bir tebessüm almadan sokaktan geçmek zordur.

İyi mahallelere hastır; insanları da mekânları da kalıcıdır. Rolleri de sadece bir hizmet sunmak değil, semtin kimliğini taşımaktır. İki mekân özellikle benim için bu konuda örnek teşkil ediyor. Biri Firuzağa Kahvesi'nden sonra Cihangir’in en uğrak mekânı Geyik, diğeri de Demeti, Cihangir’in sakin ve samimi zerafetini gösteren meyhanesi.

Geyik ilk günlerinden bu yana sadece mahallenin hava kararınca buluşma ve sokağa taşma noktası olmadı, aynı zamanda Türkiye’de kokteyl denince akla gelen ilk markalardan. Yağmur’un her şeyi gören gözlerinin altında, ekibin hızlı adımlar ve kıvrak hareketlerle aniden arkadaş çemberinin ucunda belirip emin olmayan üyelere “Nasıl bir şey seversin? Tatlı, ekşi, acı?” diye sorarak siparişler beraber gönül de alması artık bir Cihangir klasiği.

Demeti de duygu katsayısı yüksek her okazyona uygun, lezzetli, temiz ve ince ruhlu bir meyhane. Yabancı arkadaşlara "Bakın Türkiye’nin trattoria’sı, izakaya'sı böyle olur," diye göstermelik; sevgiliyle köşe masada manzara yerine birbirinin gözlerine bakmalık; hasret giderilecek arkadaşlarla kadeh tokuşturmalık. Ve hatta tek başına gidip hızlıca sardalya ızgarası, arnavutciğeri yanına da bir tek atmalık. Yine mahalledeki o tanıdık tebessümü kültürü burada da var — Didem Hanım’ın “Hatırlamam mı?” gülümsemesiyle hoş buyuruşu, Serkan Bey’in ehlikeyif isteyişinizi hatırlayışı insanda kusur görünce örtme, görmeyince de övme isteği uyandırıyor.

Taze sebze meyvenin adresi: Yeşilçam Manavı


“Yaşayan herkesin evinin salonu gibidir mahalle sokakları.”

Yağmur Engin

Sabahın kör karanlığında güneşi karşılamak üzere Roma Parkı’nda başlatırım uykusuz geçen bir gecemi. İstanbul’un en güzel manzarasında, zihnime dolar günün ışığı. Dar sokaklardan geçerken gözlerim hep eski binaların cephelerinde, evime doğru yürürüm. 

Cihangir’i Cihangir yapan insanlarıdır — rastlantısal selamlaşmalar, gülümsemeler, denk gelip bir kahve paylaşmaktır bu mahallede güzel olan. Hep tek dolaşsan da hiç bir zaman yalnız kalmazsın. Biraz da plansız yaşamanın yeridir, burada yaşayan herkesin evinin salonu gibidir mahalle sokakları. 1000 metrekare evim var zannedersin. 

Pek zincir marketlere gitmem — haftanın hep aynı günü alışverişimi yapıp, eve dönüp, dolap dizmeye bayılırım. Manavların ve şarküterilerin müdavimiyim burada. İlk Antre Gourmet ve yeni açılan İpek Hanım Çiftliği’ne uğrarım. Yumurtamı başka yerden peynirimi bir başkasından — yani her bir parçayı başka bir mahalle esnafından ala ala, bol sohbet ederek yarım günümü geçiririm. Mesleğim olmasına rağmen evimde tükettiğim şaraplarımı da mutlaka La Cave'dan alırım, Esat Abi’nin sohbeti bambaşkadır. En az konuştuğumuz şey şaraptır üstelik, dünya hâlini birbirimize özetler, apéro saatini ikram ettiği bir kadehle orada başlatırım.

Cihangir manzarası


“Mahalle kültürünün hâlâ yaşadığı nadir yerlerden burası.”

Duygu Türkmen

Ortaokul yıllarımdan beri İstanbul benim için Beyoğlu demek. Cihangir’in Beyoğlu’na bu kadar yakınken Beyoğlu’nun tahammül edemediğim kalabalığı ve karmaşasından bir o kadar uzak olmasını çok seviyorum. Mahalle kültürünün hâlâ yaşadığı nadir yerlerden burası. 

Oturduğum binadaki komşularımla, zamanında anne babamın komşularıyla kurduğu samimi ilişkiyi kurabiliyorum. Sabahları köpeğim Malibu’yla yürüyüş yaptıktan sonra mahalledeki en iyi kahveyi yapan Cem Bozkuş’un sahibi olduğu Norm’a gitmeyi çok seviyorum. Kahvesi, patatesli böreğinin bende bağımlılık yapmış olması; lokasyonu, iç mekânının sadeliği ve her uğradığımda sevdiğim bir başka mahalleliyle sohbet etme fırsatı yakalamam da buranın gediklisi olmamın nedenlerinden.

Norm'un önünde


“Şehirde kendim gibi insanlarla beraber yaşayabilmek çok büyük şans.”

İpek Özbay

Apartmanımın dışarısına adım attığım an karşıdaki cafeden burnuma gelen kruvasan kokusu, cebimde sadece apartmanımın anahtarıyla sokağa çıkıp saatlerce sohbet edebildiğim teraslar; elimde kitabım Cihangir Camii’de ağaç altında kitap okumak; Yeşilçam Manavı’ndan aldığım rokaların tazeliği ya da 10-15 dakika yürüme mesafesinde şehirdeki en iyi sergilere ulaşmak bir yana bu şehirde kendim gibi insanlarla beraber yaşayabilmek çok büyük şans.

Kaçınılmaz bir cevap olarak Journey’nin gerçek bir müdavimiyim. Co-working ruhu, rastgele buluşulan bir akşam yemeği, romantik ilk buluşma yeri ya da iş toplantısı ayırmaksızın çok fazla yolumun düştüğü bir yer. Çalışırken kafamı kaldırdığımda beni her seferinde dinginleştiren Ali Kazma’nın eseri, sanki benim yaptığım playlist'lerin çaldığı ve sıkılmadan yediğim ekmeküstü tabaklarla gedikli olmamak mümkün değil.

“Kırılan bardak olsun. Yeter ki kalpler kırılmasın.”

Seda Yılmaz

Cihangir’de en çok sokak kedileri ve köpeklerini; onları yediren, içiren, gözü gibi bakan mahalleliyi seviyorum. Öteberi almaya çıktığımda esnafla sohbet etmek de iyi geliyor bana. Burada ayakta kalan küçük esnafın varlığını çok önemsiyorum. 

Migros yerine karşısındaki "Bakkalın büyüğü, marketin küçüğü," diye tarif edebileceğim dükkândan alışveriş yapmayı tercih ediyorum. Solucan gübresi koymanın bitkilere iyi geldiğini buranın sahibinden öğrendim mesela. İlk taşındığımızda eskici Rıza Abi’den masa-sandalye almıştık — sandalyeleri dükkândan çıkarırken bir bardak çayı yere devirdiğimde sakarlık ettim diye özür üstüne özür dilemiştim ondan. O gün dediğini hiç unutmam: “Kırılan bardak olsun. Yeter ki kalpler kırılmasın.” Laf olsun diye değil, gönülden söylemişti — onu tanıdıkça daha da iyi anladım bunu.

Mahallelilerin kesiştiği noktalardan
Fotoğraf: Seda Yılmaz


“Cihangirli olmak hayatımda verdiğim en güzel kararlardan.”

Burkay Adalığ

İstanbul’a ilk taşındığımda eski İstanbul’u hissedebilmek için Kandilli’de bir ev tutmuştum. Yedi yıl yaşadığım Kandilli’nin kalbimdeki yeri ayrıdır ama Kandilli izole bir yaşam sunar. Ekmek almaya bile arabayla gidilir, sosyalleşmek için hep başka bir semte gitmek veya karşıya geçmek lazımdır. 

Her hafta, haftada bazen 2-3 kez geldiğim Beyoğlu, yemek yediğim, dostlarımla buluştuğum bir yerdi ve Kandilli’den git gel yapmak zor oluyordu. “Öyle bir yerde yaşasam ki hem kolayca sosyalleşebileyim hem de çevremde güzel binalar ve insanlar olsun,” dediğim sırada Cihangir’i keşfettim. Altı ay Cihangir sokaklarını arşınladım; sonunda cumbalı, tarihi bir apartmanda yüksek tavanlı bir ev buldum. 500 metre çapın içinde bara, club’a, meyhaneye, kuru temizlemeciye, bakkala, manava, elektrikçiye, marangoza, züccaciyeye aklınıza gelebilecek her şeye ulaşabilmek müthiş bir lüks. 

Bir yerin müdavimi olabilmem için orayı evim gibi hissetmem, tek başıma bile gitsem rahat etmem gerek. Uzun yıllar Cihangir ve müdavimlik söz konusu olunca aklıma gelen ilk yer Aliye Meyhane’ydi. Kapandığını düşündükçe hâlâ içim sızlar. Neredeyse 24 saat Cihangir’de olduğum için müdavimi olduğum çok mekan var ama 21, uzun yıllardır servis kalitesiyle ve neredeyse 24 saat hizmet vermesiyle tercih ettiğim yerlerden biri. Gündüz ev yemeği yiyebileceğiniz; laptop'ınızı açıp rahatça çalışabileceğiniz; gece dostlarınızla buluşup geniş şarap ve viski seçkisinden istediklerinizi yudumlayarak sohbet edebileceğiniz nadir mekânlardan.

Mahallelilerin yeşilleri


“Sokakta yürürken tadilat hâlindeki dükkânlara kafamızı sokup 'Ustam ne açılıyor buraya?' sorusunu yapıştırıyoruz.”

TritonHub

Tüm sanat camiası burada diye geldik — biz geldik de kimse kalmamış, herkes yepyeni ve köşeli rezidans hayatlarına doğru göçüp gitmiş buralardan. Bize de bu değişime tanıklık etmek kaldı; gözlem yapabiliyor olmak iyi geldi. Yeni bir yer açılsa da müdavimi olsak bekleyişinde, sokakta yürürken tadilat hâlindeki dükkânlara kafamızı sokup "Ustam ne açılıyor buraya?" sorusunu yapıştırıyoruz. 

Hızlıca radarımızda olan yerlere bakalım: Nolita — yeni adıyla Noly — tatlı konusunda güvenli bölge. "Ben cookie’ciyim!" diyenlere Jacqueline Cookies  garantili tavsiyemiz. Ofiste ilham gelmiyor diyelim, Crea Atölye - Chado Tea alternatif çalışma alanlarımızdan. Bol karabiber seven vegan veya vejetaryen arkadaşlarımıza düşünmeden Hanımeli Ev Yemekleri’ni öneriyor, aynı binadaki ofisimize de kahveye davet ediyoruz. Esnaf lokantası konsepti değil de gerçek esnaf lokantası arayanlar için Ağa Hamamı Sokak’ta isimsiz bir lokanta var. Belediye işcileri, bölgenin kuryeleri burada — saat 16.00 gibi kapanır ya da birazcık pilav kalır. "Bana bi' simit yeter"ciler için 24 saat açık Tarihî Cihangir Simit Fırını mis gibi hamur işi kokularını sokağımıza yayar. 

Buralara gelmişken İstiklâl'i hızlıca pas geçip "Beyoğlu’nun arka sokaklarında ne vardı?" diye hatırlamak isteyenler günün her saati pratik ve leziz Tunç Balık sandviçleriyle doyabilir, mesai sonrası rakısında derdin ve kederin kömüre atıldığı Zübeyir Ocakbaşı’na gidebilir. "Cihangir Instagram’ın çok eskisi, herkesin bu köşede fotoğrafı var," diyorsan Yeni Çarşı Caddesi’ndeki Otopark’ın yanından girip Plato Platonik Stüdyosu'nu gezebilirsin. Her katında farklı bir doku ve tarih, her prop’unda "Aaa!" dedirten müthiş arşivi gezebilmek için Plato görevlisine “Ben yönetmenim, filmimiz için stüdyo bakıyorum,” pembe yalanı gerekebilir — doğruyu söyleyip "Bir bakıp çıkacağım," da işe yarayabilir tabii. 

Siparişle deneyimlediğimiz ama fiziksel mekânına gitmediğimiz yerler bu müdavim sevdasına dâhil mi bilemedik ama New York Bagel paketlemesiyle tadının önüne geçiyor; Adıyamanlı Çiğ Köfteci Erkan Usta pişman etmiyor; Cuppa’nın kahvaltı seçenekleri de sepet doldurtup midelerimizi bir güzel şişiriyor.

Cihangir'in mahallelileri

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

🎢 Cihangir'de Müdavimiyim!

Kahve 6’nın falafel dürümü, Journey’nin müzikleri, Kaktüs'ün önünden geçerken arkadan adını seslenen biri hep orada. Misafirler dağılmış, evimizdeyiz biz.

20 Oca 2022

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada
SoliSoli
∙

HİKAYE

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler

George Lucas’ın 1970’lerden itibaren toplamaya başladığı sanat eserleri ile Mellody Hobson’ın koleksiyonunun biraraya gelmesiyle oluşan Lucas Museum of Narrative Art, 20 yıllık bekleyişin ardından Los Angeles’taki Exposition Park’ta ziyarete açıldı. Açılıştan hareketle dünyanın dört bir yanındaki film müzelerini keşfediyoruz.

Deniz Aytekin

·

04 Eki 2026

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler
SoliSoli
∙

HİKAYE

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’

Adana’nın Dilekkaya köyünde Şükriye Arıkanlı, her sabah eline süpürgesini ve plastik hortumunu alıp aile evinin avlusundaki Roma lahitlerini temizliyor. Bu, annesi Hatun Dilci ile babası Amber Dilci’nin definecilere karşı tüfekle koruduğu Anavarza Antik Kenti için onlarca yıldır süren bir aile nöbetinin bugünkü hâli. Yaşar Kemal’in de bir dönem konuk olduğu bu evde gerçek, efsane ve binlerce yıllık tarih iç içe yaşarken Şükriye Hanım’ın aklında artık başka bir soru var: Gençlerin terk ettiği köyde, kendisinden sonra Anavarza’ya kim sahip çıkacak?

Nimet Kıraç

·

01 Eki 2026

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’