Daha dürüst bir döneme giriş: Sürdürülebilirlik bu şekilde sürdürülebilir mi?

2026, iş dünyası için öngörülebilir stratejilerin ve geleneksel çalışma modellerinin sona erdiği bir yıl olarak tarihe geçiyor. Esasında bu çok şaşırtıcı değil. Zira son yıllarda giderek ivmelenen ve üst üste yaşanan ekonomik, politik ve teknolojik gelişmeler, hem ticari hem de organizasyonel yapıları derinden sorgulattı.
Adam Tooze tarafından 2022 yılında popülerleşen “polycrisis (çoklu kriz)” terimi, sanıyorum ki hiç bu seneki kadar anlam kazanmamıştır. Tarih boyunca benzer sancılı dönemlerden geçilmiş olsa da bu kez mevcut yapılarla yola devam edilemeyecek bir dönüm noktasındayız. Liderler, alışılagelmiş büyüme ve bütçe hesaplarıyla ilerleyebilmek bir yana, ayakta ve oyunda kalma mücadelesi verirken kurumsal esneklik kaslarını geliştirmek zorunda kalıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
YAZARLAR

Sinem Çelik
Kurucusu olduğu sürdürülebilirlik platformu BluProjects’te sürdürülebilirlik stratejisti ve eğitmeni olarak çalışmaktadır. İş dünyası, akademi ve sivil toplum arasındaki köprüleri kurarak sürdürülebilirliği; dönüştürücü ve bütünsel bir alan olarak ele alır. Danışmanlık çalışmalarında etki stratejisi, iletişimi ve davranış değişimine odaklanarak kurumların niyetten ölçülebilir etkiye geçişine rehberlik eder. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Copenhagen Institute for Futures Studies bünyesinde akademik çalışmalar yürütmekte, Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda Komite Başkanlığı yapmaktadır. "Umut, Harekete Geçmektir" başlıklı bir TEDx konuşması bulunan Çelik; projeleri, konuşmaları ve yazılarıyla sürdürülebilirliğin iş dünyasında nasıl yeni bir büyüme ve dayanıklılık modeline dönüşebileceğini araştırmaktadır.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.




