Coca-Cola çevre taahhüdünün gerisinde kaldı.

Coca-Cola geçen yıl sattığı tüm içeceklerin en az %25'inin 2030'a kadar yeniden kullanılabilir ambalajlarda gelmesini hedeflediğini söyledi. Ancak çevreci grup Oceana, Coca-Cola'nın geçen ay yayımladığı sürdürülebilirlik raporunda toplam içecek hacminin tahmini %14'ünü kullanılabilir ambalajlarda sunduğunu paylaştığını kaydetti. Bu oran 2 yıl öncesine göre %16'lık bir düşüş yaşandığını gösteriyor.
- Neden önemli? Sprite, Diet Coke ve Dasani gibi içeceklerin üreticisi şirket, 2022 sürdürülebilirlik raporunda, 2018'de 117 milyardan 134 milyar plastik şişe kullandığına yer vermişti. Bu veri şirketi dünyadaki en büyük plastik kullanıcılarından biri hâline getiriyor. Bu süre zarfında Coca-Cola, alüminyum, çelik şişe ve teneke kutu miktarını 60 milyardan yaklaşık 73 milyara çıkarırken yeniden doldurulabilir plastik şişeler 4 milyar civarında kaldı.
- Arka plan: Tüketiciler, en sevdikleri yiyecek ve içecek markalarının ürünlerini nasıl ürettiğine, kullanılan bileşenlerin nereden geldiğine ve nasıl paketlendiğine giderek daha fazla dikkat etmesini istiyor. Bumble Bee ve Diageo gibi bazı şirketler kağıt ambalajı test etti. Danone'nin şişelenmiş su markası Evian 2021'de her tür PET plastik atığın plastik şişelere dönüştürülmesine olanak tanıyan bir teknolojiden faydalanan yeni bir geri dönüştürülmüş plastik materyali tanıttı. Coca-Cola ve Nestlé gibi şirketler, geri dönüştürme olanağını artırmak için belirli ambalajların rengini dahi değiştirdiler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Haftanın tarım ve gastronomi haberleri, 12 Haziran'da Londra'da gerçekleşen Gastronomi ve Yardım Konferansı CRADLE OF FOOD'un değerlendirmesi.
19 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




