Dönüşümü kovalamak


Yüksek teknoloji, uygun fiyat: TCL 30 SE TCL 30 SE Türkiye’yle birlikte 160’ı aşkın ülkede akıllı telefon, televizyon, modem, tablet, kulaklık ve akıllı saat gibi farklı teknoloji gruplarından ürünler sunarak yüksek teknolojiye herkesin erişebilmesini sağlayacak adımlar atan TCL ’in yerli üretim akıllı telefonu TCL 30 SE , birçok özelliği uygun fiyatla bir arada sunuyor. Neler var? 6,52 inç ekran, MediaTek işlemci ve 5 bin mAh pil ile gelen bu cihazın ön tarafında 8 MP çözünürlük sunan bir selfie kamerası bulunuyor. Arka panelinde 50 MP ana sensör, 2 MP makro kamera ve 2 MP derinlik özellikli üçlü kamera sistemi yer alan cihaz Android 12 işletim sistemiyle geliyor. Dahası: 4 GB Ram, 64 GB ve 128 GB depolama özelliğine sahip 2 farklı modeli bulunan, yerli üretim TCL 30 SE ’nin hafızasını microSD kart desteği sayesinde 512 GB’a kadar genişletmek de mümkün oluyor. TCL 30 SE ve diğer TCL ürünleriyle tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
“Aposto ‘Haberler için Spotfiy gibi bir servis’ (Spotify for news) yaratma iddiasıyla ortaya çıktı. Aposto’nun İtalyanca’da ‘ bir arada/yerli yerinde’ anlamına gelen isminin çıkış noktasında da bu iddia var.”
Aposto’nun kurucu ortağı Orhun Canca, internetten teknoloji tarihini incelerken Wired’ın 1 Şubat 2003’te yayımladığı “The Year Music Industry Dies” isimli makalesine denk geliyor. İlk kıvılcım, işte o anda çakıyor. Makalede bahsedilen müzik endüstrisi; henüz iTunes, Spotfiy gibi servislerle tanışmamış, dijitalleşmeye ayak uydurmakta zorluk çeken, korsan indirmelerle boğuşan, CD satışlarının son altı ayda %11 düştüğü, tabiri caizse son demlerini yaşayan bir sektör. Yazar Charles C. Mann, çözüm için “yeni ekonomik gerçekliği” yansıtan birtakım öneriler sunuyor; ancak uyarmayı da ihmal etmiyor: “Bunlardan herhangi birini yapmak imkansıza yakın. Bunların hepsini yapmak ise iş dünyası tarihindeki en şaşırtıcı geri dönüşlerden biri olacaktır.” Makalede çizilen olumsuz tablonun aksine müzik endüstrisi, aradan geçen 13 yılda Spotify’ın baş rolü kaptığı bir hikâyeyle “imkansızı” gerçekleştirmeyi başardı.
Canca, “Neden medya sektörü için de aynısı olmasın? Dönüşecek bir endüstri varsa her türlü dönüşecek, sadece doğru zamanı yakalamak gerekiyor.” diye düşünüyor.
- Nedir? “Bilginin nereden ve nasıl önümüze düştüğü belli olmayan bir dünyada; tatmin edici, güvenilir ve insanlara internet kullanımları içerisinde adeta bir vaha hissiyatı verecek dijital bir medya servisi.”
Aposto’nun ilk e-posta bültenleri, adeta bir Spotify çalma listesi gibi kurgulanıyor. Son 24 saatte dünyada ve Türkiye’de olup bitenler, farklı kaynaklardan (farklı sanatçılar) derlenerek madde madde yazılıyor. Bu maddelerin her biri, adeta bir şarkı. Günün sonunda 30-35 maddelik (şarkılık) bir bülten (playlist) hazırlanıyor. Aposto, e-posta bültenleri üzerinden içerikler derleyerek başladığı yolculuğuna uzun süredir kapsamlı bir dijital medya servisi olarak devam ediyor. Bu yolculukta bugüne kadarki en büyük adımıysa haziran ayında, içeriklerini tek bir çatı altında bir araya getiren uygulamasıyla attı.
Orhun ile röportajımızın tamamına linkten ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye’de kadın girişimciler artıyor mu? Kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve artırılması için neler yapılmalı? Aposto’nun ortaya çıkış iddiası ve başarmak istediği hedefler neler?
16 Kas 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



