“Cüzdanını unuttuğunda esnafta kredin sonsuz.”

Jeffrey Tucker
“Cüzdanını unuttuğunda  esnafta kredin sonsuz.”

11 Ekim - Koç Holding x İstanbul Bienali - Soli
Koç Holding x İstanbul Bienali ile birlikte

Koç Holding tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği 17. İstanbul Bienali devam ediyor. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsin. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Yazı: Jeffrey Tucker. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu. Dükkân: Forno ve Primi

Suriçi’nde bulunan Balat ve Fener mahallelerini birlikte anmakta fayda var; çünkü birbirlerinin devamı niteliğindeler. İki mahalle, Kiremit Caddesi’yle hem birbirine hem de Çarşamba mahallesine bağlanıyor.

Osmanlı tarihinde Fener ve Balat’ın önemli bir yeri var. Fetih sonrası Cantakuzinoslar, Mavrocordatolar, Cosmidisler ve Haritonidisler gibi Bizans’ın önde gelen birçok ailesi buraya yerleşmiş ve birçoğu Osmanlı’nın dışişlerinde önemli roller almış. Osmanlı Devleti'ne bağlı Boğdan eyaletinin beyi, Rumen asıllı tarihçi, yazar ve Klasik Türk müziğine büyük katkılarda bulunmuş müzik uzmanı Dimitri Cantemir’in sarayı da buradaymış. Balat daha sonra Sultan Beyazıd Han’ın yer göstermesiyle Yahudilerin yerleştiği bir mahalle olmuş, Fener ise daha çok Rumların yaşadığı olarak kalmış. Bugün her ikisinde de ne Yahudi ne de Rum nüfus yok denecek kadar az.

Balat'ın kapı önü sürprizleri


Eklektik ve mütevazı

Bizans’tan beri önemini büyük ölçüde koruyan semtlerde birçok mimari eser günümüze ulaşmış durumda. Fener ve Balat da buna dâhil. Rumların oturduğu Fener Patrikhanesi yakınlarında cephesi süslü evler, biraz ötede de zengin ailelerin köşklerinin bir kısmı görülebilir. Balat’ın mimarisi daha mütevazıdır, yapılar döneminin tüm özelliklerini korur, özellikle de 1860-1910 arasında inşa edilmiş evler, kiliseler ve sinagoglar. Balat’taki en eski sinagog 1452’de şimdiki Bulgaristan’dan gelen Yahudiler tarafından inşa edilen Yambol Sinangogu. Bu da bölgede Sultan Beyazıd Han’dan evvel Yahudilerin ikamet ettiğini gösteriyor. Genellikle Rum mimarların yaptığı yığma kagir yapılar İstanbul geleneceği olarak Batı stillerinin ve cumbaların sentezi olarak inşa edilmiş. Kullanılan tuğla, kiremit ve demir gibi malzemeler Beyoğlu’da olduğu gibi Fransa’dan ithal edilmiş. Birçok yapı, yıkılmış Bizans binalarından kalan mahzenlerin bodrumu kullanarak tekrar yapılmış. Eklektik ve kendine has mimarileri olmuş.

2006-2013 UNESCO’dan sonra: dönüşüm başlıyor

2000’li yılların başında Fener ve bilhassa Balat ihmal edilmiş, şehrin “fakir” mahalleleri olarak tanımayanlar için “tehlikeli” anılan yerlerdi. 2006’da UNESCO’nun yaklaşık 120 evi restore etmesiyle Balat-Fener markası oluşmadı, beklenen dönüşüm 2012-2013 yıllarında başladı. Değişikliğin olmamasını arzulayanlardandım ama maalesef olmasına katkıda bulundum. Önce Kastamonu’dan, daha sonra Siirt’ten göç alan Balat ve Fener, bu tarihlerden sonra toplumun bohem kesimlerinden insanların ilgisini çekmeye başladı. Balat esnaf ağırlıklıyken Fener daha çok meskenlerle doluydu. Değişim başladıktan sonra ardı ardına açılan kafe ve küçük restoranlarla esnaf profili de değişti, her iki mahalleye de yayıldı. Bugün de Balat-Fener; nispeten otantik mimari dokusu, çok sayıda yeme-içme adresiyle turist kafilelerinin ve İstanbulluların genellikle haftasonu gezi istikameti.

Mahallenin otantik mimarisi


“Mahalle havası” ve dönüşüm kaygısı

2000’de İtalya’dan İstanbul’a döndükten sonra Asmalımescit-Galata aksında yaşadım ve çalıştım. 2006’da Balat ve Fener ilgilimi çekmeye başladı. Burada yaşamak gibi planım olmasa da mimarisine aşık olduğum ilk evimi Fener’de aldım. 2012’de evin restorasyon işleri bitti ve oturmaya hazırdı; ben de artık Galata’dan kaçmaya… Galata’da kalmayan mahalle hayatını Fener’de buldum. Yaşamaya başladığımda iki ufak kafe ve lokanta, iki bakkal, bir kıraathane ve bir pimapenci olan bir mahalleydi burası.

Hâlâ “mahalle havası” sürüyor, herkes birbirini tanıyor, yardımlaşıyor. Yeni gelenlerin çoğu da düzene ayak uydurmaya çaba gösteriyor. Fakat 2016’dan beri iyice hızlanan dönüşümle birlikte, başka mahallelere olduğu gibi Balat da büyük şirketlerin ilgisini çekmeye başlayacak ve kimliksiz bir AVM’ye dönüşecek endişesi hepimizde var.

Sokak düğününde hep birlikte dans edenler

Balat, çok farklı etnik köken, kültür, millet ve hayat tarzından insanı bir arada ağırlıyor. Mahallede sakinleri karşılıklı saygı ve eski bir mahalle olmasının getirdiği yazılı olmayan bazı kuralların hâlâ geçerliliğini koruması sayesinde bir arada huzur içinde yaşıyor. Tabii ki her ailede yaşanan tartışmalar ve kavgalar burada da var fakat ertesi gün herkes yoluna devam ediyor. Aynı gerçekten bir mahallede olması gerektiği gibi.

İnsanların kedi ve köpeklere bile aileden birisi gibi sahip çıkmalarından nasıl bir toplum ve aidiyet hissiyle sarılı olduğunu anlıyorsun. Mahallede kimin neye ihtiyacı varsa tüm mahalleli imkânları dahilinde o kişiye yardımcı olur. Müslüman, gayrimüslim ve ateist; hepsi Ramazan davulcusuna aynı şekilde yaklaşır. Sokak düğünü olduğunda herkes beraber dans eder. Cüzdanını unuttuğunda esnafta kredin sonsuzdur. Anahtarını rahatlıkla Bakkal Ahmet veya Mehmet’e bırakabilir, gelen kargoyu evde yoksan komşuna aldırabilirsin. Seyahate giden komşunun çiçeklerini zevkle sularsın. Saygı ve sevgiye dayalı alışkanlıkları benimsemeyenler zaten çok fazla dayanamayarak mahalleden ayrılıyor.

Mahallenin esnafları I


Mahallede esnaf olmak

Forno, çocukluk arkadaşım rahmetli Yona’nun mekânı. Burada yaşamasa bile eskiden sahip olduğum Aziz Café’ye yakın olmak için Forno’yu Balat'ta açmıştı. Forno, onun başarı hikâyesi, ben sürdürüyorum. Bugünkü Forno’yu 2013’te, 2009’dan beri depo olarak kullandığım, eskiden Aziz Amca’nın şekercisi olan dükkânda açtım.

Forno'yu takiben İtalyan lokantası Primi de mahallede yerini aldı. Amacım yaşadığım yerde lokanta işini sürdürürken mahallenin esnafları arasında yerimi almak, mahalleye taze kan getirmek ve İstanbul’un keşmekeşine karışmadan yaşamımı sürdürmekti. Meşhur Naftalin Café'yle hemen hemen aynı zamanda açtık. Balat’taki tarihî meyhaneleri saymazsak Fener’deki Yanni’nin yeriyle birlikte 5 yeme-içme mekânından biriydik. Bugünse Fener-Balat bölgesinde yaklaşık 150 mekân var. Yoğunluktan ötürü maalesef mahalleli olarak park yeri ve gürültü konularında sorunlar yaşıyoruz ama yüksek sesli müzikli mekânların olmaması sayesinde Karaköy’deki gibi tükenmişlik söz konusu değil.

Forno


Mahallede keşifte…

Görmediğim sokak, civar mahalle kalmadığını düşünüyorum fakat merak ettiğim ve henüz görmeye fırsat bulamadığım bazı ev içleri var. Cosmidis Haritonidis binaları, Londra Köşkü ve İskoç Birahaneleri çok beğendiğim sivil mimari örneklerinden bazıları.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏠 Bir arada nasıl yaşayabiliriz?

Gerçek hüznün ve mutluluğun paylaşıldığı mahalle. Burası, yardımlaşma ve dayanışmanın elzem olduğu kimsenin aç veya açıkta kalmadığı Balat.

16 Eki 2022

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı