Çin yavaşlamayı durdurmaya çalışıyor

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Yıllık GSYH’si 18 trilyon dolar civarında olan, 1989-2024 arası ortalama %9 büyüyen ve 2000 sonrası büyüme hızı sık sık çift haneye çıkan Çin’in pandemi sonrası yavaşlaması devam ediyor. Bu yıl %5 büyümesi beklenen Çin’de gelecek yıl %4,5'lara gerileyen bir büyüme beklentisi bulunuyor. Ortalamalarlardan bu denli aşağıya giden bir büyüme oranı, ister istemez Çin yönetimini olağanüstü genişletici politikalara yönlendiriliyor.
Eylül ayının son haftasında, Çin’in "bazuka" olarak da adlandırılan son derece güçlü para ve maliye politikaları devreye girdi. Çin Merkez Bankası (PBOC) haftalık politika faizini %1.7’den %1,30’a indirirken, zorunlu karşılık oranlarında da yarım puanlık indirim yaptı.
Önümüzdeki süreçte para politikasındaki gevşemenin devam etmesi bekleniyor. Aynı zamanda maliye politikasında da ciddi adımlar atılmaya başlandı. Bölgesel yönetimlerin borçları üstlenilerek yeni kredi kullanımlarına alanlar açıldı. Kamu kuruluşlarına, bitmiş konutların satın alınması için yeni kaynaklar yönlendirildi. İkinci ev alımlarında ilk peşin ödeme oranı %25’ten %15'lere düşürüldü. Tüm bu adımların Çin’de ve Hong Kong borsasında çok ciddi yükselişler şeklinde karşılığını gördük.
Şimdi önemli soru, Çin’in attığı bu adımların finansal piyasalarda gördüğü karşılığın reel tarafta da görülüp görülmeyeceği yönünde. Bu sorunun da şöyle bir kırılımı bulunuyor: Atılan adımlar sadece Çin’de mi bir hareketlenmeye yol açar, yoksa 2008'de ve pandemi döneminde olduğu gibi küresel ekonomide de hareketlenmenin katalizörü olur mu?
Çin’i bu noktaya getiren gelişmelere şöyle bir bakacak olursak, arkasında birkaç önemli faktörün olduğunu görebiliriz. Birincisi, konut sektöründe gözlemlenen hem talep hem fiyat düşüşünün bir türlü durdurulamaması, Çin’i son iki yıldır farklı boyutlarda teşvik edici adımlara yöneltmişti. İstenilen sonucun gelmemesi yeni bir adımı daha getirmiş oldu.
İkincisi, Çin’de Geçtiğimiz aylarda tüketici güvenini önemli oranda düşüren ve işsizliği artma eğilimine sokan önemli bir karar devreye girdi. Ocak 2025’ten başlamak üzere, erkekler için emeklilik yaşı 60’tan 63’e, mavi yakalı kadın çalışanlar için 50’den 55’e, beyaz yakalı kadınlar için ise 55’ten 58’e yükseltildi. Ortalama yaşam süresinin artışına bağlı olarak yapıldığı söylenen bu düzenelemenin arkasındaki önemli nedenlerden birisi, emeklilik fonlarının hızla gerilemeye başlaması ve 2030'lu yıllarda büyük sıkıntı potansiyelinin ortaya çıkması oldu.
Emeklilik yaşındaki bu değişim bir taraftan mevcut çalışanların tüketim eğilimini bastırırken, diğer taraftan gençlerin işgücü piyasasına girişini zorlaştırmaya başladı. Çin’in düşen büyüme oranları işsizlik eğiliminde artış trendine yol açıyor. Her ne kadar manşet işsizlik rakamları %5,3 seviyelerinde bulunsa da, 15-24 yaş grubu olan genç nüfustaki işsizlik oranı Ağustos ayı itibarıyla %18.8’e çıkmış bulunuyor. Bundan birkaç ay önce söz konusu oran %15'lerdeydi. Mevcut çalışanların daha uzun süre kalacağının düşünüldüğü ve ekonominin yavaş büyüdüğü bir ortamda gençlere olan ihtiyacı azaltan bu tablo, genç işsizliğini de artırmaya başladı. Bu gelişmeler tüketici güven endeksini 120 seviyelerinden 86’ya geriletti. Ortalaması 105 olan endeksin bu seviyelere düşmesi, tüketicinin ciddi biçimde güven kaybı yaşadığını ve tekrar tüketime dönmesinin çok da kolay olmayabileceğini gösteriyor.
Özetle, "Atılan adımlar gerçekten tüketim talebini canlandırarak önce Çin’in büyümesinine, sonra da küresel büyümeye mi katkı sağlar; yoksa tasarruf yapma eğiliminini artırmak isteyecek Çinlilerin borsadaki yatırımlarını mı destekler" sorusu, önemli bir ikilem olarak karşımızda duruyor.
Sorunun net cevabını vermek çok kolay olmasa da, mevcut tablonun hisse senedi piyasalarında yaşattığı kadar büyük bir iyimserliğe yol açmasının gerçekçi olmadığını gösteriyor. Önümüzdeki süreçte Çin’de yaşananların ekonomik etkisini görmek için bakır fiyatları önemli bir parametre olacak. O tarafa baktığımızda Çin’in "para bas ve harca" politikasının ne kadar veya ne tarafa yansıdığını daha iyi görme imkanımız olacak. Şu anda bakır fiyatlarının son bir ayda %6,5 yukarıda olduğunu ve beklentilerin fiyatlandığını görüyoruz. Çin’in adımlarının kalıcı olmaması beklentisi, hem finansal piyasalar için hem hammadde fiyatlar için önümüzdeki süreçte önemli dalgalanmalara yol açabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda sakin bir haber akışı takip ettik. Yurt içinde daha çok açıklama temelli bir akış mevcutken, yurt dışında çoğunlukla Avro Bölgesi ve Çin tarafından gelen haberler takip edildi.
10 Eki 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
2026’nın ikinci yarısına girilirken küresel piyasalar, bir yanda yapay zeka yatırım döngüsünün beslediği güçlü bir risk iştahı, diğer yanda enerji fiyatlarındaki oynaklık, jeopolitik belirsizlik ve merkez bankaları arasında derinleşen politika ayrışması olmak üzere birbirine zıt iki kuvvetin gerilimi altında şekilleniyor.

Temmuz FOMC toplantısında asıl haber, faiz kararından değil, 9’a 3’lük bölünmeden ve uzun vadeli tahvillerin verdiği sert tepkiden geldi. Fed faizleri değiştirmedi. Buna bakıp “Toplantı beklendiği gibi bitti.” diyebiliriz. Ancak bu kez asıl hikaye, kararın arkasnda oluşan çatlakta ve tahvil piyasasının verdiği sert tepkiden doğdu. Kısacası FED bekledi, piyasa ise beklemedi.

Bu hafta Türkiye ile Irak arasında imzalanan birkaç anlaşma bölgenin, son aylarda büyük dönüşüm geçiren enerji haritasını önemli ölçüde değiştirme potansiyeli taşıyor. İmzalanan anlaşmalara göre Türkiye, Irak'ta üstleneceği ulaştırma yatırımlarının bedelini petrol ve doğalgazla alacak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ise Kerkük'teki petrol sahalarına ortak olacak.

Türk turizmi 2026'ya art arda gelen rekorların gölgesinde sıra dışı bir kriz yılıyla girdi. Levni Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, krizi hem şehrin en eski turizm bölgesinden hem de küresel bir markanın penceresinden izleyebilen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Sezonun en zor günlerinin geride kalmaya başladığı bir dönemde Karacabay ile İstanbul turizminin 2026 krizini konuştuk.

Piyasalarda bir merkez bankası haftasında daha giriş yapıyoruz. Hafta boyunca Çarşamba günü Fed, Perşembe günü BoE, Cuma günü ise BoJ kararı takip ediliyor olacak.
27 Tem 2026




